Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Bā-sirişk-i ḫūn ki be’nmāyed be-çeşmem rū müje
Mīl gerded āteşīn ber-merdüm ey meh-rū müje
Fī’l-mes̱el cārūb-ı cennet mī-şeved müjgān-ı men
Der-ser-i kūy-ı segānet ger buved cārū müje
Bā-ḫayāl-i ḫadd ü ruḫsāret ki pür şod dīdeem
Gūyiyā ḫār-ı gülest ez-her kenār-ı ū müje
Ḥālet-i dīger ne-bīned ġayr-ı ġarḳ-ı ḫūn şoden
Merdüm-i çeşm-i merā z’ān dem ki zed pehlū müje
Behr-i rūy-ı yār mī-gerded be-her kūşe Münīr
Murġ-ı çeşmem-rā ki şod bāl ü per ez-her sū müje

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ay yüzlü, kanlı gözyaşıyla gözüme görünen kirpik, gözbebeğime ateşten bir mil olur.

2. Benim kirpiklerim senin mahallenin köpeklerinin bulunduğu yerde süpürge olursa, bu âdeta cennetin süpürgesi olmak gibidir.

3. Gözlerim yanağının ve yüzünün hayaliyle doldu; sanki kirpikler gözün her kenarında birer gül dikenidir.

4. Kirpik gözbebeğime yaslandığı andan beri, gözbebeğim kana batmaktan başka bir hâl görmez.

5. Münîr sevgilinin yüzünü görmek için her köşeyi dolaşır; kirpik de kuşa benzeyen gözüme her yandan kol kanat olmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz kırk birincisidir (fg 141). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "müje" (kirpik) kelimesidir ve Ersoy'un redif listesinde de böyle gösterilir. Kafiye "-ū" sesidir: rū, meh-rū, cārū, ū, pehlū, sū. Şiir Vatikan (VT 95b) ve Viyana (VY 76a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir. Ardından gelen gazel (fg 142) "ez-müje" redifiyle aynı kelimeyi sürdürür; iki gazelin divanda yan yana durması kafiye harfine göre yapılan divan düzeninin bir sonucu olmalıdır; bu bizim çıkarımımızdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Bütün gazel âşığın kendi kirpikleri üzerine kuruludur. Divan şiirinde kirpik çoğunlukla sevgilinin oka benzetilen kirpiğidir; burada ise âşığın ağlayan gözünün kirpikleri konu edilir ve her beyitte başka bir şeye dönüşür: mil, süpürge, diken, kana batan bir yük ve kanat.

Matladaki "mīl" kelimesi sözlük anlamıyla ince, uzun bir çubuktur; göze sürme çekmekte kullanılan çubuk da, kızdırılıp göze çekilerek kör etmeye yarayan demir de bu adla anılır. Kanlı gözyaşı içindeki kirpiğin gözbebeğine "ateşten bir mil" olması bu ikinci anlamı çağırır: ağlamak âşığın gözünü yakıp kör etmektedir. "Merdüm" kelimesi de sözlük anlamıyla hem "gözbebeği" hem "insan" demektir; Farsça şiirde bu iki anlam sık sık birlikte düşünülür.

İkinci beyitte kirpikler süpürge olur. Sevgilinin mahallesinin, hatta köpeklerinin bulunduğu yerin süpürgesi olmak, âşık için cennetin süpürgesi olmak kadar değerlidir. "Fi'l-mesel" sözlük anlamıyla "örneğin, sanki" demektir. Kirpiklerin ince, sık tellerinin süpürgeye benzetilmesi görüntüye dayanan bir teşbihtir.

Üçüncü beyitte göz, sevgilinin yanağının ve yüzünün hayaliyle dolup bir gül bahçesi olur; kirpikler de bu gülün çevresindeki dikenlerdir. Dördüncü beyitte "pehlū zeden", sözlük anlamıyla yan yana gelmek, yaslanmak demektir. Kirpik gözbebeğinin yanına yaslandığından beri gözbebeği kana batmıştır; ağlamaktan kızarmış göz, kirpiğin bir yaralayıcı olarak düşünülmesiyle açıklanır.

Mahlas beytinde göz bir kuşa, kirpikler onun kanatlarına benzetilir. Münîr sevgilinin yüzünü görmek için her köşeyi dolaşırken gözü de kanatlanıp her yöne uçar. Kirpiğin "bāl ü per" (kol kanat) olması hem görünüşe hem de aramanın hızına dayanan bir teşbihtir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar