Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Derd-i ‘ışḳet-rā ki dil der-cān-ı men mī-pervered
Āfet-i ḫᵛīş ü belā-yı cān u ten mī-pervered
Bā-ümīd-i la‘l-i şekker-bār u Mıṣr-ı ḥüsn-i ḫod
Yūsuf-ı dil-rā der-ān çāh-ı ẕeḳan mī-pervered
Ṭūṭī-i ḫaṭṭeş ki der-minḳār-ı ḫod gīred şeker
Mī-nümāyed k’ez leb-i şekker-şiken mī-pervered
Müşk-i Çīn ber-ḫāk-i pāy-i to ne-mī-gīred revāc
Gerçi der-nāfe-i ḫod āhū-yı Ḫuten mī-pervered
Ber-dehāneş mühr zed ān dem der-āġūşeş ki şod
Duḫter-i rez-rā ki ḫum der- ḫᵛīşten mī-pervered
Bende-i ān ‘ārifem k’ū-rā be-künc-i mey-gede
Ḥażret-i pīr-i muġān bā-dürd-i den mī-pervered
Der-ṣadef gūyā derūn-ı baḥr-i eşk-i mā Münīr
Dīde behr-i yār-i men dürr-i ‘Aden mī-pervered

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül senin aşkının derdini canımın içinde besliyor; yani kendi afetini, canın ve tenin belasını besliyor.

2. (Sevgili) şeker saçan lal dudağının ve kendi güzelliğinin Mısır'ının ümidiyle, gönül Yusuf'unu o çene çukuru kuyusunda besliyor. (Yusuf peygamber kardeşleri tarafından kuyuya atılmış, sonra Mısır'da yüce bir makama erişmiştir; beyit bu kıssaya dayanır. Ersoy da öznenin sevgili olduğunu parantez içinde belirtir.)

3. Gagasında şeker tutan papağana benzeyen ayva tüyün, şeker kıran (tatlı sözlü) bir dudaktan besleniyormuş gibi görünür. ("Şekker-şiken" sözlük anlamıyla şeker kıran, tatlı söz söyleyen demektir. Ayva tüyü yeşil rengi yüzünden papağana benzetilir.)

4. Huten ceylanı Çin miskini kendi göbeğinde beslese de o misk, senin ayağının toprağı karşısında revaç bulmaz. ("Nāfe" sözlük anlamıyla misk ceylanının göbeğindeki misk kesesidir. Huten ve Çin, iyi miskiyle anılan Doğu ülkeleridir.)

5. Küp, kendi içinde beslediği asma kızını kucağına aldığı an onun ağzına mühür vurdu. ("Duḫter-i rez" sözlük anlamıyla asma kızı, yani şaraptır; şarap küplerinin ağzı mühürlenerek kapatılırdı.)

6. Ben o ârifin kuluyum ki pîr-i mugan meyhanenin köşesinde onu küpün tortusuyla besler. ("Pīr-i muġān" sözlük anlamıyla mecusilerin piri, divan şiirinde meyhanenin yaşlı sahibi ya da mürşittir. "Dürd" tortu, "den" büyük küp demektir; Ersoy "büyük kadehin tortusu" der.)

7. Ey Münîr, gözümüz, gözyaşlarımızın denizinin içindeki sedefte, sevgilimiz için sanki Aden incisi besliyor. (Aden, değerli incisiyle anılan bir liman şehridir; gözyaşları inciye benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış yedi beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin elli üçüncüsüdür (fg 53). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "mī-pervered" (besliyor) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "pervered" redifli olarak tek başına gösterilir. Kafiye "-en" sesidir: ten, ẕeḳan, şiken, Ḫuten, ḫᵛīşten, den, ‘Aden. Ersoy'un aparatına göre şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 74a) bulunur. Tek nüshada bulunduğu için aparatta nüsha farkı yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin redifi "beslemek" fiilidir ve beyitlerin çoğunda bir şey kapalı bir yerin içinde beslenip büyütülür. Dert canın içinde, Yusuf kuyunun içinde, misk ceylanın göbeğinde, şarap küpün içinde, inci sedefin içinde beslenir. Bu ortak düşünce, gazelin birbirinden farklı görünen hayallerini tek bir çizgide toplar. Matlada gönül kendi belasını besler; aşk derdini canın içinde büyütmek, âşığın kendi afetini kendi eliyle yetiştirmesidir. Afet, bela, can ve ten kelimeleri bir tenasüp kurar.

İkinci beyit Yusuf kıssasına telmih yapar. Yusuf kuyuya atılmış, sonra Mısır'da yükselmiştir; sevgili de gönül Yusuf'unu çene çukurunun kuyusunda besler, onu güzelliğinin Mısır'ına ulaştırma ümidiyle. Kuyu, Yusuf ve Mısır kelimeleri tenasüp kurar; Mısır'ın şekeriyle anılması da birinci mısradaki "şeker saçan" dudakla ilgi kurar. Üçüncü beyitte ayva tüyü yeşil rengi yüzünden papağana benzetilir; papağanın şekerle beslenmesi, tüylerin tatlı dudağın hemen üstünde bitmesine şiirsel bir açıklama olur. Dördüncü beyitte Huten ceylanının göbeğinde beslediği misk, sevgilinin ayağının toprağı karşısında değer bulmaz; misk, Çin ve Huten kelimeleri bir tenasüp kurar.

Beşinci ve altıncı beyitler meyhane diline geçer. Şarap "asma kızı"dır ve küp onu kucağında besleyip ağzını mühürler; küpün mühürlenmesi, kızın korunması hayaliyle birleştirilmiştir. Altıncı beyitte şair, pîr-i muganın meyhane köşesinde küpün tortusuyla beslediği ârife kul olduğunu söyler. Tortu, şarabın en değersiz kısmıdır; ârifin onunla beslenmesi, divan şiirinde dünyadan el çekmiş rindin alçakgönüllülüğünü anlatır. Mahlas beyti gözyaşı denizinin içindeki sedefte Aden incisi beslenmesi hayaliyle kapanır. Göz, deniz, sedef ve inci kelimeleri tenasüp kurar; âşığın gözyaşı, sevgiliye sunulacak bir inciye dönüşür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar