Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Derīn cihān ki cüz-ū nīst mültemes mā-rā
‘Aceb çirā ne-koned yād yek nefes mā-rā
Esīr-i zülf-i siyāh-ı to būd ṭūṭī-i dil
Berā-yı ān buved īn āhenīn ḳafes mā-rā
Mis̱āl-i ḫāl-i leb-i la‘l-i to besest āḫir
Zi-ḥüsn-i ḫᵛān-ı Ḫalīl-i to yek ‘ades mā-rā
Zi-behr-i mūy-ı miyānet çonān ża‘īf şodem
Ki nīst ṭāḳat-ı ḍarb-ı per-i mekes mā-rā
Hevā-yı zülf-i siyāhet ki der-serem üftād
Güẕeşt ‘ömr ü ne-şod āḫir īn heves mā-rā
Münīr ez-āteş-i ‘aşḳ-ı to būd ḫākister
Demī ez-ān ki resīde’st yek ḳabes mā-rā
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu dünyada ondan başka dileğimiz yokken, şaşılır ki neden bir nefeslik bile olsa bizi anmaz. ("Mültemes" sözlük anlamıyla istenen, rica edilen şey demektir.)
2. Gönül papağanı senin siyah zülfünün esiriydi; bu demir kafes bize bunun için verildi. (Beyit tam açık değildir. Ersoy ikinci mısraı "bundan dolayı bu demir kafes bize münhasır oldu" diye anlar. Siyah zülüf burada gönlü tutsak eden bir bağ gibi düşünülür.)
3. Senin la‘l dudağındaki benin örneği olarak, Halil'inkine, yani Hz. İbrahim'in sofrasına benzeyen sofranın güzelliğinden bize bir mercimek tanesi yeter. ("‘Ades" sözlük anlamıyla mercimektir. "Ḫalīl" sözlük anlamıyla "dost" demektir ve Hz. İbrahim'in lakabıdır; Ersoy beyti Hz. İbrahim'in sofrasındaki mercimeğe bağlar. Dudaktaki küçük ve koyu ben bir mercimek tanesine benzetilir.)
4. Kıl gibi ince belin yüzünden öyle zayıfladım ki bir sinek kanadının vuruşuna dayanacak gücüm kalmadı. (Ersoy "sineğin kanat çırpışı kadar takatim kalmadı" diye anlar; iki okuyuş da âşığın son derece zayıfladığını söyler.)
5. Siyah zülfünün sevdası başıma düşeli ömür geçti, ama bu hevesim sonunda yerine gelmedi.
6. Münîr senin aşkının ateşinden kül olmuştu; bu, bir an bize o ateşten bir kıvılcım erişmesi yüzündendir. ("Ḳabes" sözlük anlamıyla ateşten alınmış kor, alev parçası demektir. Ersoy beyti "o sevgiliden bir anlığına ateş parçası ulaştığından beri Münir, aşkıyla yanıp kül olmuştur" diye anlar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin altıncısıdır (fg 6). Vezin, bir önceki gazelde olduğu gibi "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "mā-rā", yani "bizi, bize" sözüdür; kafiye "-es" sesidir: nefes, ḳafes, ‘ades, mekes, heves, ḳabes. Ersoy'un redif listesinde bu gazel "mā-rā" redifiyle gösterilir; kafiye bakımından da yalnız revi harfiyle kurulan kafiye örnekleri arasında sayılır. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 62b) bulunur. Ersoy'a göre Vatikan nüshası divanın en dolu ve düzenli nüshasıdır ve neşrin metin sırası bu nüshayı izler; bu gazel gibi bazı Farsça gazeller yalnız bu nüsha sayesinde bilinmektedir. Bir önceki gazel de aynı vezinde yazılmıştır ve onun redifi "merā", bu gazelinki "mā-rā" olmak üzere ikisinde de redif konuşan kişiye döner. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin konusu sevgilinin ilgisizliği karşısında âşığın tükenişidir. Birinci beyitte âşık, dünyada ondan başka bir dileği olmadığı hâlde sevgilinin onu bir an bile anmamasına şaşar. Sonraki beyitler bu ilgisizliğin âşığı nasıl tükettiğini çeşitli hayallerle anlatır: gönül bir papağan gibi zülfün esiri olup kafese düşmüş, âşık incecik bel uğruna sineğin kanat darbesine dayanamayacak kadar zayıflamış, ömrü bir sevda uğruna geçip gitmiş, en sonunda aşk ateşinden kül olmuştur. Kafiyeyi taşıyan kelimelerin çoğu küçük ve hafif şeylerdir: nefes, mercimek, sinek, kıvılcım. Bu kelimeler âşığın küçüklüğünü ve sevgiliden beklediği lütfun azlığını hissettirir.
Üçüncü beyit gazelin en ince yeridir. Sevgilinin dudağı Hz. İbrahim'in sofrasına benzetilir ve âşık bu sofradan yalnız bir mercimek tanesi, yani dudaktaki ben kadar bir lütuf ister. Burada hem bir telmih hem bir teşbih vardır; benin mercimeğe benzetilmesi, sevgilinin güzelliğini anlatırken âşığın kanaatini de söyler. Dördüncü beyitteki zayıflık mübalağası, sevgilinin kıl kadar ince beli ile âşığın kıl kadar zayıflaması arasında bir bağ kurar. Beşinci beyitte "hevā" ile "heves" kelimeleri arasında ses yakınlığı vardır. Altıncı beyitte "āteş", "ḫākister" ve "ḳabes" kelimeleri tenasüp içindedir: tek bir kıvılcım, âşığı bütünüyle kül etmeye yetmiştir. Altıncı beyitte aşk kelimesi neşirde "‘aşḳ" biçiminde yazılmıştır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 136-137, fg 6 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






