Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Müjgān-ı men be-leşker-i eşkem koned nigāh
Cārūb-kār şod ki keşed ṣaf pey-i sipāh
Āyā buved ki kūşe-i çeşmet be-mā resed
Ṣad mürde-rā ki mī-koned iḥyā be-yek nigāh
Ḫaṭṭet zi-her ṭaraf ki çonīn leşkerī keşed
Goften tevān be-mülk ne-mī-künced īn sipāh
Mis̱leş de-dāşt ḥüsn-i to çün mihr-i ‘ālemest
Ber-her ki būd porsiş-i men goft lā-sivāh
Z’ān zülf ü ḫaṭ ki rūz-ı dil-i men siyāh būd
Her dūd-ı dil ki şod be-felek būd naḳş-ı āh
Ber-ḫūn-ı men şehādet-i lebhā-yı to besest
Ḫod ber-ṭarīḳ-i şer‘ dü kes mī-şeved güvāh
Ṣabr u ḳarār-ı mihr-i felek refteest Münīr
Z’īn dūd-ı dil ki āyīne-i māh şod siyāh
Şeh Bāyezīd ḫān ki ez-ān-ı veyest cihān
Sulṭān-ı ‘ālemest hemānest pādşāh
İḳbāl ü ‘ömr ü devlet ü cāheş mezīd bād
Rūḥest taḫt-rā ki buved devlet-i külāh
Günümüz Türkçesiyle
1. Kirpiklerim gözyaşı orduma bakıyor; ordunun önünde saf düzmek için süpürgeci oldular.
2. Acaba olur mu ki, bir bakışıyla yüz ölüyü dirilten gözünün ucu bize de erişsin?
3. Ayva tüyün her taraftan öyle bir ordu çekiyor ki, bu ordunun hiçbir ülkeye sığmadığı söylenebilir.
4. Güzelliğin âlemin güneşi gibi olunca, ona bir benzer var mı diye her kime sordumsa "ondan başkası yok" dedi.
5. O zülüf ve ayva tüyü yüzünden gönlümün günü kara olduğundan, gönülden göğe yükselen her duman bir ah nakşı oldu.
6. Kanımı döktüğüne senin dudaklarının şahitliği yeter; zaten şeriat yolunca iki kişi şahit olur.
7. Ey Münîr, göğün güneşinin sabrı ve kararı kalmamış; bu gönül dumanından ayın aynası karardı.
8. Cihan kendisinin olan Şah Bayezid Han âlemin sultanıdır; padişah işte odur.
9. İkbali, ömrü, devleti ve makamı artsın; tahtın ruhu odur, tacın devleti de odur. (Ersoy ikinci mısraı "tahtın ruhu olan şehzade" diye anlar; metinde "külāh", yani taç ya da börk kelimesi geçer.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış dokuz beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz kırk beşincisidir (fg 145). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-āh" sesidir: nigāh, sipāh, sivāh, āh, güvāh, siyāh, pādşāh, külāh. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 96b) bulunur.
Gazelin yapısı alışılmışın dışındadır. Mahlas 7. beyitte geçer, ama şiir orada bitmez; ardından gelen iki beyit II. Bayezid'i över ve ona dua eder. Mahlastan sonra gelen bu iki beyit gazele bir kaside sonu havası verir. Bu yapı bizim tespitimizdir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin aşk bölümü baştan bir ordu ve saltanat diliyle kurulmuştur. Matlada gözyaşları bir ordudur, kirpikler de bu ordunun önünde yolu süpürüp saf düzen görevlilerdir. Üçüncü beyitte sevgilinin ayva tüyleri de bir ordu çeker ve bu ordu hiçbir ülkeye sığmaz. "Leşker" ve "sipāh" (ordu), "mülk" (ülke), en sonda "pādşāh", "taḫt" ve "külāh" kelimeleri, aşk bölümünden övgü bölümüne doğal bir geçiş hazırlar. Bu tenasüp bizim tespitimizdir.
İkinci beyitte sevgilinin bakışı, ölüleri dirilten bir güçle anılır. Dördüncü beyitte güzelliği "mihr-i ‘ālem" (âlemin güneşi) olan sevgilinin benzeri sorulur ve herkes Arapça "lā-sivāh" (ondan başkası yok) diye cevap verir. "Mihr" sözlük anlamıyla hem güneş hem sevgi demektir ve 7. beyitte "mihr-i felek" (göğün güneşi) olarak yeniden geçer.
Beşinci ve yedinci beyitler duman ile karanlık üzerine kuruludur. Kara zülüf ve ayva tüyü âşığın gününü karartmış, "rūz-ı siyāh" (kara gün) deyimi gerçek bir renge dönüşmüştür. Gönülden yükselen ah dumanı göğe ah yazısını nakşeder ve sonunda ayın aynasını karartır. Altıncı beyit bir hukuk kuralını delil olarak kullanır: İslam hukukunda bir olayın sabit olması için iki şahit gerekir; sevgilinin iki dudağı da âşığın kanının döküldüğüne iki şahittir. Ersoy da beyti bu kuralla açıklar.
Tarihî Bağlam
Sekizinci beyitte memduh adıyla anılır: "Şeh Bāyezīd ḫān". Münîrî, II. Bayezid Amasya'da sancakbeyiyken onun meclisinde bulunmuş bir şairdir; divanındaki kasidelerin büyük bölümü de Bayezid ile Şehzade Ahmed'e sunulmuştur. Bayezid'in burada "sulṭān-ı ‘ālem" ve "pādşāh" diye anılması övgü dilinin bilinen kalıplarıdır; gazelin ne zaman yazıldığına dair neşirde ya da başka bir kaynakta bilgi yoktur. Ersoy'un son beyitte "şehzade" demesi metindeki bir kelimeye dayanmaz; bu yüzden bu ifadeden bir tarih çıkarılmamalıdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 218-219, fg 145 (giriş s. 2, 5, 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






