Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Dilem-rā gerçi cān baḫşed ez-ān la‘l ü dehān būse
Ne-dānem bīm-i cān mā-rā çirā bāşed ez-ān būse
Zi-bīm-i ġamze-i şūḫet berā-yı ḫūn-behā-yı men
Dilem ez-la‘l-i to ḫᵛāhed ki be’stāned nihān būse
Zi-behr-i būs-ı rūy-ı to me-küş dil-rā be-ṣad miḥnet
Pey-i ta‘ẓīm mī-bāşed be-muṣḥaf her zamān būse
Be-pīş-i mihr-i ruḫsāret seḥer-gāhī ki mī-āyed
Zemīn-rā mī-zened evvel şeh-i gerdūn revān būse
Nişānhā-yı kef-i pāyeş be-her cāyī ki mī-bīnem
Münīrī pīşter ez-men zened eşkem ber-ān būse

Günümüz Türkçesiyle

1. O la'l dudaktan ve ağızdan alınan öpücük gönlüme can bağışlasa da, o öpücük yüzünden neden can korkusu çektiğimizi bilmiyorum.

2. Gönlüm, senin şuh yan bakışının korkusundan, benim kan bedelim olarak la'l dudağından gizlice bir öpücük almak ister.

3. Yüzünü öpmek isteyen gönlü yüz türlü eziyetle öldürme; saygı göstermek için mushaf her zaman öpülür.

4. Göğün şahı (güneş) seher vakti senin güneş gibi yanağının önüne gelirken, önce yeri öper.

5. Ey Münîrî, sevgilinin ayak izlerini nerede görsem, gözyaşım benden önce o izleri öper.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz kırk üçüncüsüdür (fg 143). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıdır. Redif "būse" (öpücük) kelimesidir ve Ersoy'un redif listesinde de böyle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: dehān, ān, nihān, zamān, revān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 96a) ve Viyana (VY 77a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin her beyti başka bir öpüşü anlatır: sevgilinin dudağından alınan öpücük, kan bedeli olarak istenen öpücük, mushafın öpülmesi, güneşin yeri öpmesi ve gözyaşının ayak izini öpmesi. Öpmek kelimesi bir yandan âşıkla sevgili arasındaki yakınlığı, bir yandan da saygı ve bağlılığı anlatır; gazel bu iki anlam arasında gidip gelir.

Matla bir tezatla kurulur. Sevgilinin dudağından alınan öpücük cana can katar, ama aynı öpücük âşığa ölüm korkusu da verir. Can bağışlamak ile can korkusu arasındaki bu zıtlık, sevgilinin hem hayat veren hem öldüren bir güç olarak görülmesine dayanır. İkinci beyitte bu korkunun sebebi açıklanır: sevgilinin şuh gamzesi âşığı öldürecektir. Âşık, ölümünün karşılığı olan kan bedelini peşinen, gizli bir öpücük olarak almak ister. "Ḫūn-behā" sözlük anlamıyla öldürülen kişinin yakınlarına ödenen diyettir.

Üçüncü beyit bir irsal-i mesel havası taşır. Sevgilinin yüzü mushafa, yani Kur'an'ın yazılı nüshasına benzetilir; mushaf saygı için nasıl öpülürse, yüz de öyle öpülmeye layıktır. Yüzün mushafa benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir teşbihtir. Âşık bu delil üzerine sevgiliden, yüzünü öpmek isteyen gönlü cezalandırmamasını ister.

Son iki beyit yerde biten öpüşleri anlatır. Seher vakti güneş, sevgilinin güneş gibi yanağının önüne gelirken önce yeri öper. Yer öpmek sözlük anlamıyla büyük birinin huzurunda eğilip saygı göstermektir. Doğan güneşin ışığının önce yere düşmesi bu saygı hareketine bağlanır; bu bir hüsn-i taliddir. Mahlas beytinde de gözyaşı yere düşer: âşık sevgilinin ayak izini nerede görse, gözyaşı ondan önce davranıp o izi öper. Gözyaşının yere damlaması bir öpüş olarak yorumlanır ve gazel âşığın en alçakgönüllü öpüşüyle biter.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar