Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Billāh ey bād-ı ṣabā be’şnev to ez-men yek kelām
Ḥāl-i hicrāneş be-gūyī pīş-i yārem ve’s-selām
Z’iştiyāḳ u ḥasret-i dīdār-ı rūḥ-efzā-yı ū
Derd ü ġam ber-men ḥelāl ü zindegānī şod ḥarām
Kāşkī der-rūz-ı evvel āşnāyī hem ne-būd
Īnçonīn fürḳat ki mā-rā mī-küşed her ṣubḥ u şām
Nā-çeşīde leẕẕet-i nūş-ı viṣālet-rā henūz
Pīş zehr-ālūd-ı hicrān mī-resed ber-men müdām
Ġāyet ü pāyān ne-dāred şerḥ-i hicrāneş Münīr
Ḳıṣṣa-rā kūteh konem kār-ı men ez-vey şod tamām

Günümüz Türkçesiyle

1. Allah aşkına, ey saba yeli, benden bir söz dinle: Ondan ayrılığın hâlini sevgilimin önünde anlat, vesselam. ("Ve’s-selām" Arapça "ve selam" demektir; söze son verirken "işte bu kadar" anlamında kullanılır.)

2. Onun cana can katan yüzünü görme özleminden ve hasretinden dert ve gam bana helal, yaşamak haram oldu.

3. Keşke ilk gün tanışıklık da olmasaydı; o zaman bizi her sabah ve akşam öldüren böyle bir ayrılık da olmazdı.

4. Daha senin vuslatının balının tadını almadan, ondan önce zehir katılmış ayrılık bana durmadan ulaşıyor.

5. Ey Münîr, onun ayrılığını anlatmanın ne sonu var ne sınırı; hikâyeyi kısa keseyim: Onun yüzünden benim işim bitti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz dördüncüsüdür (fg 104). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ām" sesidir: kelām, selām, ḥarām, şām, müdām, tamām. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 86b) ve Viyana (VY 69a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir haber gönderme sahnesiyle açılır. Âşık saba yelinden bir söz dinlemesini ve sevgiliye ayrılığın hâlini anlatmasını ister. Saba yeli divan şiirinde âşık ile sevgili arasında haber taşıyan rüzgârdır; burada ona söz dinleyen ve söz ileten bir ulak gibi seslenilmesi teşhis sanatıdır. Matlaın "ve’s-selām" sözüyle bitmesi ilginçtir: Kelime hem bir mektubun sonundaki selamı hem de "işte bu kadar, sözün sonu" anlamını taşır. Bu yüzden saba yeline verilen haber bir mektup gibi kapanır.

İkinci ve üçüncü beyitler tezatlarla kurulur. İkinci beyitte "ḥelāl" ile "ḥarām" karşı karşıya gelir: Âşığa dert ve gam helal, yaşamak ise haram olmuştur. Fıkıh dilinden alınan bu iki kelime, âşığın hayatında her şeyin tersine döndüğünü anlatır. Üçüncü beyitte "ṣubḥ" (sabah) ile "şām" (akşam) karşıtlığı, ayrılığın günün her vaktinde âşığı öldürdüğünü söyler. Beytin başındaki "kāşkī" (keşke) dileği, aşkın ilk günündeki tanışıklığa duyulan pişmanlığı açıkça dile getirir.

Dördüncü beyit tat ile zehrin tezadına dayanır. "Nūş" sözlük anlamıyla bal ve tatlı içecek demektir; âşık vuslatın bu balını henüz tatmamışken ayrılığın zehri ona durmadan gelmektedir. Kavuşmadan önce ayrılığın gelmesi, beklenen düzenin tersine çevrilmesidir ve beytin acı ironisi buradan doğar.

Mahlas beyti, matladaki söz ve haber diline döner. Ayrılığın şerhinin sonu yoktur; şair hikâyeyi kısa kesmeye karar verir ve sözünü "kārem tamām şod" (işim bitti) diye bağlar. Bu söyleyiş hem anlatının bitmesini hem de âşığın tükenmesini anlatır. Gazelin ilk kafiyesi "kelām" (söz), son kafiyesi "tamām" (bitti) kelimesidir; böylece gazel bir sözün başlamasıyla açılıp bitmesiyle kapanır. "Şerḥ" (açıklama) ve "ḳıṣṣa" (hikâye) kelimeleri de bu söz dilinin parçalarıdır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar