Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Her dil-i şīftegān bī-ser ü sāmān bāşed
Cāyeş ender-ḫam-ı īn zülf-i perīşān bāşed
Ey dil ez-behr-i müdāvā be-ṭabībān me-nāl
Derd-i ‘ışḳeş ne çonānest ki dermān bāşed
Yād bād ān ki dil-i mā be-naẓar-bāzī-i ḫod
Der-cemāl-i gül-i to murġ-ı ḫoş-elḥān bāşed
Yā Rab ān ber-men-i dil-ḫaste resed āḫir-i kār
Āb-ı Ḥıżrī der-ān çāh-ı zeneḫdān bāşed
Ḥālet-i men be-şeb-i hicr dilem dīd ü goft
Ġālibā rūz-ı ḳıyāmet şeb-i hicrān bāşed
Der-dem-i furṣat-ı gül key şeved ey dil be-Münīr
Ṭal‘at-ı yār u mey ü murġ-ı seḥer-ḫᵛān bāşed

Günümüz Türkçesiyle

1. Tutkun âşıkların her gönlü başıboş ve düzensiz olur; onun yeri bu perişan zülfün kıvrımıdır. ("Bī-ser ü sāmān" sözlük anlamıyla başsız, düzensiz, yoksul demektir; Ersoy "âşıkların gönülleri fakir olur" diye anlar.)

2. Ey gönül, derdine deva bulmak için hekimlere inleme; onun aşkının derdi derman bulunacak türden değildir.

3. Anılsın o günler ki gönlümüz kendi bakış tutkusuyla senin gül güzelliğin karşısında hoş nağmeli bir kuştu. ("Naẓar-bāzī" sözlük anlamıyla güzele bakmaktan zevk alma demektir. "Hoş nağmeli kuş" bülbüldür.)

4. Ya Rabbi, o çene çukurunun kuyusundaki Hızır suyu sonunda ben gönlü hastaya ulaşır mı. (Çene çukuru bir kuyuya benzetilir; Hızır'ın suyu ölümsüzlük suyudur.)

5. Gönlüm ayrılık gecesindeki hâlimi gördü ve "galiba kıyamet günü hicran gecesidir" dedi.

6. Ey gönül, gül mevsiminin fırsat demlerinde Münîr'e ne zaman sevgilinin yüzü, şarap ve seher vakti öten kuş nasip olur. (Beyit iki türlü okunabilir. "Key" sözlük anlamıyla "ne zaman" demektir ve bu okunuşla beyit bir dilektir. Ersoy beyti bir tespit olarak anlar: Münîr için yârin parlaklığı, şarap ve bülbülün bulunduğu zaman gül mevsimi ve fırsat zamanıdır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin altmış sekizincisidir (fg 68). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "bāşed" (olur, ola) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: sāmān, perīşān, dermān, ḫoş-elḥān, zeneḫdān, hicrān, seḥer-ḫᵛān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 77b) ve Viyana (VY 61a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel aşkın çaresizliği ile geçmiş günlerin özlemi arasında gidip gelir. Matlada âşıkların gönlü "başıboş ve düzensiz", yani perişandır; bu gönüllerin yeri de perişan zülfün kıvrımıdır. Gönlün perişanlığı ile zülfün perişanlığı arasında bir karşılık kurulur: dağınık gönüller dağınık saçta kendi benzerlerini bulur. "Perīşān" kelimesinin hem dağınık hem perişan, sıkıntılı anlamı bu ilgiyi güçlendirir. İkinci beyit divan şiirinin tanıdık bir düşüncesini söyler: aşk derdi hekime gösterilecek bir dert değildir, çünkü dermanı yoktur. Dert, derman ve hekim arasında tenasüp vardır.

Üçüncü beyit "yād bād" (anılsın) sözüyle bir hatıra açar. Gönül bir zamanlar sevgilinin gül yüzü karşısında hoş nağmeli bir kuştu. Gül ile bülbül arasındaki bilinen ilişki burada sevgilinin yüzü ile âşığın gönlü arasına taşınır; açıkça adı geçmese de "hoş nağmeli kuş" bülbülü kastettiği için bu bir istiaredir. Dördüncü beyitte çene çukuru bir kuyu, kuyudaki su ise Hızır'ın ölümsüzlük suyudur. Kuyu, su ve Hızır kelimeleri bir tenasüp oluşturur; âşık bu suyun sonunda kendisine ulaşıp ulaşmayacağını Allah'a sorar.

Beşinci beyit gazelin en çarpıcı hükmünü taşır. Gönül, ayrılık gecesindeki hâli görünce kıyamet gününün hicran gecesinden başka bir şey olmadığını söyler. Kıyametin dehşeti ve uzunluğu ile ayrılık gecesinin acısı ve bitmezliği bir tutulur. Gün ile gece arasında da bir tezat vardır. Mahlas beytinde gül mevsimi bir fırsat olarak anılır ve rindane meclisin unsurları sıralanır: sevgilinin yüzü, şarap ve seher vakti öten kuş. Matladaki dağınıklık ve hasretle mahlas beytindeki toplu meclis dileği arasında bir karşıtlık kurulur. Beytin bir dilek mi bir tespit mi olduğu okunuşa bağlıdır; Ersoy'un okuyuşunda beyit gül mevsiminin âşık için asıl fırsat zamanı olduğunu söyler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar