Özgün Metin
Vezin: müfte‘ilün mefā‘ilün müfte‘ilün mefā‘ilün
Ān ki dilem be-ġamze bord cān u serem fedā-yı ū
V’ān ki merā be-‘işve küşt ḫāk-i rehem berā-yı ū
Cān u ten-i nizār-ı men-ḫaste ki şod çonīn zi-ġam
Zehr-i ecel şeved meger ey dil-i men şifā-yı ū
Ḫıdmet-i mey-fürūş-rā key ne-konem be-cān edā
Sırr-ı cihān be-dil nümūd cām-ı cihān-nümā-yı ū
Bāde-i ṣāf-ı ‘ışḳ-ı to k’ū ḥaḳ-ı ‘āşıḳ-ı to şod
Ṣūfī-i ḫırḳa-pūş-rā keşf ne-şod ṣafā-yı ū
Çeşm-i Münīr egerçi hest sürḫ zi-ḫūn-girīsten
Cevher-i ḫāk-i pāy-ı tost küḥl-i vey ü cilā-yı ū
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlümü bir yan bakışla alıp götüren o kişiye canım ve başım feda olsun; beni işveyle öldüren o kişi için de ben yolunun toprağıyım.
2. Ey gönlüm, gamdan bu hâle gelen ben hastanın canı ve zayıflamış teni için, meğer şifa ecel zehri olacakmış.
3. Şarap satıcısının hizmetini neden canla başla yerine getirmeyeyim; onun cihanı gösteren kadehi cihanın sırrını gönlüme gösterdi. (Ersoy "şarap satıcısı" yerine "sâkî" der.)
4. Senin âşığının hakkı olan senin aşkının saf şarabının safası, hırka giyen sofuya açılmadı.
5. Münîr'in gözü kan ağlamaktan kızarmış olsa da, senin ayağının bastığı toprağın cevheri onun sürmesi ve cilasıdır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuz yedincisidir (fg 137). Vezin "müfte‘ilün mefâ‘ilün müfte‘ilün mefâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-yı ū" (onun) ekidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "-ı ū" redifiyle, önceki iki gazelle birlikte gösterilir. Kafiye "-ā" sesidir: fedā, berā, şifā, nümā, ṣafā, cilā. Şiir Vatikan (VT 95a) ve Viyana (VY 75a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla iki paralel mısradan kurulur. İlk mısrada gönlü gamzeyle alan sevgiliye can ve baş feda edilir, ikinci mısrada işveyle öldüren sevgilinin yolunda âşık toprak olur. "Ān ki" ve "V'ān ki" (o ki, ve o ki) diye başlayan bu iki yarım, aynı sevgilinin iki silahını, gamze ile işveyi sıralar. Âşığın cevabı ise her iki durumda da kendini yok saymaktır.
İkinci beyitte hastalık ile ilaç tersine döner. Gamdan bir deri bir kemik kalmış âşığın derdine ancak ecel zehri şifa olabilir. Zehrin ilaç sayılması bir tezattır ve divan şiirinde ölümün aşk acısından kurtuluş olarak görülmesine dayanır.
Üçüncü beyitteki "cām-ı cihān-nümā" (cihanı gösteren kadeh), efsanevi İran hükümdarı Cemşid'in dünyada olup biteni gösteren kadehine yapılan bir telmihtir. Burada bu kadeh şarap satıcısının elindedir ve âşığın gönlüne cihanın sırrını gösterir. "Cihān" kelimesinin aynı mısrada iki kez geçmesi bu ilgiyi pekiştirir. Âşık bunun karşılığında hizmetini canıyla ödemeye hazırdır.
Dördüncü beyitte ses benzerliğine dayanan bir kelime oyunu vardır: "ṣāf" (saf, duru), "ṣūfī" (sofu) ve "ṣafā" (safa, gönül açıklığı) aynı seslerle kurulmuştur. Saf şarabın safası, hırkasına bürünmüş sofuya açılmaz. "Keşf" kelimesi sözlük anlamıyla örtünün kalkması demektir ve tasavvufta gizli hakikatlerin kalbe açılmasını anlatır; sofuya keşfin nasip olmaması, şeklî dindarlığa yönelik bir iğnelemedir. Bu ses oyunu bizim tespitimizdir.
Mahlas beytinde kızarmış göz ile sürme arasında bir tenasüp kurulur. Sürme sözlük anlamıyla göze çekilen siyah boyadır ve eskiden göze iyi geldiği de düşünülürdü. Kan ağlamaktan kızaran gözün ilacı, sevgilinin ayağının bastığı topraktır. "Cevher" ve "cilā" kelimeleri ise bu toprağı değerli bir taş gibi parlatır; göz, sevgilinin izine bakarak aydınlanır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 214, fg 137 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






