Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātün mef‘ūlü fā‘ilātün (neşir ayrıca müstef‘ilün fe‘ūlün müstef‘ilün fe‘ūlün verir)
Be’nger be-rūy-ı zerdem bā-eşk-i lāle-gūnem
Gülhā-yı ter şikofte ez-āteş-i derūnem
Zāhid be-ḫiffet-i ‘aḳl ṭa‘ne me-zen be-men hīc
Dīvāne’ī meger to men ḫod çonīn cünūnem
Tā der-ḫayāl-i la‘leş ġāyib şodī to ez-men
Ey dil ne-dānem aṣlā men der-kocā vü çūnem
Bī-ḫāl-i la‘l-i nābet der-fürḳat-i ruḫ-ı to
Geh der-miyān-ı āteş geh der-miyān-ı ḫūnem
Ez-dest-i dil Münīrī mā-rā me-kon şikāyet
Men ḫod zi-dest-i ān dil bedter zi-to zebūnem
Günümüz Türkçesiyle
1. Lale renkli gözyaşımla birlikte sararmış yüzüme bak: İçimdeki ateşten taze güller açmıştır.
2. Ey zahit, beni aklımın hafifliğiyle hiç ayıplama. Yoksa deli olan sen misin? Ben zaten deliliğin ta kendisiyim. (Beyit iki türlü okunabilir: soru, zahidin kendisinin deli olduğunu ima eder; Ersoy ikinci mısraı "benim aşk hususundaki deliliğim karşısında asıl deli sensin" diye anlar.)
3. Ey gönül, sen onun lal dudağının hayali içinde benden kaybolup gittiğinden beri nerede ve nasıl olduğumu hiç bilmiyorum.
4. Saf yakut gibi dudağının beni olmadan, yanağının ayrılığında kâh ateşin ortasındayım, kâh kanın ortasında.
5. Ey Münîrî, gönlün elinden bize şikâyet etme; ben kendim o gönül yüzünden senden de beter, senden de zavallıyım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz sekizincisidir (fg 108). Neşir vezni "mef‘ûlü fâ‘ilâtün mef‘ûlü fâ‘ilâtün" olarak verir ve ayrıca "müstef‘ilün fe‘ûlün müstef‘ilün fe‘ûlün" kalıbını da gösterir; iki dizi aynı hece düzenini iki ayrı biçimde adlandırır. Ersoy'un redif listesinde gazel "-em" (-ım, -im) redifiyle gösterilir; kafiye "-ūn" sesidir: lāle-gūn, derūn, cünūn, çūn, ḫūn, zebūn. Şiir Vatikan (VT 87b) ve Viyana (VY 69a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla renklerin karşıtlığıyla açılır. Âşığın yüzü sararmıştır, gözyaşı ise lale gibi kırmızıdır; divan şiirinde kanlı gözyaşı aşk acısının en bilinen işaretidir. Şair sarı yüz üzerine düşen kırmızı damlaları, içteki ateşin açtırdığı taze güllere benzetir. Ateşten gül açması bir paradokstur ve yanma ile çiçeklenmeyi aynı imgede birleştirir.
İkinci beyit divan şiirinin bilinen zahit ile âşık çatışmasını işler. Zahit âşığı akılsızlıkla suçlar; âşık ise suçlamayı geri çevirir ve kendini deliliğin ta kendisi olarak tanıtır. "Ḫiffet-i ‘aḳl" (akıl hafifliği), "dīvāne" (deli) ve "cünūn" (delilik) kelimeleri arasında tenasüp vardır. Aşk deliliği bu şiirde bir kusur sayılmaz, âşığın övündüğü bir hâl olur.
Üçüncü beyitte âşık gönlüne seslenir. Gönül sevgilinin dudağının hayaline dalıp kaybolmuştur; onunla birlikte âşık da kendini kaybetmiş, nerede ve nasıl olduğunu bilemez olmuştur. "Kocā vü çūn" (nerede ve nasıl) ifadesi, kendinden geçişin bir mekân ve hâl yitimi olarak anlatılmasıdır. Dördüncü beyitte "āteş" ile "ḫūn" (kan) yan yana gelir: Ateş gönül yangınını, kan gözyaşını ve yarayı karşılar. Lal ile yakut renginin kırmızılığı da bu kanla tenasüp kurar; "geh ... geh" (kâh ... kâh) tekrarı âşığın iki hâl arasında gidip gelişini sezdirir.
Mahlas beyti bir iç konuşmadır. Konuşan, şaire, yani Münîrî'ye, gönlünden şikâyet etmemesini söyler, çünkü kendisi de aynı gönül yüzünden ondan daha çaresizdir. Şairle konuşanın, gönülle âşığın birbirine seslenmesi, gazelin ikinci beytindeki zahit sahnesinden sonra şiire ikinci bir karşılıklı konuşma ekler. "Ez-dest-i" deyimi sözlük anlamıyla "elinden, yüzünden" demektir ve beyitte iki kez geçer.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 196-197, fg 108 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






