Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ey be-endūh-ı to ḫurrem cān-ı ġam-perverd-i men
V’ey zi-nūş-ı nīş-i to bāşed ‘ilāc-ı derd-i men
Īnçonīn k’ez ḫᵛān-ı vaṣl-ı to cüdā üftādeem
Mī-şeved ḫūn-ı ciger bes her dem-i āb-ḫord-ı men
Ṭavf-ı kūyet-rā resīden reh ne–mī-yābem meger
Mī-resāned ‘āḳıbet bād-ı ṣabā ez-gerd-i men
Her dem ez-derd-i derūn-ı dil güvāhī mī-dehend
Hemçü nāy īn nālehā-yı zār u rūy-ı zerd-i men
Bī-gül-i ruḫsār-ı to ber gül-şen-i ‘ömr-i Münīr
Mī-vezed bād-ı ḫazān āḫir zi-āh-ı serd-i men
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gamla beslenmiş canımın senin kederinle şen olduğu, ey derdimin ilacı senin iğnenin balından olan sevgili. ("Nūş" sözlük anlamıyla bal, tatlı şerbet; "nīş" iğne, arı iğnesi demektir. Ersoy "nīş" kelimesini neşter gibi bakış diye anlar.)
2. Senin kavuşma sofrandan öyle ayrı düştüm ki her an içeceğim suya ciğer kanı yeter.
3. Mahallenin tavafına ulaşmak için yol bulamıyorum; meğer sonunda seher yeli benim tozumdan bir parça oraya ulaştıracak.
4. Ney gibi bu inleyişlerim, ağlayışlarım ve sararmış yüzüm her an gönlümün içindeki derde tanıklık eder.
5. Senin yanağının gülü olmadan, Münîr'in ömür gül bahçesine sonunda benim soğuk ahımdan güz yeli eser.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz yirmi beşincisidir (fg 125). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-i men" (benim) ifadesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-erd" sesidir: ġam-perverd, derd, āb-ḫord, gerd, zerd, serd. Şiir Vatikan (VT 91b) ve Viyana (VY 73a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki tezatla kurulur. Birinci mısrada âşığın canı sevgilinin kederinden şenlik bulur; "endūh" (keder) ile "ḫurrem" (şen) karşı karşıyadır. İkinci mısrada derdin ilacı sevgilinin iğnesinden gelir. "Nūş" (bal) ile "nīş" (iğne) kelimeleri yalnız bir sesle ayrılır; bu yakın sesli kelimeler arasında bir cinas vardır ve aynı zamanda tatlı ile acıtıcı arasında bir tezat kurar. Bal ile iğnenin birlikte anılması arıyı da çağrıştırır; bu bizim çıkarımımızdır. Acının şifa, kederin sevinç olması, âşığın sevgiliden gelen her şeyi kabullenişini anlatır.
İkinci beyit bir sofra imgesi kullanır. Kavuşma bir ziyafet sofrasıdır ve âşık bu sofradan uzak düşmüştür; ona içecek olarak yalnız ciğer kanı kalmıştır. "Ḫᵛān" (sofra) ile "āb-ḫord" (içecek su) arasında tenasüp vardır. Ciğer kanı, divan şiirinde derin acının ve kanlı gözyaşının kaynağı olarak anılır.
Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesi yine tavaf edilecek bir kutsal yer gibi düşünülür. Âşık oraya yol bulamaz, ama ölüp toz olduktan sonra seher yelinin onun tozunu oraya götüreceğini umar. Bu düşünce neşirde daha önce gelen fg 107 ve fg 122'de de görülür: Saba âşığın toprağını sevgilinin mahallesine taşır. Dördüncü beyitte âşık ney gibi inler; inleyiş ve sararmış yüz içteki derdin tanıklarıdır. "Zerd" (sarı) ile "derd" (dert) kafiyede yan yana gelir.
Mahlas beyti mevsim imgesiyle kapanır. Münîr'in ömrü bir gül bahçesidir, ama sevgilinin yanağının gülü olmadıkça bu bahçeye güz yeli eser ve bu yel âşığın soğuk ahından doğar. Soğuk ahın güz rüzgârına dönüşmesi, gül ile güz, bahar ile solgunluk arasındaki karşıtlığı âşığın ömrüne taşır. "Gül-şen-i ‘ömr" (ömür gül bahçesi) ile "gül-i ruḫsār" (yanak gülü) arasında da gül kelimesine dayanan bir tekrar vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 206-207, fg 125 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






