Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Zi-dest-i ān ki kār-ı mā fiġān şod
Dilem ber-būd u bāz ez-men revān şod
Be-cüst ü cūy-ı ān serv-i sehī-ḳad
Be-her sū eşk-i mā seyl-i revān şod
Çi gūyem der-ḥaḳ-ı çeşm-i ġazālet
Ki ṣayd-ı lāġereş şīr-i jiyān şod
Be-sevdā-yı ser-i zencīr-i zülfet
Dilem ser-ḥalḳa-i dīvānegān şod
Be-derd-i ‘ışḳet ez-cān-ı cihān dād
Ki mī-gūyed Münīr ender-ziyān şod

Günümüz Türkçesiyle

1. O sevgilinin elinden işimiz feryat etmek oldu; gönlümü kaptı ve yine benden ayrılıp gitti.

2. O dosdoğru boylu serviyi aramaktan gözyaşlarımız her yanda akan bir sel oldu. ("Serv-i sehī" düzgün ve uzun boylu servidir; sevgilinin boyu servi ağacına benzetilir.)

3. Senin ceylan gözün hakkında ne diyeyim ki onun en cılız avı kükreyen aslan oldu. (Viyana nüshasında "Çi" yerine "Çü", yani "çünkü, madem" okunur. "Lāġar" sözlük anlamıyla zayıf, cılız; "jiyān" kükreyen, öfkeli demektir.)

4. Zülfünün zincirinin ucunun sevdasıyla gönlüm divaneler halkasının başı oldu. ("Ser-ḥalḳa" sözlük anlamıyla bir topluluğun, halkanın başı demektir; "halka" zincirin halkasını da hatırlatır.)

5. Senin aşkının derdi uğruna cihanın canından vazgeçti; kim Münîr'in zarara uğradığını söyler. (Beyit iki türlü okunabilir. "Dād" sözlük anlamıyla Farsçada hem "verdi" hem "adalet" demektir. Ersoy "dād" kelimesini adalet anlamında alır ve beyti "senin aşkının derdinden dolayı cihanın ruhundan adalet bekliyorum; bu durumda kim Münîr'in zararda olduğunu söyleyebilir" diye anlar. Fiil olarak okunduğunda ise beyit, aşk derdi uğruna dünyanın canını, yani bütün varlığını vermiş olan Münîr'in yine de zararda sayılamayacağını söyler.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin altmış dokuzuncusudur (fg 69). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır. Redif "şod" (oldu) fiilidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: fiġān, revān, revān, jiyān, dīvānegān, ziyān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 78a) ve Viyana (VY 61b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin yol açtığı perişanlığı birbirini izleyen tablolarla anlatır: feryat, sel olan gözyaşı, aslanı avlayan ceylan, divanelerin başına geçen gönül. Matlada sevgili gönlü kapıp gitmiştir; âşığa feryattan başka iş kalmamıştır. İkinci beyitte gözyaşı sevgiliyi aramak için her yana akan bir seldir. "Revān" kafiyesi birinci ve ikinci beyitte iki farklı anlamla kullanılır: birincide sevgilinin çekip gitmesi, ikincide selin akışıdır. Aynı kelimenin farklı anlamlarla kafiyede yer alması bir cinas oluşturur; servi, akan su ve sel kelimeleri de bahçe ve ırmak kenarı hayaliyle bir tenasüp kurar.

Üçüncü beyit gazelin en çarpıcı tezadını taşır. Ceylan, avlanan bir hayvandır ve gözü güzelliğiyle bilinir; aslan ise avcıdır. Sevgilinin ceylan gözünün en cılız avı kükreyen aslandır. Avcı ile av arasındaki ilişkinin tersine çevrilmesi, güzelliğin en güçlüyü bile yendiğini söyler. Ceylan ile aslan, cılız ile kükreyen kelimeleri arasındaki iki tezat beyte keskin bir anlam verir.

Dördüncü beyitte zülf yine zincire benzetilir ve gönül bu zincirin sevdasıyla divaneler halkasının başı olur. Zincir ve halka kelimeleri arasında tenasüp vardır; "ser-ḥalḳa" (halkanın başı) ifadesindeki "ser" (baş) kelimesi, aynı mısradaki "ser-i zencīr" (zincirin ucu) ifadesiyle de tekrar edilir. Deliler zincire vurulduğu için divane ile zincir arasındaki ilgi de bilinen bir hayaldir. Mahlas beyti "dād" kelimesinin iki anlamı yüzünden iki türlü okunabilir. Ersoy'un okuyuşunda âşık aşk derdinden dolayı adalet ister; öteki okuyuşta Münîr aşk uğruna her şeyini vermiştir ve bu fedakârlığa rağmen zararda sayılamaz. İki okunuşta da mısranın sonundaki "ziyān" (zarar) kafiyesi, aşk uğruna kaybedilenin bir kayıp sayılmayacağı düşüncesine bağlanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar