Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Kocāyī yā Rab ey yār-ı dil-ārām
Ki bī-rūyet ne-mī-gīred dil ārām
Der-āġāz-ı ġam-ı ‘ışḳet çonānem
Ne-mī-dānem ki çün bāşed ser-encām
Kesī k’ez neng ü gayret mī-zened dem
Miyān-ı ‘āşıḳān mī-būd bed-nām
Be-devr-i cām-ı la‘l-i cān-fezāyet
Şodem pīr-i ḫarābāt-ı mey-āşām
Münīr er ṭālib-i vaṣlī der-īn rāh
Mey-āsā yek nefes yek dem me-y-ārām

Günümüz Türkçesiyle

1. Yarabbi, neredesin ey gönlü dinlendiren sevgili; senin yüzün olmadan gönül huzur bulmuyor.

2. Senin aşkının gamının daha başlangıcında bu hâldeyim; sonunun nasıl olacağını bilmiyorum.

3. Ar ve namustan, gayretten dem vuran kişinin âşıklar arasında adı kötüye çıkmıştır.

4. Senin cana can katan lal dudağının kadehinin devrinde ben meyhanenin şarap içen piri oldum. ("Devr" sözlük anlamıyla hem zaman, devir hem de kadehin meclisteki dolaşması demektir.)

5. Ey Münîr, bu yolda kavuşmayı istiyorsan şarap gibi bir an, bir nefes bile durup dinlenme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz on sekizincisidir (fg 118). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel Ersoy'un redif listesinde yer almaz; kafiye "-ām" sesidir: dil-ārām, ārām, ser-encām, bed-nām, mey-āşām, me-y-ārām. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 90a) ve Viyana (VY 71b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, "kocāyī" (neredesin) sorusu ve "yā Rab" seslenişiyle, kaybolmuş sevgiliyi arayan bir sesle açılır. Matlanın iki mısraı aynı kelimeyle biter. Birinci mısradaki "dil-ārām" sevgilinin sıfatıdır ve sözlük anlamıyla gönle huzur veren demektir; ikinci mısrada ise "dil ārām ne-mī-gīred" (gönül huzur bulmaz) denir. Aynı "dil" ve "ārām" kelimeleri iki mısrada önce bir sıfat, sonra bir cümle olarak gelir; sevgilinin adı gibi kullanılan sıfat, onun yokluğunda gönlün hâlini anlatan bir cümleye dönüşür. Mahlas beytindeki "me-y-ārām" (dinlenme) de aynı kelimeyi üçüncü kez kafiyeye getirir. Bu kullanım bizim tespitimizdir.

İkinci beyit başlangıç ile son arasındaki tezat üzerine kurulur. "Āġāz" (başlangıç) ile "ser-encām" (son) karşı karşıyadır: Aşkın daha başındaki bu hâl, sonun ne kadar ağır olacağını sezdirir. Üçüncü beyit âşıkların dünyasındaki değerleri tersine çevirir. Sıradan hayatta ar ve namus kaygısı övülür; âşıklar arasında ise bu kaygıyı dile getiren kişi kötü ad kazanır. "Neng" (ar) ile "bed-nām" (adı kötü) arasında bu ters düzene dayanan bir tezat vardır.

Dördüncü beyitte "devr" kelimesi iki anlamıyla kullanılmıştır. Sevgilinin dudağı bir kadehtir ve bu kadehin "devri", hem onun hüküm sürdüğü zaman hem de meclisteki dolaşması demektir. Âşık bu devirde meyhanenin piri olmuştur, yani şarap içmekte en kıdemli kişi hâline gelmiştir. Kadeh, lal, mey ve harabat kelimeleri tenasüp kurar.

Mahlas beytinde şaire şarap gibi durmadan hareket etmesi öğütlenir. Divan şiirinde şarap küpte kaynayıp coşan bir varlık olarak düşünülür; beytin "şarap gibi bir an bile durma" sözü bu düşünceye dayanıyor görünür. Bu yorum bizim çıkarımımızdır. "Mey-āsā" (şarap gibi) ile "me-y-ārām" (dinlenme) arasında bir ses benzerliği de vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar