Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Sarāy-ı sīne k’ey dil şod be-‘ışḳ-ı dil-sitān ḫāne
Be-derd ü miḥnet ü ġam şod derūnem mīhmān-ḫāne
Be-fikr-i ebruvet pür şod derūn-ı sīne der-vey dil
Mis̱āl-i ān kemān-keş şod ki bāşed der-kemān ḫāne
Be-ṣaḥn-ı gül-şen-i kūyet kesī k’ū ḫāne’ī sāzed
Behişt-i heşt-rā erzed be-ma‘nī ey dil ān ḫāne
Be-sūy-ı mey-gede īn dil ez-īn-rū mī-keşed mā-rā
K’ez-ān ma‘mūrter hergiz ne-bīned der-cihān ḫāne
Münīrī der-ġazel-gūyī ḥadīs̱-i ān miyān goften
Sürūd-ı ‘ışḳ-rā gerded be-ḳavl-i mā miyān-ḫāne

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, göğsümün sarayı gönül alan sevgilinin aşkıyla bir ev oldu; içim de dert, mihnet ve gamın konakladığı bir misafirhaneye döndü.

2. Göğsümün içi kaşlarının düşüncesiyle doldu; oradaki gönül, kemanhanede, yani yay talim yerinde duran bir kemankeşe (okçuya) benzedi.

3. Ey gönül, senin gül bahçesine benzeyen mahallenin ortasında ev kuran kişinin o evi, anlam bakımından sekiz cennete değer.

4. Bu gönül bizi bu yüzden meyhaneye doğru çeker: dünyada ondan daha bayındır bir ev asla görmez.

5. Münîrî gazel söylerken o belin sözünü söylemekle, bizim sözümüz aşk şarkısına miyanhane olur. (Miyanhane, Ersoy'un açıklamasıyla, sözlü eserlerde geçki yapılan orta bölümdür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuz sekizincisidir (fg 138). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıdır. Redif "ḫāne" (ev) kelimesidir ve Ersoy'un redif listesinde de böyle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: dil-sitān, mīhmān, kemān, ān, cihān, miyān. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 94b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin en dikkat çekici yanı redifin kullanılışıdır. "Ḫāne" kelimesi bazı beyitlerde tek başına "ev" anlamında kalır, bazılarında ise kafiye kelimesiyle birleşip yeni bir birleşik kelime kurar: "mīhmān-ḫāne" (misafirhane), "kemān-ḫāne" (kemanhane) ve "miyān-ḫāne" (miyanhane). Böylece aynı redif her beyitte başka bir yapıya, başka bir eve dönüşür. Bu kullanış bizim tespitimizdir.

Matlada göğüs bir saraydır ve aşkla bir eve dönüşür; içi ise dert, mihnet ve gam gibi konuklarla dolu bir misafirhanedir. Saray ile ev, ev ile misafirhane arasındaki geçiş, gönlün sevgiliye ait bir mekân olduğunu gösterir. İkinci beyitte kaşlar yaya benzetilir. Kaşın yay gibi görülmesi divan şiirinin en yaygın benzetmelerindendir. Göğüs, kaşların düşüncesiyle dolunca bir kemanhaneye, yani okçuların yay çekip talim ettiği yere döner; gönül de orada yay çeken bir kemankeştir. Ersoy kelimeyi "kamanhane" diye açıklar.

Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesi bir gül bahçesidir. Orada ev kuranın evi sekiz cennete değer; "heşt behişt" sözlük anlamıyla İslam inancındaki sekiz cennettir. Dördüncü beyitte ise bir ters çevirme vardır. Divan şiirinde meyhane genellikle "ḫarābāt", yani harap yer diye anılır; burada ise gönül meyhaneden daha "ma‘mūr", yani bayındır bir ev görmediği için oraya yönelir. Harabe ile bayındırlık arasındaki bu tezat, rindin meyhaneyi dünyanın en şen yeri sayan bakışını yansıtır; bu yorum bizim çıkarımımızdır.

Mahlas beyti musikiden alınmış bir terimle kapanır. Ersoy'un açıklamasına göre miyanhane, musikide orta ses, sözlü eserlerde geçki yapılan üçüncü hanedir. "Miyān" kelimesi sözlük anlamıyla hem "bel" hem de "orta" demektir. Şair sevgilinin ince belini anlatırken sözünü aşk şarkısının miyanhanesi yapar; "miyān" (bel) ile "miyān-ḫāne" (şarkının orta bölümü) arasında cinas vardır. Bu beyit, Münîrî'nin musiki terimlerini de söz oyunlarına kattığını gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar