Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Merḥabā ey nūr-ı maḥż-ı dīde-i giryān-ı men
Şod besī müştāḳ-ı dīdāret be-küş ān cān-ı men
Der-viṣālet rūzgārem gerçi taḳṣīrī nümūd
Her şebī gerded ḫayālet tā-seḥer mihmān- men
Minnet Īzed-rā ki dīdem nār-ı mihr-i ṭal‘atet
Geşt rūşen-çeşm baḫt u dīde-i devrān-ı men
Ez-firāḳet ānçi dīdem şod heme ez-ḫāṭıram
Mihr-i ruḫsāret ki dīdem ey meh-i tābān-ı men
Āteş ender-cān-ı men zed fürḳat-i rūyeş Münīr
Āh-ı āteş-nāk-i men şod ḥüccet ü bürhān-ı men
Günümüz Türkçesiyle
1. Hoş geldin, ey ağlayan gözümün katıksız nuru; canım seni görmeyi pek çok özledi, al o canımı.
2. Zaman, sana kavuşmamda kusur etmiş, kısa kalmış olsa da, her gece senin hayalin sabaha kadar benim misafirim olur.
3. Allah'a minnet, senin yüzünün güneşinin ateşini gördüm; talihimin ve devranımın gözü aydın oldu.
4. Ey benim parlayan ayım, yanağının güneşini görünce ayrılığında çektiğim her şey aklımdan çıkıp gitti.
5. Ey Münîr, onun yüzünden ayrı düşmek canıma ateş saldı; ateşli ahım benim delilim ve kanıtım oldu. (Beyit Farsçadır; Ersoy bu beytin anlamını vermez, aktarım bizimdir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuzuncusudur (fg 130). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-ı men" (benim) ifadesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel "-i men" redifiyle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: giryān, cān, mihmān, devrān, tābān, bürhān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 93a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Ersoy aparatta yalnız ilk dört beytin anlamını verir; beşinci beytin anlamı neşirde yoktur. Bu beyit de Farsçadır ve "zed", "şod", "ender" gibi Farsça fiil ve edatlarla kurulmuştur. Anlamın neden verilmediği bilinmemektedir; Günümüz Türkçesiyle bölümündeki aktarım bize aittir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir karşılama sözüyle, "merḥabā" (hoş geldin) diye açılır. Sevgili âşığın ağlayan gözünün nurudur; "nūr" ile "dīde-i giryān" (ağlayan göz) arasında, gözyaşı içindeki gözün ışığa kavuşması düşüncesine dayanan bir ilgi vardır. Âşığın canını alması için sevgiliye seslenmesi, kavuşma ânında bile ölümü bir armağan gibi görmesini anlatır.
İkinci beyitte gündüz ile gece karşı karşıya gelir. "Rūzgār" (zaman, talih) kelimesinin içinde "rūz" (gün) bulunur; gündüz kavuşma kısa sürmüştür, ama her gece sevgilinin hayali sabaha kadar âşığın misafiri olur. "Rūzgār", "şeb" (gece) ve "seḥer" (seher) kelimeleri arasındaki bu ilgi bizim tespitimizdir. Hayalin misafir olarak düşünülmesi, gerçek kavuşmanın yerini rüya ve hayalin aldığını gösterir.
Üçüncü ve dördüncü beyitler güneş ile ay imgeleriyle birbirine bağlanır. Sevgilinin yüzü güneştir; onu görmekle âşığın talihinin gözü aydınlanır. Dördüncü beyitte sevgili hem "meh-i tābān" (parlayan ay) diye çağrılır hem de yanağı güneşe benzetilir; güneşin doğuşuyla ayrılığın karanlığında çekilenler unutulur. "Rūşen-çeşm" (göz aydın) deyimi sözlük anlamıyla sevinçli olmak demektir.
Mahlas beyti ateş imgesiyle kapanır. Ayrılık âşığın canına ateş salmıştır ve bu ateşten yükselen ah, âşığın aşkının "ḥüccet ü bürhān"ı, yani delili ve kanıtıdır. Bu iki kelime mantık ve tartışma dilinin terimleridir; âşık, aşkını ispat etmek için ahından başka bir belge göstermez. "Āteş" kelimesinin aynı beyitte iki kez geçmesi ve üçüncü beyitteki "nār" (ateş) ile birleşmesi, gazelde ışık ile yanmanın iç içe geçtiğini gösterir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 209-210, fg 130 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






