Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Be-ruḫsāret ki īn gül-zār bāşed
Çü bülbül behr-i ū gül zār bāşed
Be-nāl ey ‘andelīb-i hicr-dīde
Ki vaṣl-ı gül hemān ber-ḫār bāşed
Ne-mī-māned çü bülbül ḫār-ı gül-rā
Kesī k’ū ṭālib-i dīdār bāşed
Zi-gül ger bāġ-bān-rā behre’ī hest
Naṣīb-i bülbül āh u zār bāşed
Zer-i gül behr-i ḫūn-ı ‘andelībest
Ez-ān der-muşt-ı gül her bār bāşed
Münīrī behr-i yek gül mis̱l-i bülbül
Hezār ender-hezārān kār bāşed

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin yanağın bu gül bahçesi olunca, onun için gül de bülbül gibi inlesin. ("Gül-zār" gül bahçesi, "gül zār" ise gül inleyen demektir; iki söyleyiş aynı sesle mısraların sonunda yer alır.)

2. Ey ayrılığı tatmış bülbül, inle; çünkü güle kavuşmak yalnız dikene düşer.

3. Sevgilinin yüzünü görmeyi isteyen kimse, bülbül gibi gülün dikenine takılıp kalmaz. (Ersoy "gülün dikenine aldanmaz" diye anlar. "Māndan" fiili Farsçada hem kalmak hem benzemek anlamına gelir; mısra "gülün dikenine bülbül gibi benzemez" diye de okunabilir.)

4. Bahçıvanın gülden bir payı varsa, bülbülün nasibi ah etmek ve inlemektir.

5. Gülün altını bülbülün kanının bedelidir; bu yüzden her zaman gülün avucundadır. (Gülün ortasındaki sarı tozlar altına benzetilir; Ersoy da "bülbülün kanının diyeti" der. Vatikan nüshasında "muşt-ı" yerine "dest-i" vardır; ikisi de el, avuç anlamındadır.)

6. Münîrî'nin, bülbül gibi, tek bir gül için binlerce kez binlerce işi vardır; yani durmadan inler. ("Hezār" sözlük anlamıyla hem bin hem bülbül demektir. Ersoy beyti "sayısız kereler inleyip ağlar" diye anlar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin kırk dördüncüsüdür (fg 44). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır; gazel daha kısa mısralı bir vezinle yazılmıştır. Redif "bāşed" (olsun, olur) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde bu redifle fg 44 ve fg 68 gösterilir. Kafiye "-ār" sesidir: gül-zār, zār, ḫār, dīdār, zār, bār, kār. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 71b) ve Viyana (VY 55b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütünü gül ile bülbül mazmunu üzerine kuruludur ve her beyit bu mazmunun başka bir yönünü işler. Matla bir cinasla açılır: ilk mısraın sonundaki "gül-zār" (gül bahçesi) ile ikinci mısradaki "gül zār" (gül inleyen) aynı sesi taşır, ama anlamları farklıdır. Beyitte rol değişimi de vardır: sevgilinin yanağı gül bahçesi olunca bu kez gülün kendisi bülbül gibi inlemelidir. Böylece gül, sevgilinin güzelliği karşısında âşık durumuna düşer.

İkinci ve dördüncü beyitler bülbülün talihsizliğini anlatır. Güle kavuşan bülbül değil dikendir; gülden pay alan da bahçıvandır, bülbüle yalnız inlemek kalır. Diken ve bahçıvan, divan şiirinde sevgiliye yakın olup ondan değer bilmeden yararlanan rakibi çağrıştırır. Üçüncü beyit öğüt verir: sevgilinin yüzünü isteyen kişi bülbül gibi dikende takılıp kalmamalıdır. Beşinci beyit gazelin en ince hayalini taşır. Gülün ortasındaki sarı tozlar altın olarak düşünülür; bu altın, gül uğruna kanı dökülen bülbülün diyetidir ve bu yüzden gül onu hep avucunda tutar. Doğadaki bir görünüşe şiirsel bir sebep bulunduğu için bu beyit hüsn-i talil sanatına örnektir. Altın, kan ve diyet kelimeleri bir tenasüp kurar.

Mahlas beyti yine bir kelime oyunuyla biter. "Hezār" hem bin sayısı hem de bülbül demektir; "hezār ender-hezārān" (binlerce kez binlerce) söyleyişi bu yüzden bülbülü de çağrıştırır. Münîrî kendini bülbüle benzetir ve tek bir gül için sayısız kez inlediğini söyler. Gazelin başında gülü bülbül gibi inleten şair, sonunda kendisini bülbülün yerine koyar; böylece gül, bülbül ve âşık arasındaki roller gazel boyunca yer değiştirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar