Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Yā ma‘şera’l-eḥıbbeti eṣ-ṣabbü lā yemūt
Fī ṣūrati’l-fenā’i iẕā kāne lā yefūt
Yāḳūt-ı cān-fezāsı ḫayāli dirisiyem
Be’nger ḳanā‘atem ki merā būd ‘ayn-ı ḳūt
Ber-sem‘-i reh-revān-ı to her laḥẓa mī-resed
Yā sālike’l-mesāliki ṭūbā limen yemūt
Īn dil ki şod zi-būde-i zülf-i siyāh-ı to
Mānend-i Yūnusest ki şod der-dehān-ı ḥūt
Gösterdügi gibi yüzi ayını ey Münīr
Ḥüsn-i ḥasen midür bu didüm didi k’es-sükūt
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dostlar topluluğu, tutkun âşık ölmez; yokluk suretine bürünse bile kaybolup gitmez. (Beyit baştan sona Arapçadır. Ersoy yalnız ilk mısraın anlamını "ey âşıklar topluluğu, gerçek âşıklar ölmez" diye verir. İkinci mısraın aktarımı sözlük anlamına dayanır: "fī ṣūrati’l-fenā’" yokluk suretinde, "lā yefūt" kaçıp gitmez, kaybolmaz demektir.)
2. Onun can artıran yakut dudağının hayaliyle diriyim; kanaatime bak ki benim için azığın ta kendisi o oldu. (İlk mısra Türkçe, ikinci mısra Farsçadır. Ersoy yalnız ikinci mısraın anlamını "benim için gıda gibi olan kanaatime bir bak" diye verir. "Yāḳūt" kırmızı dudağı, "ḳūt" azık ve gıdayı anlatır.)
3. Senin yolunda yürüyenlerin kulağına her an şu ses ulaşır: "Ey bu yollarda yürüyen, bu yolda ölene ne mutlu." (İkinci mısra Arapçadır. "Ṭūbā" sözlük anlamıyla "ne mutlu" demektir.)
4. Senin kara zülfünün elinde kalan bu gönül, balığın ağzına düşen Yunus'a benzer. (Hz. Yunus'un balık tarafından yutulmasına telmih vardır. İlk mısradaki "zi-būde-i" sözü açık değildir; aktarım Ersoy'un "bu gönlün senin siyah zülüflerin karşısındaki durumu" yorumuna dayanır.)
5. Ey Münîr, o yüzünün ayını gösterir göstermez "Bu güzellerin güzelliği midir?" dedim; "Sus" dedi. (Beyit Türkçedir; neşirde anlamı verilmez. "Ḥüsn" ile "ḥasen" aynı kökten gelir ve sözlük anlamıyla "güzellik" ile "güzel" demektir; söz "güzel bir güzellik" diye de anlaşılabilir. "Es-sükūt" Arapça "sükût, sus" demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve neşirde Farsça gazellerin on dokuzuncusudur (fg 19). Gazel Arapça, Farsça ve Türkçe mısraların bir arada kullanıldığı bir mülemma‘dır. Birinci beyit bütünüyle Arapça, ikinci beytin ilk mısraı Türkçe, ikinci mısraı Farsçadır; üçüncü beytin ilk mısraı Farsça, ikinci mısraı Arapçadır; dördüncü beyit Farsça, mahlas beyti ise Türkçedir. Ersoy'un aparatında yalnız Farsça ve Arapça kısımların anlamı verilmiştir; beşinci beyit anlamsız bırakılmış, birinci ve ikinci beyitlerin de yalnız birer mısraı açıklanmıştır. Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-ūt" sesidir: yemūt, yefūt, ḳūt, yemūt, ḥūt, sükūt. "Yemūt" kelimesi birinci ve üçüncü beyitte kafiye olarak iki kez kullanılır. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 66a) bulunur. Neşirde beyitleri numarasız basılmıştır; buradaki numaralar mısra çiftlerine göre verilmiş olup aparattaki anlam numaralarıyla tutar. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu aşkta ölüm ve ölümsüzlüktür. Birinci beyit bütün âşıklara seslenen Arapça bir hükümle açılır: tutkun âşık ölmez, yok olmuş görünse de kaybolmaz. Üçüncü beyit aynı düşünceyi tersinden söyler ve aşk yolunda ölene ne mutlu olduğunu ilan eder. "Yemūt" kafiyesinin iki beyitte tekrarlanması bu iki hükmü birbirine bağlar: âşık bir yandan ölmez, bir yandan da bu yolda ölmek bir mutluluk sayılır. Aşk yolunun "mesâlik", yolcularının da "sâlik" diye anılması tasavvuf terimlerini hatırlatır.
İkinci beyit âşığın neyle yaşadığını söyler. Sevgilinin can artıran yakut dudağının hayali onun dirilik kaynağıdır ve âşık bu hayale kanaat ederek onu kendine azık edinir. Dördüncü beyitte gönül, kara zülfün içinde kalışıyla balığın karnındaki Hz. Yunus'a benzetilir; kara ve kıvrımlı zülüf, Yunus'u yutan balığın karanlık ağzına karşılık gelir.
Türkçe mahlas beyti bir konuşma sahnesidir. Sevgili yüzünün ayını gösterince âşık bu güzelliği sorar, sevgili Arapça bir tek kelimeyle "sus" der. "Ḥüsn" ile "ḥasen" kelimeleri aynı kökten geldiği için beyitte iştikak cinası vardır. Gazelin sonundaki bu sus sözü, Münîrî'nin on ikinci Farsça gazelinin mahlas beytinde de sükûtun anıldığını hatırlatır; orada sükût rıza sayılır, burada ise sevgilinin âşığı susturmasıdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 144, fg 19 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






