Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Tā seyr-i gülistān koned ān serv piyāde
Şod muntaẓıreş serv be-yek-pāy sitāde
Der-her müjeem dür ki keşed merdüm-i çeşmem
Behr-i seg-i kūy-ı to koned ‘ıḳd-ı ḳılāde
Ez-sādegī-i ḫod buved ān ‘ayb ne-bāşed
Meyl-i ruḫ-ı sāde ki buved der-dil-i sāde
Ber-yād-ı gül-i tāze keşed bāde ‘aceb nīst
Ber-çihre-i lāle gülī mī-būd küşāde
Der-devlet-i mihr-i ruḫ-ı ān māh Münīrī
Zāhid to ki pindārī ez-ān būd ziyāde

Günümüz Türkçesiyle

1. O servi boylu sevgili gül bahçesini gezmek için yaya yürüdüğünden beri, servi onu bekleyerek tek ayak üstünde dikilip durmaktadır.

2. Gözbebeğimin her kirpiğime dizdiği inciler (gözyaşlarım), senin mahallenin köpeği için bir gerdanlık dizmektir.

3. Sade, yani saf bir gönülde sade, yani tüysüz bir yanağa meyil bulunması ayıp sayılmaz; bu onun kendi sadeliğindendir.

4. Taze gülün hatırına şarap içmesi şaşılacak bir şey değildir; lalenin yüzünde bir gül açılmıştı. (Ersoy bunu, lale gibi kırmızı bir yüzde gül açıldığı biçiminde anlar.)

5. Ey Münîrî, o ay yüzlünün güneş gibi yanağının devletinde (saadetinde) olan şey, ey zahid, senin sandığından daha fazladır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz otuz dokuzuncusudur (fg 139). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-āde" sesidir: piyāde, sitāde, ḳılāde, sāde, küşāde, ziyāde. Şiir Vatikan (VT 94b) ve Viyana (VY 76a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgili ile servi karşı karşıya getirilir. Divan şiirinde uzun ve düzgün boy serviye benzetilir; burada ise asıl servi sevgilidir ve bahçedeki ağaç onun yolunu gözleyen bir bekçiye dönüşür. Servinin tek gövdeli oluşu "be-yek-pāy sitāde", yani tek ayak üstünde dikilmek diye yorumlanır. Ağacın bu doğal görünüşüne şiirsel bir sebep bulunması hüsn-i talildir. "Piyāde" (yaya) ile "sitāde" (dikilmiş) kafiyeleri, yürüyen sevgili ile kıpırdamadan bekleyen servi arasındaki tezadı da taşır.

İkinci beyitte gözyaşları inciye benzetilir. Gözbebeği bu incileri kirpiklere dizer, sanki bir gerdanlık örer; bu gerdanlık ise sevgilinin mahallesindeki köpeğe takılacaktır. Ersoy "ḳılāde"yi tasma diye anlar. Âşığın en değerli varlığını, gözyaşı incilerini, sevgilinin köpeğine sunması kendini küçültmenin divan şiirindeki bilinen bir yoludur.

Üçüncü beyit bir cinas üzerine kurulur. "Sāde" kelimesi sözlük anlamıyla hem "saf, yalın, içten" hem de "düz, tüysüz" demektir. "Ruḫ-ı sāde" henüz tüyü bitmemiş, pürüzsüz yanaktır; "dil-i sāde" ise saf gönüldür. Saf gönlün tüysüz yanağa meyletmesi, şaire göre ayıp sayılmaz, çünkü bu meyil gönlün kendi sadeliğinden gelir. Ersoy'un anlamında "sadık gönül" geçer; metindeki kelime "sāde"dir ve cinas bu kelimeye dayanır. Kelimenin üç kez tekrarlanması beyti bir söz oyununa dönüştürür.

Dördüncü beyitte taze gül ile şarap bir arada anılır; gül mevsimi divan şiirinde içki meclislerinin mevsimidir. Lalenin yüzünde bir gülün açılması, Ersoy'un açıklamasıyla kırmızı bir yüzde gülün belirmesidir. Mahlas beytinde ay ile güneş birlikte anılır: sevgili ay yüzlüdür, yanağı ise güneştir. "Devlet" kelimesi sözlük anlamıyla hem saadet ve talih hem de saltanat demektir. Zahid bu güzelliğin değerini küçümsemektedir; şair ise onun sandığından çok daha büyük olduğunu söyler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar