Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Telḫ-kāmī mī-dehed bī-la‘l-i vey ṣahbā-yı men
Rāst ne-āyed bī-ḳad-i ān serv-i dil-cū rāy-ı men
Güm şod ārī ṭāḳat ü ṣabrem heme der-‘ışḳ-ı to
Şod füzūnter der-ser-i ān zülf her sevdā-yı men
Fürḳat-i yek-rūze-rā tāḳat ne-mī-āred dilem
Müddetī ger mī-şeved ḥālem çonīn ey vāy-ı men
Hem çü Ferhād ez-firāḳ-ı ān büt-i şīrīn-dehen
Zūd mī-bāşed be-ān Ḫüsrev resed ḥelvā-yı men
Sāye-i ḳaddeş be-ser key mī-füted yā Rab Münīr
Bāşed ān devlet meger ez-himmet-i bālā-yı men
Günümüz Türkçesiyle
1. Onun lal dudağı olmadan şarabım ağzıma acılık verir; o gönül alan servinin boyu olmadan düşüncem doğru çıkmaz. ("Rāst" sözlük anlamıyla hem doğru, isabetli hem dümdüz demektir.)
2. Evet, senin aşkında takatim de sabrım da tümüyle kayboldu; o zülfün ucunda her sevdam daha da arttı.
3. Gönlüm bir günlük ayrılığa bile dayanamıyor; hâlim bir süre daha böyle giderse vay bana.
4. Ferhat gibi, o tatlı ağızlı güzelin ayrılığından, benim helvam da yakında o Hüsrev'e ulaşacak. (Ersoy da "o padişaha Ferhat gibi çabucak helvam ulaşır" diye anlar; helvanın burada ölüm ardından pişirilen helvayı çağrıştırdığı bizim çıkarımımızdır.)
5. Yarabbi, onun boyunun gölgesi ne zaman başıma düşecek, ey Münîr? O devlet olursa, ancak benim yüce himmetimden olur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz yirmi altıncısıdır (fg 126). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-i men" (benim) ifadesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ā" sesidir: ṣahbā, rāy, sevdā, vāy, ḥelvā, bālā. Şiir Vatikan (VT 92a) ve Viyana (VY 73b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgilinin dudağı ile boyu, şarap ile düşünce karşılıklı dizilir. Dudak olmadan şarap acı gelir; boy olmadan düşünce doğru çıkmaz. "Rāst" kelimesi sözlük anlamıyla hem doğru hem düz demektir ve divan şiirinde dümdüz yükselen servi ile anılır; servi boyun yokluğunda düşüncenin "rāst" olmaması bu iki anlam arasında bir tevriye kurar. Bu tespit bizimdir. Lal dudağın tatlılığı ile "telḫ" (acı) arasında da tezat vardır.
İkinci beyitte "sevdā" kelimesi sözlük anlamıyla hem aşk, tutku hem de eski tıpta kara safra demektir ve kara renkle ilişkilidir. Âşığın sevdasının sevgilinin kara zülfünün ucunda artması bu renk ilgisine dayanır. Zülüf divan şiirinde içinde gönüllerin kaybolduğu bir yer olarak düşünülür; takat ve sabrın kaybolması da bu imgeyle uyumludur.
Dördüncü beyit Ferhat ile Şirin hikâyesine telmih yapar. "Şīrīn-dehen" (tatlı ağızlı) ifadesindeki "şīrīn" kelimesi hem tatlı hem Şirin adını çağrıştırır; Hüsrev ise hikâyede Ferhat'ın rakibi olan hükümdardır. Helva tatlı ile tenasüp kurar. Ersoy'un anlamına göre âşığın helvası yakında Hüsrev'e ulaşacaktır. Türk geleneğinde ölünün ardından helva pişirilip dağıtıldığı için, beyit âşığın ölüm haberinin rakibe ulaşmasını ima ediyor olabilir; hikâyede Ferhat'ın da Şirin'den ayrı düşüp ölmesi bu okumayı destekler. Bu yorum bizim çıkarımımızdır.
Mahlas beytinde sevgilinin boyunun gölgesinin âşığın başına düşmesi bir devlet, yani büyük bir talih olarak düşünülür. Gölgesi başa düşenin devlet bulacağına inanılan Hüma kuşu divan şiirinde bilinen bir mazmundur ve beyitteki "sāye" (gölge) ile "devlet" kelimelerinin birlikte kullanılması onu çağrıştırır; bu bizim çıkarımımızdır. "Bālā" kelimesi sözlük anlamıyla hem boy, yükseklik hem de yüce demektir; böylece sevgilinin yüksek boyu ile âşığın yüce himmeti aynı kelimede buluşur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 207, fg 126 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






