Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Sāḳīyā pür kon merā ger mī-dehī cām-ı müdām
Ḫod to mī-dānī ve mā’l-iḥsān illā bi’t-tamām
Her dem ez-ḫāk-i ten-i fersūdeem bād-ı ṣabā
Ber-muḳīmān-ı ser-i kūyet bered ṣad reh peyām
Ber-me-keş şemşīr-i ḫod ez-sīneem eşkem be-bīn
Hīc der-bārān birūn āred kesī tīġ ez-niyām
Ġam ne-bāşed ger be-ṣad miḥnet be-mīrem ba‘d ez-īn
Şod be-dīdār-ı tovem ḥāṣıl be-‘ālem her merām
Pīş-i şem‘-i rūy-ı to pervāne şod cān-ı Münīr
Tā ne-mī-sūzed ne-sāzed ḥālet-i ḫod-rā tamām
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey saki, bana şarap kadehi vereceksen ağzına kadar doldur; sen de bilirsin ki iyilik ancak tam olunca iyiliktir. (İkinci mısraın "ve mā'l-iḥsān illā bi't-tamām" kısmı Arapçadır.)
2. Seher yeli her an benim çürüyüp ufalanmış bedenimin toprağından senin mahallende oturanlara yüz kez haber götürür.
3. Kılıcını göğsümden çekip çıkarma, gözyaşıma bak: Yağmur yağarken kimse kılıcı kınından çıkarır mı?
4. Bundan sonra yüz türlü sıkıntıyla ölsem de gam yok; seni görmekle dünyadaki her dileğim yerine geldi.
5. Senin yüzünün mumu önünde Münîr'in canı pervane oldu; yanmadıkça hâlini tamamlayamaz, kemale eremez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz yirmi ikincisidir (fg 122). Matlaın ikinci mısraı Farsça başlar ve Arapça bir sözle biter. Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel Ersoy'un redif listesinde yer almaz; kafiye "-ām" sesidir: müdām, tamām, peyām, niyām, merām, tamām. "Tamām" kafiye kelimesi matlada ve mahlas beytinde iki kez kullanılmıştır. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 91a) ve Viyana (VY 72b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir meclis isteğini genel bir hükümle destekler. Âşık sakiden kadehi tam doldurmasını ister ve gerekçesini Arapça bir sözle verir: İyilik ancak tam yapılınca iyiliktir. İkinci mısraın bir özdeyiş gibi söylenmesi irsal-i mesel sanatına örnektir. "Müdām" kelimesi burada sözlük anlamıyla şarap demektir.
İkinci beyitte âşık ölmüş ve toprak olmuştur; seher yeli bu toprağı sevgilinin mahallesine taşır ve her zerresi orada oturanlara bir haber, bir selam olur. Saba divan şiirinde âşık ile sevgili arasında haber taşıyan rüzgârdır; burada taşıdığı haber âşığın kendi toprağıdır.
Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici benzetmesini taşır. Sevgilinin kılıcı âşığın göğsüne saplanmıştır ve âşık onun çıkarılmamasını ister. Gerekçe bir soru biçiminde söylenir: Yağmur yağarken kılıç kınından çekilmez. Âşığın gözyaşı yağmura, göğsü ise kılıcın kınına benzetilmiş olur. Bu bağlantı ve yağmurun açıktaki kılıcı paslandırması düşüncesi bizim çıkarımımızdır. Kılıç, kın ve yağmur kelimeleriyle beyit hem bir teşbih hem de bir genel gözlem üzerine kurulur.
Dördüncü beyit bir doyum ve teslimiyet beytidir: Sevgiliyi görmekle bütün dilekler gerçekleşmiştir, bundan sonra yüz türlü sıkıntıyla ölmek bile bir gam sayılmaz. Mahlas beyti divan şiirinin en bilinen mazmunlarından biri olan mum ile pervane ilişkisine dayanır. Sevgilinin yüzü bir mumdur, Münîr'in canı da onun etrafında dönen pervanedir. Pervane ancak mumun ateşinde yanınca hâlini tamamlar; yanmak burada kemale erişin yolu olarak gösterilir. "Sūzed" (yanar) ile "sāzed" (yapar, tamamlar) kelimeleri arasında ses benzerliğine dayanan bir cinas vardır; bu bizim tespitimizdir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 205, fg 122 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






