Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Eger be-bende-i dīrīneet nigāhī nīst
Zi-baḫt-ı tīre şod ān hem to-rā günāhī nīst
Ġulām-ı bende-i muḳbil besī fütād ammā
Mis̱āl-i hindū-yı ḫāl-i ruḫet siyāhī nīst
Ḥużūr-ı kūşe-i mey-ḫāne-rā be-pors ez-men
Cüz īn be-müflis-i ‘ışḳ-ı to tekye-gāhī nīst
Ber-āstān-ı to z’ān şod teveccüh-i ‘ālem
Ki cüz ḥarīm-i deret hīc ḳıble-gāhī nīst
Ḥarīm-i vaṣl-ı to-rā key resed Münīr āḫir
Gedāy-rā çü ber-i şāh rūy u rāhī nīst
Devām-ı devlet-i şeh Bāyezīd dāyim bād
Ki cüz vücūd-ı şerīfeş merā penāhī nīst

Günümüz Türkçesiyle

1. Eğer eski kölene bir bakışın yoksa, bu da kara bahtımdandır; senin bunda hiçbir günahın yoktur.

2. Talihli bir kulun nice kölesi olmuştur, ama yanağındaki ben gibi kara bir Hintli köle yoktur. ("Hindū" sözlük anlamıyla Hintli demektir; divan şiirinde kara renkli köle anlamında kullanılır ve yanaktaki kara ben ona benzetilir. "Siyāhī" kelimesi hem karalık hem kara köle anlamına gelir. Ersoy beyti "hoşa giden makbul köleler çoktur ama senin yanağındaki benin siyahlığı hiç kimsede yoktur" diye açar.)

3. Meyhane köşesinin huzurunu benden sor; senin aşkınla iflas etmiş olana bundan başka dayanacak yer yoktur. ("Tekye-gāh" sözlük anlamıyla dayanılacak, yaslanılacak yerdir; "tekye" kelimesi tekke anlamını da çağrıştırır.)

4. Âlemin yüzü bu yüzden senin eşiğine döndü; çünkü kapının harimi dışında hiçbir kıble yoktur. ("Ḥarīm" bir evin ya da kutsal bir yerin dokunulmaz iç çevresidir.)

5. Münîr sonunda senin vuslat haremine nasıl ulaşsın; dilencinin padişahın huzuruna çıkacak ne yüzü ne yolu vardır. ("Gedā" dilenci demektir; Ersoy "köle" diye karşılar. "Rūy u rāh", yüz ve yol, burada cesaret ve imkân anlamındadır.)

6. Şah Bayezid'in devletinin sürekliliği daim olsun; çünkü onun şerefli varlığından başka benim sığınağım yoktur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin on altıncısıdır (fg 16). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "nīst" kelimesidir; Ersoy'un redif listesinde "nīst" redifli tek Farsça gazel budur. Kafiye "-āhī" sesidir: nigāhī, günāhī, siyāhī, tekye-gāhī, ḳıble-gāhī, rāhī, penāhī. Şiir Vatikan (VT 65a) ve Viyana (VY 49a) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre dördüncü beyitteki "hīc" kelimesi Vatikan nüshasında yoktur.

Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılık olarak Hâfız Dîvânı'nın İstanbul 1290 baskısında 42. sayfayı gösterir; gazelin adını vermez. TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Hâfız'ın aynı vezinde, aynı kafiye ve redifle yazılmış gazeli "Cüz āstān-ı toem der-cihān penāhī nīst" matlaıyla başlar. İki gazel vezin, kafiye ve redifte birleşir; ayrıca Hâfız'ın kafiye kelimelerinden "penāhī", "günāhī", "nigāhī", "rāhī" ve "siyāhī" Münîrî'de de kullanılır, Hâfız'ın gazelindeki "āstān", yani eşik, kelimesi de Münîrî'nin dördüncü beytinde geçer. Bu karşılaştırma iki metnin yan yana okunmasına dayanır; Ersoy'da yer almaz.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin dili kulluk ve hizmet kavramları etrafında kurulmuştur. Âşık kendini sevgilinin eski kölesi sayar, sevgili ona bakmasa bile suçu kendi kara bahtında bulur. İkinci beyitte köle kavramı bir güzellik mazmununa bağlanır: yanaktaki kara ben, Hintli bir köleye benzetilir ve hiçbir talihli kulun böyle kara bir kölesi olmadığı söylenir. "Siyāhī" kelimesinin hem karalık hem kara köle anlamına gelmesi beyte tevriyeli bir derinlik verir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler, meyhane ile ibadet yerini aynı düzlemde ele alır. Meyhane köşesi aşkla iflas edenin "tekye"sidir, sevgilinin kapısı ise âlemin yöneldiği kıbledir. Tekke, kıble ve harim kelimeleri dinî bir tenasüp kurar; bu tenasüp rindane bir bağlamda kullanılır. Beşinci beyitte âşık dilenciye, sevgili padişaha benzetilir ve vuslatın imkânsızlığı bu sosyal mesafeyle anlatılır.

Son beyit gazeli bir duayla kapatır. Mahlasın beşinci beyitte geçmesinden sonra gelen bu beyitte padişah Bayezid adıyla anılır ve şair ondan başka sığınağı olmadığını söyler. Beşinci beyitteki dilenci ile padişah benzetmesi böylece son beyitte gerçek bir padişaha yönelir; sevgiliye söylenen "senden başka kıble yok" sözü de padişaha söylenen "senden başka sığınak yok" sözüyle karşılık bulur.

Tarihî Bağlam

Son beyitte adı geçen "şeh Bāyezīd", Münîrî'nin meclisinde bulunduğu II. Bayezid'dir. TDV, Münîrî'nin II. Bayezid'in yakın meclislerinde bulunduğunu yazar; Ersoy bu meclisi Bayezid'in Amasya sancakbeyliği yıllarıyla ilişkilendirir. Ersoy'a göre 1503 tarihli bir Topkapı Sarayı kütüphane kataloğunda II. Bayezid'in hususi kitaplığında Münîrî'nin bir divanı kayıtlıdır. Gazelin Bayezid'in şehzadelik yıllarında mı yoksa saltanatı sırasında mı yazıldığı kaynaklarda belirtilmez. Beyitte "şeh", yani padişah sözünün kullanılması tek başına bir tarih vermeye yetmez.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar