Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Be-her vaḳtī ki īn dil-rā ḫayāl-i rūy-ı yār āyed
Men ez-ḫodī revem lā-büd be-cānem nīz kār āyed
Zi-feryād-ı Te‘āllallāh şeved her kūşe pür-ġavġā
Be-her cāyī ki nā-geh ān şeh-i çābük-süvār āyed
Be-devr-i gül me-şev ġāfil zi-cām-ı bāde-i ṣāfī
Buved rūzī ki ba‘d ez-to besī ‘ahdī bahār āyed
Esās-ı tevbeem muḥkem kocā ḫᵛāhed şod ey zāhid
Zi-dest-i sāḳī-i meh-rū ki cām-ı ḫoş-güvār āyed
Mis̱āl-i ḫaṭṭ-ı to ḫᵛāhem nüvişten ber-varaḳ z’ān rū
Zi-kilk-i ‘anber-āmīzem ġubār-ı müşk-bār āyed
Zi-la‘l-i cān-fezā-yı to şeker-rīzī konem her dem
Ez-ān naẓm-ı dür-efşānem revān u āb-dār āyed
Ġulām-ı kemterīnet-rā kocā īn devlet-i şāhī
Ki der-ḫayl-i segān-ı to Münīrī ber-şomār āyed

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu gönle sevgilinin yüzünün hayali her geldiğinde, ister istemez kendimden geçerim, canıma da iş düşer. (Ersoy ikinci mısraı "canım ağzıma gelir" diye anlar.)

2. O çevik binici şah ansızın her nereye gelse, "Teâlallah" feryatlarından her köşe gürültüyle dolar. ("Te‘āllallāh" sözlük anlamıyla "Allah yücedir" demektir; hayranlık bildiren bir ünlemdir.)

3. Gül mevsiminde saf şarapla dolu kadehten gafil olma; bir gün gelecek ki senden sonra daha nice bahar gelip geçecek.

4. Ey zahid, ay yüzlü sâkînin elinden içimi hoş kadeh gelirken tövbemin temeli nasıl sağlam kalabilir.

5. Senin ayva tüyünün örneğini kâğıda yazmak isterim; çünkü amber karışık kalemimden misk saçan bir toz yükselir. ("Ġubār" sözlük anlamıyla toz demektir; çok ince yazılan bir hat türüne ve yüzdeki ilk ayva tüyüne de bu ad verilir. Amber ve misk siyah renkli, güzel kokulu maddelerdir; mürekkep ile ayva tüyü onlara benzetilir.)

6. Cana can katan lal dudağın yüzünden her an şeker saçarım; bu yüzden inci saçan şiirim akıcı ve parlak olur. ("Āb-dār" sözlük anlamıyla sulu, parlak, taze demektir; incinin parlaklığına da "āb" denir.)

7. Senin en aşağı kölene bu şahane devlet nerede ki Münîrî senin köpeklerinin sürüsü arasında sayılsın. (Ersoy beyti "Münirî gibi hakir bir kölenin bile sevgilinin köpekleri arasında sayılması nasıl şahlara layık bir saadettir" diye anlar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış yedi beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin kırk beşincisidir (fg 45). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıdır. Redif "āyed" (gelir) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "āyed" redifli olarak tek başına gösterilir. Kafiye "-ār" sesidir: kār, süvār, bahār, ḫoş-güvār, müşk-bār, āb-dār, ber-şomār. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 72a) ve Viyana (VY 56a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel sevgilinin hayaliyle açılır. Bu hayal gönle geldikçe âşık kendinden geçer; "āyed" redifi burada hayalin gelişini anlatır ve gazel boyunca gelen şeyler değişir: hayal, sevgilinin kendisi, bahar, kadeh, kalemden yükselen toz, akıcı şiir ve kölelik devleti. İkinci beyitte sevgili çevik bir binici, bir şahtır; o ansızın nereye gelse halk "Teâlallah" diye hayranlıkla bağırır. Sevgilinin atlı bir şah olarak görülmesi, divan şiirinde yaygın olan güzel-hükümdar benzetmesinin bir örneğidir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler meclise döner. Üçüncü beyit hayatın kısalığını hatırlatır ve gül mevsimini şarapla değerlendirmeyi öğütler; senden sonra da nice bahar gelecektir. Dördüncü beyitte zahide seslenilir: sâkînin elinden hoş içimli kadeh gelirken tövbenin temeli sağlam kalamaz. Temel, sağlam ve tövbe kelimeleriyle tövbe bir binaya benzetilir; bu bina sâkînin kadehiyle yıkılır. Zahid ile rind arasındaki bu karşıtlık divan şiirinin bilinen temalarındandır.

Beşinci ve altıncı beyitler şairin kendi yazısı ve şiiri hakkındadır. Şair sevgilinin ayva tüyünü kâğıda yazmak ister; kalemi amber ve misk kokuludur, ondan yükselen "gubâr" hem tozdur hem ince bir yazı türünün, hem de ayva tüyünün adıdır. Kalem, kâğıt, yazmak ve gubâr kelimeleri bir tenasüp kurar. Altıncı beyitte şiir sevgilinin dudağından aldığı tatla şeker saçar ve bu yüzden "dür-efşān", "revān" ve "āb-dār" olur. Ersoy girişte şairin kendi şiirini değerlendirirken bu sıfatları kullandığını söyler ve bu beyti örnek verir. İnci, su ve parlaklık anlamlarını birlikte taşıyan bu kelimeler şiirin akıcılığını ve değerini bir arada övmeye yarar. Mahlas beyti ise bu iddiadan sonra alçakgönüllülüğe döner: Münîrî sevgilinin köpekleri arasında sayılmayı bile şahlara layık bir devlet olarak görür. Köpek, divan şiirinde sevgilinin kapısından ayrılmayan sadık bekçidir ve âşığın kendini ona benzetmesi bağlılığının ifadesidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar