Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ez-dīde geh der-āb u geh ez-dil der-āteşem
Her ḥāletī ki behr-i to bāşed merā ḫoşem
Ḫᵛāhed ki bu’gsiled reg-i cān-ı men-i ża‘īf
Ez-zülf-i ser-keşet ki çonīn der-keş-ā-keşem
Teşvīş-i zülf-i pīç-i to der-ser ki mī-şeved
Ḥāşā ġam-ı zamāne ki gerded müşevveşem
Ez-her küdūret-i ġam-ı dünyā be-dil ne-mānd
Pīr-i muġān ki dād mey-i dürd-i bī-ġışem
Dūr ez-fürūġ-ı mihr-i ruḫeş veh ki ey Münīr
Müştāḳ-ı ṭal‘at-ı ruḫ-ı ān yār-ı meh-veşem
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözüm yüzünden kâh suyun içindeyim, gönlüm yüzünden kâh ateşin içinde; senin için olan her hâl bana hoştur.
2. Senin dik başlı zülfün, ben zavallının can damarını koparmak istiyor; çünkü onun yüzünden böyle bir çekişmenin içindeyim. ("Keş-ā-keş" sözlük anlamıyla iki yana çekiştirme, keşmekeş demektir.)
3. Başıma gelen, senin kıvrım kıvrım zülfünün karışıklığıdır; hâşâ, beni perişan eden zamanenin gamı değildir.
4. Pîr-i mugan bana katışıksız tortulu şarabı verdi; gönülde dünya gamının hiçbir bulanıklığı kalmadı. (Ersoy "dürd" kelimesini ayrıca karşılamaz ve şarabı "saf şarap" diye anlar; "dürd" sözlük anlamıyla şarabın dibinde kalan tortudur.)
5. Ey Münîr, ne yazık ki onun yanağının güneşinin ışığından uzaktayım; o ay yüzlü sevgilinin yüzünün doğuşuna hasretim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz on yedincisidir (fg 117). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde gazel "-em" redifiyle gösterilir; kafiye "-eş" sesidir: āteş, ḫoş, keş-ā-keş, müşevveş, bī-ġış, meh-veş. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 89a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla su ile ateşin tezadı üzerine kurulur. Göz ağladığı için âşık suyun içindedir, gönül yandığı için ateşin içindedir; "geh ... geh" (kâh ... kâh) tekrarı iki hâl arasındaki gidip gelmeyi gösterir. İkinci mısra bu acıları kabullenir: Sevgili için çekilen her hâl âşığa hoş gelir. Göz ile gönül, su ile ateş arasındaki karşılıklı düzen beyte bir denge verir.
İkinci ve üçüncü beyitler zülfü anlatır ve her ikisinde aynı kökten kelimeler yan yana kullanılır. İkinci beyitte zülüf "ser-keş"tir, yani sözlük anlamıyla başını çeken, dik başlı; âşık da onun yüzünden "keş-ā-keş" içindedir. İki kelime de "çekmek" anlamındaki Farsça "keşīden" fiiline dayanır; zülfün uzunluğu ve kıvrımı, âşığın can damarını çekip koparan bir ip gibi düşünülür. Üçüncü beyitte "teşvīş" (karışıklık) ile "müşevveş" (perişan) aynı Arapça kökten gelir. Kökteş kelimelerin bu yan yana kullanımı bizim tespitimizdir. Âşık perişanlığının sebebini sevgilinin dağınık zülfüne bağlar ve zamanenin gamını bu sebepten açıkça ayırır; böylece dünyevî derde karşı aşk derdini yüceltir.
Dördüncü beyit meyhane mazmununu getirir. Pîr-i mugan, divan şiirinde meyhanenin yaşlı sahibi, tasavvufî yorumda ise yol gösteren mürşittir. Onun verdiği şarap gönülden dünya gamının bulanıklığını giderir. "Küdūret" (bulanıklık) ile "bī-ġış" (katışıksız) arasında tezat vardır. "Dürd" kelimesi tortu anlamına geldiği için, tortulu ama katışıksız bir şarap ifadesinde ince bir çelişki sezilir; bu yorum bizim çıkarımımızdır.
Mahlas beyti güneş ve ay imgelerini birleştirir. Sevgilinin yanağı güneştir, kendisi ay yüzlüdür; "mihr" (güneş), "fürūġ" (ışık), "ṭal‘at" (doğuş, yüz) ve "meh-veş" (ay gibi) kelimeleri tenasüp kurar. Âşık bu ışıktan uzak düşmüş, yalnızca doğuşunu özler. Mısradaki "veh" ünlemini Ersoy, neşirde daha önce gelen "tovem" redifli gazelde (fg 105) olduğu gibi, "ne yazık ki" diye karşılar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 202, fg 117 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






