Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Her zaḫm-ı tīr k’ez ṣanem-i dil-rübā resed
Ḫoşter zi-merhem-i ū be-dil-rīş-i mā resed
Ber-çeşm-i ḫūn-feşān-ı men ez-gerd-i rāh-ı to
Ḫᵛāhem berāy-ı ḥaḳḳ-ı naẓar tūtyā resed
Bī-dīden-i cemāl-i to ey yār-ı gül-‘iẕār
Goften ne-mī-tevān ki be-‘āşıḳ çihā resed
Ey dil be-seyl-i dīde-i mā ḫande mī-berī
Ġāfil me-şev ki ber-to hemīn mācerā resed
Bā-tīġ-i ġamze ger küşedem bāk ne Münīr
Ez-la‘l-i cān-fezāş kerem-i ḫūn-behā resed
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül kapan o put gibi güzelden gelen her ok yarası, yaralı gönlümüze onun merheminden daha hoş gelir. ("Ṣanem" sözlük anlamıyla put demektir; divan şiirinde güzel sevgiliyi anlatır.)
2. Kan saçan gözüme, bakmanın hakkı olarak senin yolunun tozundan sürme ulaşsın isterim. ("Tūtyā" göze çekilen ve göz ilacı sayılan sürmedir; sevgilinin yolunun tozu âşığın gözüne sürme olur. "Ḥaḳḳ-ı naẓar" sözlük anlamıyla bakışın hakkı, karşılığı demektir.)
3. Ey gül yanaklı sevgili, senin güzelliğini görmeden âşığın başına neler geldiği söylenemez.
4. Ey gönül, bizim gözümüzün seline gülüp geçiyorsun; gafil olma, bu macera senin de başına gelir.
5. Münîr, gamze kılıcıyla beni öldürürse korkusu yok; can artıran lal dudağından diyet olarak bir lütuf ulaşır. ("Ḫūn-behā" kan bedeli, diyettir. "La‘l" hem kırmızı değerli bir taş hem dudak demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş birincisidir (fg 71). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "resed" (ulaşır, gelir) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ā" sesidir: dil-rübā, mā, tūtyā, çihā, mācerā, ḫūn-behā. Şiir Vatikan (VT 78b) ve Viyana (VY 62a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beytinde sevgiliden âşığa bir şey "ulaşır": ok yarası, sürme, âşığın başına gelenler, macera ve sonunda diyet. Redif bu ulaşma hareketini her beyitte başka bir nesneye bağlayarak şiire bir düzen verir. Matlada sevgilinin attığı ok yarası onun sürdüğü merhemden daha hoştur; yara ile merhem arasındaki tezat, âşığın cefayı vefadan üstün tuttuğunu gösterir. "Ṣanem" (put) kelimesi sevgiliyi tapınılacak kadar güzel bir varlık olarak anar ve divan şiirinde sık kullanılan bir istiaredir.
İkinci beyitte sevgilinin yolunun tozu bir sürmedir. Sürme göze çekilir ve göze şifa verdiğine inanılırdı; âşığın kanlı yaş döken gözü de bu tozla iyileşmek ister. Göz, toz, yol ve sürme arasında tenasüp vardır. "Ḥaḳḳ-ı naẓar" ifadesi, gözün sevgiliye bakarak bir hak kazandığını ve bu hakkın karşılığını yolun tozundan istediğini düşündürür. Üçüncü beyit, sevgiliyi görmemiş olanın âşığın hâlini anlayamayacağını söyler; görmek ile söylemek arasında bir ilgi kurulur.
Dördüncü beyitte şair kendi gönlüne seslenir. Gönül âşığın gözyaşı seline gülmektedir, ama gafil olmamalıdır, çünkü aynı macera onun da başına gelecektir. Ağlamak ile gülmek arasında tezat vardır; sel ve göz kelimeleri de gözyaşının çokluğunu anlatan bir mübalağa kurar. Beyit, başkasının derdine gülenin aynı derde düşeceği yolundaki genel düşünceye dayanır ve bir uyarı tonu taşır.
Mahlas beyti öldürülme hayalini bir alışveriş diliyle kapatır. Sevgilinin gamzesi bir kılıçtır ve âşığı öldürebilir; ama korkulacak bir şey yoktur, çünkü sevgilinin can artıran dudağı kan bedelini öder. "La‘l" kelimesinin hem değerli bir taş hem de dudak anlamına gelmesi bir tevriye kurar: diyet bir mücevherden ödenir ve bu mücevher aynı zamanda ölüye can verecek olan dudaktır. Öldüren kılıç ile can artıran dudak arasındaki tezat, gazelin baştaki yara ve merhem karşıtlığını sona taşır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 175, fg 71 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






