Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ḫūn-ı ciger ki bī-to mey-i ḫoş-güvār-ı māst
Der-fürḳat-i to hem-dem-i mā āh u zār-ı māst
Ez-ḥāl-i küştegān-ı to taḳrīr mī-koned
Ān ki be-ḫūn nüvişteī seng-i mezār-ı māst
Ger rind-i bāde-nūş u levendīm ü bī-nevā
Bī-ḫānmān şoden be-cihān i‘tibār-ı māst
Hergiz be-fikr-i ġayr ne-şod ‘āşıḳān-ı vey
Cüz fikr-i ‘ışḳ-ı ān ṣanem ey dil çi kār-ı māst
Ārām-ı vey ne-mī şeved ez-derhemī demī
Gūyā ki kākül-i to dil-i bī-ḳarār-ı māst
Şem‘-i cemāl-i pertev-i māh-ı Münīr-i men
Çeşm ü çerāġ-ı dīde-i gevher-nis̱ār-ı māst
Günümüz Türkçesiyle
1. Sensizken ciğer kanı bizim içimi hoş şarabımızdır; senin ayrılığında yoldaşımız ahımız ve iniltimizdir.
2. Senin kanla yazdığın şey bizim mezar taşımızdır; senin öldürdüklerinin hâlini o anlatır. (Ersoy beyti "bizim mezar taşımızı kan ile yazman senin aşkından ölenlerin hâlini takrir ediyor" diye açar.)
3. Eğer biz şarap içen, kayıtsız ve yoksul rindlersek, dünyada evsiz barksız olmak bizim itibarımızdır. ("Levend" sözlük anlamıyla başıboş, kayıtsız, gönlünce yaşayan kimsedir; Ersoy "tembel" diye karşılar ve beyte "bizi kınama" sözünü ekleyerek açar. "Bī-ḫānmān" sözlük anlamıyla evsiz barksız, yurdu yuvası olmayan demektir.)
4. Onun âşıkları hiçbir zaman başkasını düşünmemiştir; ey gönül, o put gibi güzelin aşkını düşünmekten başka ne işimiz var? ("Ṣanem" put demektir; divan şiirinde güzel sevgili anlamında kullanılır.)
5. Onun karışıklığından bir an olsun huzuru yoktur; senin kâkülün sanki bizim kararsız gönlümüzdür. ("Derhemī" sözlük anlamıyla dağınıklık, perişanlıktır. Dağınık kâkül ile huzursuz gönül birbirine benzetilir.)
6. Benim parlak ayımın ışığının güzellik mumu, mücevher saçan gözümüzün nuru ve kandilidir. ("Münīr-i men" hem "benim parlak (ayım)" hem "benim Münîr'im" diye anlaşılabilir; mahlas burada sevgilinin sıfatı olarak da çalışır. "Çeşm ü çerāġ" göz nuru, çok sevilen kimse anlamında kalıplaşmış bir sözdür. "Gevher-nis̱ār", mücevher saçan, gözyaşı döken gözü anlatır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yirmincisidir (fg 20). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "māst", yani "bizimdir" sözüdür; Ersoy'un redif listesinde yirmi ve yirmi birinci Farsça gazeller bu redifle gösterilir. Kafiye "-ār" sesidir: ḫoş-güvār, zār, mezār, i‘tibār, kār, bī-ḳarār, gevher-nis̱ār. Şiir Vatikan (VT 66a) ve Viyana (VY 49b) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre üçüncü beyitteki "levendīm ü" sözünde Viyana nüshasında "ü" bağlacı yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin anahtar beyti üçüncü beyittir. Ersoy, Münîrî'nin kendini şarap içen bir rind olarak tanımladığını ve cihanda evsiz barksız yaşamayı bir itibar saydığını anlatırken bu beyti örnek verir. Beyitte rindin dünya karşısındaki tavrı açıkça söylenir: şarap içen, kayıtsız ve yoksul olmak bir kusur sayılmaz, evsiz barksız olmak da itibarın kendisi sayılır. Ersoy aynı sayfada Münîrî'yi gazellerinde Hâfız'a öykünen, rind ve âşık bir şair olarak değerlendirir.
"Māst" redifi gazelin bütününe birinci çoğul şahıs sesini verir. Âşıkların ortak hâli anlatılır: ciğer kanı onların şarabıdır, ah ve inilti yoldaşlarıdır, sevgilinin kanla yazdığı mezar taşı da onların mezar taşıdır. Birinci beyitteki şarap ile ciğer kanı arasındaki benzetme, ikinci beyitteki kanla yazılmış mezar taşıyla birleşir; kan iki beyitte iki ayrı hayalin ortak unsurudur. İkinci beyitteki "taḳrīr", yani anlatma, beyan etme, kelimesi mezar taşını konuşan bir tanık hâline getirir; taşın üzerindeki kanlı yazı, sevgilinin öldürdüğü âşıkların hikâyesini okuyana bildirir. Dördüncü beyitte sevgili için "ṣanem", yani put, kelimesinin kullanılması, âşığı bir puta bağlanan kimse gibi gösterir ve gazelin rindane söyleyişiyle uyumludur.
Beşinci beyitte sevgilinin dağınık kâkülü ile âşığın kararsız gönlü arasında bir teşbih kurulur; ikisinin de huzuru yoktur. Mahlas beytinde mum, ay, ışık, göz ve kandil kelimeleri bir tenasüp oluşturur. "Münīr" sözünün hem mahlas hem "parlak" sıfatı olarak okunabilmesi beyte bir tevriye katar. Aynı beyitteki "gevher-nis̱ār", mücevher saçan, sözü birinci beyitteki ciğer kanına geri döner: gözün saçtığı mücevher kanlı gözyaşıdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 144-145, fg 20 (giriş s. 9, 12, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






