Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

İmşeb ez-ṣoḥbet-i dūşīne merā yād āmed
Ney fiġān kerden-i men dīd be-feryād āmed
Baḫt-ı bīdār-ı merā bīn ki be-ser-vaḳtem dūş
Nīm-mest ez-derem ān ḥūr-ı perī-zād āmed
Her ki der kūh-ı ġam-ı ‘ışḳ belāyī ne-keşīd
Ū çi dāned ki çihā ber-ser-i Ferhād āmed
Āteş-i ‘āşıḳ-ı dil-ḫaste ber-ān kār-gerest
Dil-i saḫt-ı to eger āhen ü pūlād āmed
Ger giriftār-ı ġam-ı ‘ışḳ-ı to mī-būd Münīr
Ez-ġam-ı her dü cihān fāriġ u āzād āmed

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu gece dün geceki sohbet aklıma geldi; ney benim feryat edişimi görünce o da feryada geldi.

2. Uyanık bahtımı gör: dün gece o peri soylu huri yarı sarhoş bir hâlde kapımdan girip yanıma geldi. ("Baḫt-ı bīdār" sözlük anlamıyla uyanık baht, yani açık talihtir; Ersoy "talihimin açıklığı" der.)

3. Aşk gamının dağında bela çekmemiş olan kimse, Ferhâd'ın başına neler geldiğini ne bilir. (Ferhâd, Şîrîn'e kavuşmak için dağı delen efsanevî âşıktır.)

4. Senin katı gönlün demir de olsa çelik de olsa, gönlü yaralı âşığın ateşi ona işler.

5. Münîr senin aşkının gamına tutsak olduysa, iki dünyanın gamından kurtulmuş ve azat olmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin kırk üçüncüsüdür (fg 43). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "āmed" (geldi) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "āmed" redifli olarak tek başına gösterilir. Kafiye "-ād" sesidir: yād, feryād, perī-zād, Ferhād, pūlād, āzād. Ersoy kafiyeden önce uzun ünlünün geldiği bu tür kafiyeye (kafiye-i müreddefe) verdiği örnekler arasında bu gazeli de sayar. Şiir Vatikan (VT 71b) ve Viyana (VY 55b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılığını Hâfız Divanı'nın 1290 (1873-74) İstanbul baskısında sayfa numarasıyla gösterir; TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Aynı vezin, kafiye ve redifteki Hâfız gazeli "Der-namāzem ḫam-ı ebrū-yı to bā-yād āmed / Ḥāletī reft ki miḥrāb be-feryād āmed" (Namazda kaşının kavsi aklıma geldi; öyle bir hâl oldu ki mihrap feryada geldi) matlaıyla başlar.

Anlam ve Söz Sanatları

Münîrî'nin matlaı Hâfız'ınkini yakından izler. Hâfız'da namaz sırasında sevgilinin kaşı aklına gelir ve mihrap feryada başlar; Münîrî'de dünkü sohbet aklına gelir ve ney feryat eder. İki şairde de ilk mısra bir hatırlayışla biter, ikinci mısrada cansız bir şey insan gibi feryat eder; bu, cansız varlıklara insan davranışı yükleyen teşhis sanatıdır. Münîrî, Hâfız'ın mihrabını meclisin çalgısı olan neye çevirerek beyti rind meclisine taşır. Neyin inlemesi zaten divan şiirinde bilinen bir hayaldir, bu yüzden benzetme kendiliğinden yerine oturur.

İkinci beyit gece gelen sevgiliyi anlatır. Yarı sarhoş peri yüzlü sevgilinin kapıdan girmesi uyanık bahtın eseridir; "bīdār" (uyanık) kelimesi gece ve uykuyla da ilgi kurar. Üçüncü beyitte Ferhâd anılır. Aşk gamı bir dağdır; o dağda bela çekmeyen kimse Ferhâd'ın çektiklerini anlayamaz. Dağ ve Ferhâd arasındaki ilgi, Ferhâd'ın Şîrîn için dağ delmesi hikâyesine dayanan bir telmihtir. Dördüncü beyitte sevgilinin gönlü demir ve çeliğe benzetilir; ama âşığın ateşi demiri bile işler. Ateşin demiri yumuşatması gözlemine dayanan bu beyitte demir, çelik ve ateş kelimeleri tenasüp kurar.

Mahlas beytinde bir tezat vardır: aşk gamına tutsak olmak, iki dünyanın gamından azat olmaktır. Tutsaklık ile azatlık bir arada düşünülür. Hâfız'ın gazelinde de "āzād āmed" kafiyesi geçer; Hâfız orada gam yükünden azat olan serviye imrenir. Münîrî aynı kafiye kelimesini mahlas beytine alarak azatlığı aşkın tutsaklığına bağlar. Gazel böylece Hâfız'ın vezin, kafiye ve redifini izlerken hayalleri kendi meclis ve aşk diline uyarlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar