Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Merdüm-i çeşm merā ṣoḥbet-i nūş-ā-nūşest
Mī-nümāyed ki nigūn geşte sebū ber-dūşest
Ez-mey-i la‘l-i to z’ān cür‘a ki ber-ḫāk resīd
Bāde der-kūşe-i ḫum-ḫāne be-ḫum der-cūşest
Şerbet-i tīġ-i to bihter buved ez-āb-ı ḥayāt
Ber-dil-i ḫaste ki nīş-i to bih ez her nūşest
Gerçi ġāyib şode-est īn dil-i küşte-i men
Mī-nümāyed ki der-ān piste yekī ḫāmūşest
Hīc ber-dāmen-i vaṣleş ne-resed dest-i Münīr
Ber-dilem şāhid-i maḳṣūd ki der-āġūşest
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözümün bebeği, karşılıklı kadeh tokuşturulan içki sohbetinde bana arkadaştır; omzunda devrilmiş bir testi taşıyormuş gibi görünür. ("Merdüm" sözlük anlamıyla hem insan hem göz bebeği demektir. "Nūş-ā-nūş" "iç, iç" diye karşılıklı içilen meclistir. Beyit iki türlü okunabilir: devrilmiş, ağzı aşağı dönmüş olan testidir; Ersoy ise göz bebeğini sırtında testi taşımaktan beli bükülmüş birine benzetir.)
2. Senin la‘l dudağının şarabından toprağa düşen o yudum yüzünden, meyhanenin köşesinde küpteki şarap kaynamaktadır. ("Cür‘a" kadehin dibinde kalan ya da toprağa dökülen yudumdur. Ersoy ikinci mısraı "küpten taşan bade gibidir" diye bir benzetme olarak anlar.)
3. Senin kılıcının şerbeti âb-ı hayattan daha iyidir; çünkü yaralı gönle senin iğnen her baldan daha iyi gelir. ("Nīş" sözlük anlamıyla iğne, diken, neşterdir; "nūş" ise bal, tatlı içecek ve panzehir demektir. Ersoy "nīş"i neşter ve iğneli söz, "nūş"u panzehir olarak anlar.)
4. Bu öldürülmüş gönlüm kaybolmuş olsa da, o fıstıkta birinin sessizce durduğu görülüyor. ("Piste" fıstıktır ve divan şiirinde sevgilinin küçük ağzını anlatır. Kaybolan gönlün sevgilinin ağzında sessizce durduğu söylenir.)
5. Münîr'in eli hiçbir zaman onun vuslatının eteğine ulaşmaz; oysa gönlümde murat edilen güzel kucaktadır. (Beyit iki türlü okunabilir. Mısraın sözüne göre el vuslata erişemezken gönül sevgiliyi kucaklamaktadır; Ersoy ise ikinci mısraı "gönülde maksudumuz olan güzeli kucaklama arzusu vardır" diye anlar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin on dördüncüsüdür (fg 14). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde gazel "est" redifliler arasında yer alır. Kafiye "-ūş" sesidir: nūş-ā-nūş, dūş, cūş, nūş, ḫāmūş, āġūş. Şiir Vatikan (VT 64b) ve Viyana (VY 48b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti meyhane hayalleriyle örülüdür. Birinci beyitte âşığın göz bebeği içki meclisinde ona arkadaş olur. "Merdüm" kelimesinin hem insan hem göz bebeği anlamına gelmesi, göz bebeğini meclisteki bir kişi gibi düşünmeyi mümkün kılar; bu kişi omzunda devrilmiş bir testi taşır. Ağlayan gözden boşalan yaş, ağzı aşağı dönmüş testiden akan şaraba benzer. İkinci beyitte sevgilinin dudağından toprağa düşen bir yudum, meyhanedeki küpleri kaynatacak kadar güçlüdür. Kadehten toprağa yudum dökmek meyhane âdabından bilinen bir harekettir; şair bu hareketi sevgilinin dudağına bağlayarak şarabın bile onun karşısında coştuğunu söyler.
Üçüncü beyit bir tezat ve cinas üzerine kurulmuştur. Sevgilinin kılıcı öldürür ama onun şerbeti âb-ı hayattan daha iyidir; sevgilinin iğnesi yaralar ama yaralı gönle her baldan daha iyi gelir. "Nīş" ile "nūş" arasındaki tek harflik fark, acı ile tatlıyı aynı kalıpta yan yana getirir. Dördüncü beyitte sevgilinin ağzı fıstığa benzetilir ve kaybolan gönlün orada sessizce oturduğu söylenir; küçük ağız mazmunu bir saklanma sahnesine dönüşür. "Ḫāmūş", yani sessiz, sözü ağzın küçüklüğünü konuşmamakla da birleştirir: ağız o kadar küçüktür ki içindeki gönül de ses çıkaramaz. Üçüncü beyitteki "nūş" kafiyesi birinci beyitteki "nūş-ā-nūş" ile aynı kelimeden gelir; ilk iki beyitteki "ḫum", "ḫum-ḫāne", "sebū", "cür‘a", "mey" ve "bāde" kelimeleri de meyhaneye ait geniş bir tenasüp oluşturur.
Mahlas beyti el ile gönül arasındaki karşıtlığa dayanır. Münîr'in eli sevgilinin eteğine ulaşamaz, ama gönlü onu kucaklar. Ersoy beyti bir arzu cümlesi olarak anlar; mısraın sözüne bağlı kalındığında ise el ile gönlün durumu arasında bir tezat ortaya çıkar. Tek tek beyitlerde içki, yara ve kayboluş hayalleri öne çıksa da gazelin bütününü sevgilinin dudağı birleştirir: şarap onun la‘l dudağından damlar, gönül de onun fıstık ağzında saklanır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 141, fg 14 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






