Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Her nefes k’ez ḥālet-i hicrān-ı to yād āverem
Ez-derūn-ı dil çü ney ṣad gūne feryād āverem
Ger be-tīġ-i cevr mā-rā mī-küşed her dem ġamet
Ān niyem k’ez dest-i to feryād-ı bī-dād āverem
Ez-viṣāl-i dil-küşāyet mī-konem taḳrīr bāz
Ger hemī ḫᵛāhem ki dil-rā ez-ġam āzād āverem
Merdüm-i çeşmem ki şod maḥbūs-ı çāh-ı īn ẕeḳan
Çün konem her dem be-ū ez-ḫūn-ı dil zād āverem
Ṭıfl-ı dil-rā ber-ser-i gül-zār-ı kūy-ı ū Münīr
Ber-temāşā-yı ḳad-i bālā-yı şimşād āverem

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin ayrılığındaki hâlimi her nefeste hatırladıkça, gönlümün içinden ney gibi yüz türlü feryat koparırım.

2. Senin gamın bizi her an zulüm kılıcıyla öldürse de, ben senin elinden "adaletsizlik" diye feryat edecek biri değilim.

3. Gönlü gamdan azat etmek istersem, senin gönül açan visalini yeniden anlatır, dile getiririm. ("Taḳrīr" sözlük anlamıyla bir şeyi anlatmak, dile getirmek demektir.)

4. Bu çene kuyusunda hapsolmuş göz bebeğime her an gönül kanından azık götürürüm.

5. Ey Münîr, gönül çocuğunu onun mahallesinin gül bahçesinin başına, şimşir gibi uzun boyunu seyretmeye getiririm.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz on dördüncüsüdür (fg 114). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "āverem" (getiririm) kelimesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ād" sesidir: yād, feryād, bī-dād, āzād, zād, şimşād. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 89a) ve Viyana (VY 71a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Redif "āverem" Farsçada "getirmek" fiilinden gelir, ama gazelde her seferinde başka bir deyimin parçası olur. "Yād āverden" hatırlamak, "feryād āverden" feryat etmek, "āzād āverden" azat etmek demektir; dördüncü ve beşinci beyitlerde ise fiil gerçek anlamıyla bir şeyi bir yere getirmeyi anlatır. Aynı redifin deyim içinde ve gerçek anlamıyla kullanılması gazele bir çeşitlilik verir; bu bizim tespitimizdir.

Matlada âşık neye benzetilir. Ney içi boş bir kamıştır ve iniltili sesi divan şiirinde ayrılık acısını anlatmanın bilinen imgesidir; "derūn-ı dil" (gönlün içi) ifadesi neyin içinden çıkan sesle örtüşür. İkinci beyit sabrı ve teslimiyeti dile getirir. Gam âşığı zulüm kılıcıyla her an öldürse de o sevgiliden şikâyet etmez; "feryād" kelimesi birinci beyitte koparılan iniltiyi, ikinci beyitte ise yapılmayan şikâyeti anlatır. Böylece aynı kelime iki beyitte karşıt anlamlarda kullanılmış olur.

Dördüncü beyit gazelin en ayrıntılı imgesini kurar. Divan şiirinde sevgilinin çene çukuru bir kuyuya benzetilir ve bu kuyu çoğu zaman Hz. Yusuf'un atıldığı kuyuyu çağrıştırır. Âşığın göz bebeği bu kuyuya düşmüş, orada tutsak olmuştur; âşık ona gönül kanından azık taşır. "Merdüm" kelimesi sözlük anlamıyla hem insan hem göz bebeği demektir; bu yüzden "merdüm-i çeşm" kuyuya hapsedilmiş bir kişi gibi düşünülebilir. Gönül kanının azık olması, gözün kanlı yaş dökmesine işaret eder; bu yorum bizim çıkarımımızdır.

Mahlas beytinde gönül bir çocuğa benzetilir. Çocuk gezintiye götürülür gibi sevgilinin mahallesindeki gül bahçesine getirilir ve orada sevgilinin uzun boyunu seyreder. Sevgilinin boyu şimşir ağacına benzetilmiştir; gül bahçesi, şimşir ve seyir kelimeleri bir bahçe tablosunda birleşir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar