Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Egerçi mī-küşed ān yār-ı bī-günāh merā
Çi ġam ki mī-koned iḥyā be-yek nigāh merā
Cefā vü ‘işve vü nāz ü sitem-gerī āmūḫt
Eger hemīşe çonīn bāşed ey dil āh merā
Çonīn ki dāmenem ez-eşk şod mey-ālūde
Meger ki mī-şeved īn āb-ı ‘öẕr-ḫᵛāh merā
Zi-luṭf-ı ‘ām-ı to luṭfī be-kon be-ḫᵛān bārī
Be-ḳaṣd-ı silk-i segān-ı to gāh gāh merā
Cüz āstān-ı to ne’bved maḳām u cāy Münīr
Hezār şükr ki ey cān şod ū penāh merā

Günümüz Türkçesiyle

1. O günahsız sevgili beni öldürse de ne gam; çünkü bir bakışıyla beni yeniden diriltir.

2. Ey gönül, sevgili cefayı, işveyi, nazı ve zulmü öğrendi; eğer hep böyle olursa vay benim hâlime. ("Āh merā" kelime kelime "bana ah" demektir; Ersoy "bana ahlar olsun" diye karşılar.)

3. Eteğim gözyaşından öyle şaraba bulandı ki, belki bu su benim için özür dileyen olur. (Beyit tam açık değildir. Ersoy onu, kanlı gözyaşlarının şairin özrü olduğu ve eteğinin bu gözyaşlarıyla şarap rengine bulandığı biçiminde anlar. Metne göre ise şarapla lekelenen eteğin, gözyaşının suyuyla özür dilemesi de düşünülebilir.)

4. Herkese yaptığın genel lütfundan bari bana da bir lütufta bulun; köpeklerinin arasına katmak niyetiyle beni ara sıra çağır. ("Silk" sözlük anlamıyla dizi, sıra, zümre demektir. Sevgilinin kapısındaki köpek, divan şiirinde âşığın kıskandığı ve olmak istediği bir varlıktır.)

5. Münîr için senin eşiğinden başka bir makam, bir yer yoktur; ey can, binlerce şükür ki orası benim sığınağım oldu. (Metinde "merā", bana, vardır; Ersoy "bizim" diye karşılar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin beşincisidir (fg 5). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "merā", yani "beni, bana" kelimesidir; kafiye "-āh" sesidir: bī-günāh, nigāh, āh, ‘öẕr-ḫᵛāh, gāh, penāh. Ersoy'un giriş bölümündeki redif listesinde bu gazel "merā" redifiyle gösterilir. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 62b) bulunur. Ersoy'a göre Vatikan nüshası divanın en dolu ve düzenli nüshasıdır ve neşrin metin sırası bu nüshayı izler; bu gazel gibi bazı Farsça gazeller yalnız bu nüsha sayesinde bilinmektedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel âşığın sevgiliye bağlılığını ve onun eşiğine sığınmasını anlatır. Redifin her beyitte "beni" ya da "bana" diye âşığa dönmesi, gazeli baştan sona birinci şahsın sesi hâline getirir. Birinci beyit, ölüm ile dirilişi aynı sevgiliye bağlar: sevgili öldürse de bir bakışıyla diriltir. Bu, sevgilinin bakışına can veren bir güç yükleyen bilinen bir hayaldir; "küşed", öldürür, ile "iḥyā", diriltme, arasında tezat vardır. Sevgilinin "bī-günāh", yani günahsız diye anılması, öldürme fiiliyle birlikte ince bir karşıtlık kurar: âşığı öldüren kişi yine de suçsuz sayılır.

İkinci beyitte cefa, işve, naz ve sitem kelimeleri sevgilinin bilinen huylarını bir arada sayar ve âşığın bu huyların sürmesi karşısındaki çaresizliğini "āh merā" sözüyle bitirir; kafiye kelimesi burada bir iç çekişin kendisidir. Üçüncü beyitte gözyaşı ile şarap aynı etekte buluşur: şarap lekesi rindliği, gözyaşı ise özrü ve pişmanlığı çağrıştırır. Dördüncü beyit, sevgilinin kapısındaki köpeklerin arasına katılmayı bir lütuf olarak isteyen âşığın tevazuunu anlatır. Mahlas beytinde bu tevazu bir sığınma duasına döner: sevgilinin eşiği şairin tek makamıdır. "Maḳām", "cāy" ve "penāh" kelimeleri tenasüp içinde yer, mekân ve sığınak anlamlarını birbirine bağlar. Ersoy Münîrî'yi rind ve âşık bir şair olarak değerlendirir; bu gazelde rindlik yalnız şarapla lekelenen etekte görünür, ağırlık ise âşığın tevazuundadır. Hemen ardından gelen altıncı Farsça gazel de aynı vezinde yazılmıştır, yalnız Vatikan nüshasında bulunur ve redifi yine birinci şahsa döner.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar