Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün

Çün çeng dü-tā şod ḳad-i men ez-elem-i çend
Ey ney to merā hem-nefesī kon be-dem-i çend
Ta‘ẓīm-i men īn bes ki merā der-pey-i ‘İzzet
Āmed seg-i kūy-ı to ‘afāllāh ḳadem-i çend
Der-her ḳadem-i men be-reh-i ‘aşḳ-ı to ey dost
Īs̱ār koned merdüm-i çeşmem direm-i çend
Çün aḫter-i men geşt muḫālif be-ser-i ceng
Ez-dūd-ı dil-i men be-firistem ‘alem-i çend
Ber-ṭavf-ı ser-i kūy-ı vey ez-ḫāk-i Münīrī
Āḫir be-ber ey bād-ı ṣabā subḥ-dem-i çend

Günümüz Türkçesiyle

1. Birkaç elemden boyum çeng gibi iki büklüm oldu; ey ney, sen de birkaç nefes bana dert ortağı ol. (Çeng, kavisli gövdeli telli bir sazdır. "Hem-nefes" sözlük anlamıyla aynı nefesi paylaşan, yakın arkadaş demektir; neyin nefesle çalınması bu kelimeye ikinci bir anlam katar.)

2. Bana gösterilen saygı olarak şu yeter: Hak'tan sonra, Allah affetsin, senin mahallenin köpeği birkaç adım ardımdan geldi. (Beyit kapalıdır. Ersoy "‘İzzet" kelimesini Hak, yani Allah diye anlar ve beyti "Benim Hak'tan sonra saygım, Allah affetsin, senin köpeğinin birkaç adım gelmesinedir" diye açıklar. "‘Afāllāh", sözün aşırılığı için Allah'tan af dileyen bir ünlemdir.)

3. Ey dost, senin aşkının yolunda attığım her adımda gözbebeğim birkaç dirhem saçar. (Dirhem gümüş paradır; saçılan dirhemler gözyaşlarıdır. "Merdüm" hem gözbebeği hem insan demektir.)

4. Yıldızım savaşın başında bana ters döndüğü için, gönlümün dumanından birkaç sancak gönderirim. ("Aḫter" sözlük anlamıyla yıldız, mecazen talihtir. Ersoy gönlün dumanını "ettiği ahlar" diye açıklar.)

5. Ey saba yeli, birkaç sabah vakti Münîrî'nin toprağından al da onun mahallesinin başını tavaf etsin diye sonunda oraya götür. (Ersoy "toprak" kelimesini "mezarının toprağı" diye anlar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin elli ikincisidir (fg 52). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Her beyit "çend" (birkaç) kelimesiyle biter, yani redif "-i çend"dir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel yer almaz. Kafiye "-em" sesidir: elem, dem, ḳadem, direm, ‘alem, subḥ-dem. Ersoy'un aparatına göre şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 73b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir çalgı hayaliyle açılır. Elemlerden iki büklüm olan âşığın boyu çenge benzer; şair bu yüzden neye seslenir ve ondan birkaç nefes dert ortağı olmasını ister. Çeng ile ney, meclisin iki sazı olarak bir tenasüp kurar; neyin iniltisi âşığın iniltisine eşlik edecektir. "Hem-nefes" kelimesi hem yakın arkadaş hem de aynı nefesi paylaşan anlamına geldiği için, nefesle çalınan ney ile inleyen âşık arasında bir tevriye kurulur. "Dem" kelimesinin de hem nefes hem an anlamı bu oyunu destekler.

İkinci beyit gazelin en cüretkâr yeridir. Ersoy'un okumasına göre âşık, Hak'tan sonra kendisine gösterilen en büyük saygının sevgilinin mahallesindeki köpeğin birkaç adım ardından gelmesi olduğunu söyler. Bu mübalağanın aşırılığı şairin araya "‘afāllāh" (Allah affetsin) sözünü koymasından da anlaşılır. Köpek divan şiirinde sevgilinin kapısının sadık bekçisidir; ondan ilgi görmek bile âşık için bir şereftir. Üçüncü beyitte gözyaşları gümüş dirhemlere benzetilir. Aşk yolunda atılan her adımda gözbebekleri dirhem saçar; eskiden büyüklerin geçtiği yola para saçılması âdeti, bu benzetmenin dayanağıdır. "Merdüm" kelimesinin insan anlamı da gözbebeğini para saçan bir kişi gibi düşünmeyi kolaylaştırır.

Dördüncü beyit savaş diliyle konuşur. Talih yıldızı savaşın başında âşığa ters düşmüştür; o da gönlünden yükselen âh dumanından sancaklar göndererek karşılık verir. Âh dumanının kara rengi ve yükselişi sancak hayalini doğurur; yıldız, savaş ve sancak kelimeleri tenasüp kurar. Mahlas beyti ölüm düşüncesiyle kapanır. Şair saba yelinden, kendi toprağından birkaç sabah alıp sevgilinin mahallesine götürmesini, orada tavaf ettirmesini ister. Ersoy'un açıklamasına göre bu toprak şairin mezarının toprağıdır; âşık ölümünden sonra bile toz olarak sevgilinin kapısına ulaşmayı diler. Saba yelinin âşıkla sevgili arasında haber ve koku taşıması divan şiirinde yaygındır; burada yel âşığın kendisini taşır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar