Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Yā Rab çi gūyem ez-dem-i hicret ki āh ez-ū
Şod ḥālet-i dilem hemegī der-tebāh ez-ū
Dil-rā be-siḥr-i ġamze-i cādūyet er be-küşt
Yek tīr-i ġamze bes buvedeş ‘öẕr-ḫᵛāh ez-ū
Ān ġonca-leb ki merdümek-i dīde-i menest
Cānem be-leb resīd ü ne-şod yek nigāh ez-ū
Çeşmem be-reh-güẕār-ı seg-i kūy-ı to be-mānd
Āyā buved ki mī-resedeş gerd-i rāh ez-ū
Meh-ṭal‘atī ki geşt hevā-dār-ı vey Münīr
Ser-geşte şod be-evc-i felek mihr ü māh ez-ū

Günümüz Türkçesiyle

1. Yâ Rabbi, ayrılık zamanından ne söyleyeyim; ondan ancak ah ederim. Gönlümün hâli onun yüzünden büsbütün harap oldu.

2. Büyücü gibi yan bakışının sihriyle gönlü öldürdüysen, ondan özür dilemek için bir gamze oku daha yeter. (Ersoy bunu, öldürülen gönlün kan diyeti olarak bir yan bakışın daha yeteceği biçiminde anlar.)

3. Gözümün bebeği olan o gonca dudaklı yüzünden canım dudağıma geldi, ama ondan bir bakış bile gelmedi.

4. Gözüm, senin mahallenin köpeğinin geçtiği yolda kalakaldı; acaba ona oradan yolunun tozu ulaşır mı?

5. Münîr'in hevesine düştüğü o ay yüzlü öyle bir güzel ki, onun yüzünden feleğin doruğunda güneş ile ay başı dönmüş, şaşkın hâle geldi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuz üçüncüsüdür (fg 133). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "ez-ū" (ondan) ifadesidir ve Ersoy'un redif listesinde de böyle gösterilir. Kafiye "-āh" sesidir: āh, tebāh, ‘öẕr-ḫᵛāh, nigāh, rāh, māh. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 93b) ve Viyana (VY 74b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılığını Hâfız Divanı'nın 1290 (1873-74) İstanbul baskısında 193. sayfa olarak gösterir; TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Ersoy kastettiği Hâfız gazelinin matlaını yazmaz. Aynı vezin, kafiye ve redifle yazılmış Hâfız gazeli "Ḫaṭṭ-ı ‘iẕār-ı yār ki be-girift māh ez-ū / Ḫoş ḥalḳa’īst lîk be-der nīst rāh ez-ū" (Sevgilinin ayı kuşatıp tutan yanak tüyü hoş bir halkadır, ama ondan dışarı çıkacak yol yoktur) matlaıyla başlar; eşleştirme bizim tespitimizdir. Münîrî'nin kafiye kelimelerinden "āh", "rāh" ve "māh" Hâfız'ın gazelinde de kafiye olarak geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel ayrılığın verdiği çaresizlikle açılır. Âşık hicran zamanını anlatacak söz bulamaz, elinden yalnız ah etmek gelir; "āh" kelimesinin hem bir inilti hem de kafiye olarak mısra sonuna yerleşmesi bu çaresizliği sesle de duyurur. Ersoy'un anlamı "Ey sevgili" diye başlar; metinde ise "Yā Rab" vardır ve aktarımımız metne uyar.

İkinci beyit gamzeyi büyücüye benzetir. Gönlü sihirle öldüren gamze, özür olarak yeni bir ok atar; yani sevgilinin "özrü" de yeni bir yaradır. Ersoy bu özrü kan diyeti olarak açıklar. Üçüncü beyitte "leb" (dudak) kelimesi iki kez, iki ayrı anlamda kullanılır: sevgili "ġonca-leb"tir, yani gonca dudaklıdır; âşığın ise canı "be-leb resīd", yani dudağına gelmiştir. "Canın dudağa gelmesi" sözlük anlamıyla ölmek üzere olmak demektir. Sevgili âşığın gözbebeğidir, ama o göz ondan tek bir bakış alamaz; göz ile bakış arasındaki bu ilgi beyte acı bir tezat katar.

Dördüncü beyitte âşığın gözü, mahallenin köpeğinin geçtiği yolda bekler. Divan şiirinde sevgilinin yolunun tozu göze sürme sayılır; âşığın umudu bu tozun, köpeğin ayağıyla da olsa, gözüne ulaşmasıdır. Mahlas beytinde "ser-geşte" kelimesi sözlük anlamıyla hem "başı dönmüş, şaşkın" hem de "dolaşıp duran" demektir. Güneş ile ayın gökte durmadan dönmesi, sevgilinin güzelliği karşısında şaşkına dönmelerine bağlanır; bu tevriye ve hüsn-i talil bizim tespitimizdir. "Hevā-dār" (heveskâr, âşık) kelimesindeki "hevā"nın gök ve hava anlamı da "evc-i felek" (göğün doruğu) ile bir tenasüp kurar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar