Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Dāred ez-la‘l-i to nişān ġonca
Ki dehed būy-ı cān ez-ān ġonca
Sırr-ı la‘l-i to-rā ki şod maḥrem
Mühr zed ber-dehān hemān ġonca
Behr-i la‘let nis̱ār ḫᵛāhed şod
Ānçi dāred miyān-ı cān ġonca
Fehm-i sırr-ı leb-i to ne’tvānīst
Gerçi mī-būd ḫurde-dān ġonca
Bī-dehān u leb-i to mis̱l-i Münīr
Şod be-ḫūn-ı ciger ‘ıyān ġonca
Günümüz Türkçesiyle
1. Gonca senin la'l dudağından bir iz taşır; o goncadan can kokusu gelmesi bundandır.
2. Gonca senin la'l dudağının sırrına mahrem olunca, hemen kendi ağzına mühür vurdu (ağzını sıkıca kapadı).
3. Gonca, canının ortasında ne taşıyorsa senin la'l dudağına saçı olarak saçacaktır.
4. Gonca ince şeyleri bilen biri olsa da senin dudağının sırrını anlayamadı.
5. Senin ağzından ve dudağından ayrı kalınca gonca, Münîr gibi ciğer kanına bulanmış olarak ortaya çıktı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz kırkıncısıdır (fg 140). Vezin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; bu kısa vezin gazele hızlı, sıkı bir ritim verir. Redif "ġonca" kelimesidir ve Ersoy'un redif listesinde de böyle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: nişān, ān, hemān, cān, dān, ‘ıyān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 95b) ve Viyana (VY 76b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti gonca ile sevgilinin dudağı arasındaki bir ilişkiyi anlatır. Divan şiirinde sevgilinin küçük ve kırmızı ağzı goncaya benzetilir; Münîrî bu benzetmeyi beş beyit boyunca beş ayrı yönden işler. Goncanın her özelliği, sevgilinin dudağına bağlanan bir sebeple açıklanır; gazel baştan sona bir hüsn-i talil zinciridir. Bu bütünlük bizim tespitimizdir.
Matlada goncanın güzel kokusu, sevgilinin dudağından bir iz taşımasına bağlanır. İkinci beyitte goncanın kapalı duruşu bir sır saklama hâli olarak yorumlanır: gonca sevgilinin dudağının sırrını öğrenmiş ve ağzına mühür vurmuştur. Mahrem kelimesi sözlük anlamıyla sırra ortak olan, yabancı sayılmayan kimsedir. Kapalı goncanın mühürlü bir ağza benzetilmesi, onun açılmamış hâlini konuşmamaya, sır tutmaya bağlar.
Üçüncü beyitte goncanın açılması bir saçı olarak düşünülür. "Nis̱ār" sözlük anlamıyla düğünlerde ya da büyüklerin önüne saçılan para, değerli şeydir. Gonca açıldığında içinde taşıdığını sevgilinin dudağına saçacaktır. "Miyān" kelimesi sözlük anlamıyla hem "orta" hem de "bel" demektir; burada "miyān-ı cān", canın ortası, goncanın en iç yeridir.
Dördüncü beyitte "ḫurde-dān" kelimesi ilgi çekicidir. Kelime sözlük anlamıyla "ince şeyleri, nükteleri bilen" kimse demektir; içindeki "ḫurde" ise "küçük, ufak" anlamına gelir. Küçük gonca, ince şeyleri anlayan biri olarak gösterilir, ama sevgilinin dudağının sırrını o bile çözemez. Bu çift anlam bizim tespitimizdir. Mahlas beytinde goncanın kırmızılığı ciğer kanına bağlanır: gonca da Münîr gibi sevgilinin ağzından ve dudağından ayrı düşmüş, ciğeri kan ağlamış ve bu kanla görünür olmuştur. Âşık ile çiçek böylece aynı derdi paylaşan iki varlık hâline gelir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 215-216, fg 140 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






