Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Çi ḫoşterest ki tīġ-i to ber-derūn reften
Ne-būd ber-dil-i evger ser-i birūn reften?
Şenīdeem ki dil ez-men be-eşk-i dīde be-reft
Zi-dāġ-ı ‘ışḳ-ı to be’nmūd lāle-gūn reften
Dilem ki behr-i ḫam-ı zülfet ez-cihān be-güẕeşt
Be-rāh-ı ‘ışḳ-ı to īnest ber-cünūn reften
Zi-dest-i ḫancer-i ān ġamze būd rīş-i dilem
‘Aceb ne-mī-şeved ez-dīde seyl-i ḫūn reften
Teraḳḳī-i ġam-ı ‘ışḳet ki ber-Münīr-i to şod
Hemīn buved be-cihān merd-rā füzūn reften

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin kılıcının gönlün içine girmesi ne hoştur. İkinci mısraın anlamı belirsizdir: kelimelerin sözlük anlamıyla "Gönülde dışarı çıkma arzusu yok muydu?" diye bir soru olarak okunabilir; "evger" kelimesi çözülememiştir ve Ersoy da bu mısraın anlamını vermez.

2. Gönlün gözyaşıyla birlikte benden gittiğini işittim; senin aşkının yarasından lale renginde, kana bulanmış olarak gitti.

3. Senin zülfünün kıvrımı uğruna dünyadan geçen gönlüm, senin aşkının yolunda deliliğe gitmek işte budur.

4. Gönlümün yarası o yan bakışın hançerinin elinden açılmıştı; gözden kan selinin akmasına şaşılmaz.

5. Senin Münîr'inde aşkının gamı arttıkça arttı; dünyada insan için ilerleyip çoğalarak gitmek de budur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuz birincisidir (fg 131). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "reften" (gitmek) mastarıdır; Ersoy'un redif listesinde de bu gazel "reften" redifiyle gösterilir. Kafiye "-ūn" sesidir: derūn, birūn, lāle-gūn, cünūn, ḫūn, füzūn. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 93a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Matlaın ikinci mısraı neşirde soru işaretiyle biter. Ersoy'un kuralına göre beyit sonundaki "?" anlamlandırılamayan beyti gösterir; ama mısra bir soru cümlesi olarak da kurulmuş olabilir. Ersoy aparatta yalnız ilk mısraın anlamını verir, ikinci mısra için bir şey söylemez. Yukarıdaki aktarım bu yüzden kelimelerin sözlük anlamına dayanan bir denemedir ve kesin sayılmamalıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitleri "gitmek" fiili etrafında döner. Kılıç gönlün içine gider, gönül gözyaşıyla birlikte âşığı terk edip gider, aşk yolunda deliliğe gidilir, gözden kan seli akıp gider ve sonunda âşığın gamı artarak gider. Aynı mastarın her beyitte başka bir hareketi anlatması, redifin şiirin konusunu taşıdığını gösterir. Matladaki "derūn" (iç) ile "birūn" (dış) kafiye yerinde karşı karşıya gelir; bu tezat, kılıcın içeri girişi ile gönlün dışarı çıkışı arasındaki zıtlığı da destekler. Bu bağ bizim tespitimizdir.

İkinci beyitte gönül gözyaşına karışarak gider ve aşkın yarasından lale rengini alır. "Dāġ" kelimesi sözlük anlamıyla dağlama izi, yanık yarası demektir; lale ile birlikte anılması, kırmızı çiçeğin ortasındaki koyu lekeyi aşığın yarasına benzeten divan şiiri mazmununa uyar. Üçüncü beyitteki zülüf ile delilik ilişkisi de bilinen bir ilgidir: zülüfün kıvrımı zincir gibi düşünülür, delilik ise zincire vurulmayı çağrıştırır. Gönül dünyadan geçip zülfün kıvrımına bağlanmıştır ve şair bunu aşk yolunda "cünūn"a (deliliğe) gitmek diye adlandırır.

Dördüncü beyit gamze ile hançeri birleştirir. Sevgilinin yan bakışı hançerdir, açtığı yara gönülde, akan kan ise gözdedir. Gönülle göz arasındaki bu yol, divan şiirinde gözyaşının gönülden kopan kan olduğu düşüncesine dayanır. Mahlas beytinde "teraḳḳī" (ilerleme) ile "füzūn reften" (artarak gitmek) arasında anlam yakınlığı vardır. Ersoy beyti, insanın dünyada ilerlemesi gerektiği gibi Münîr'in de aşk hususunda ilerleme kaydettiği biçiminde anlar; aktarımımız da bu yoruma dayanır. Gamın artışının bir ilerleme sayılması, aşkı bir yol ve mertebe olarak gören anlayışı yansıtır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar