Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Dīdem ān muġ-beçe-rā k’āfet-i cān ḫᵛāhed şod
Der-pey-i ṣayd-ı dil-i ḫalḳ-ı cihān ḫᵛāhed şod
Müddetī ber-ḳadem-i şeyḫ şodīm īn dil-i men
Ba‘d-ez-īn der-naẓar-ı pīr-i muġān ḫᵛāhed şod
Dil giriftār-ı ġam-ı ‘ışḳ-ı to z’ān kerd merā
Fāriġ ez-ḥādis̱e-i devr-i zamān ḫᵛāhed şod
Ḫaṭ-ı jengār-ı to ber-ṣafḥa-i meh rānd raḳam
Rūşenest ān ki merā ḫaṭt-ı emān ḫᵛāhed şod
Her ḫadengeş ki revān be’gẕered ez-sīne Münīr
Der-peyeş cān-ı men-i ḫaste revān ḫᵛāhed şod

Günümüz Türkçesiyle

1. O mecusi çocuğunu gördüm; canların afeti olacak, dünya halkının gönlünü avlamanın peşine düşecek. ("Muġ-beçe" sözlük anlamıyla mecusi çocuğu demektir; divan şiirinde meyhanede hizmet eden güzel genci anlatır. Ersoy "ateşperest rahibinin çırağı" diye anlar.)

2. Bir süre şeyhin ayağı dibinde bulunduk; bundan sonra bu gönlüm meyhane pirinin nazarında olacak. ("Pīr-i muġān" meyhanenin piridir; Ersoy ikinci mısraı "benim gönlüm pîr-i mugânın gözünün önünden ayrılmayacaktır" diye anlar.)

3. Gönül beni senin aşkının gamına tutsak etti; çünkü böylece zamanın dönüşünün getirdiği olaylardan kurtulmuş olacak.

4. Senin pas yeşili ayva tüyün ay yüzün sayfasına bir yazı yazdı; o yazının bana aman fermanı olacağı açıktır. ("Ḫaṭ" hem ayva tüyü hem yazı; "ḫaṭṭ-ı emān" aman, güvence belgesidir. Ersoy bunu "her tarafta emniyette olduğumu gösteren bir ferman" diye açıklar.)

5. Ey Münîr, onun her oku göğsümden hızla geçip gittikçe, ben hastanın canı da ardından gidecek. ("Revān" sözlük anlamıyla hem hızla giden hem de Farsçada can, ruh demektir; "ḫadeng" ok demektir ve burada sevgilinin bakışıdır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş üçüncüsüdür (fg 73). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "ḫᵛāhed şod" (olacak) sözüdür; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: cān, cihān, muġān, zamān, emān, revān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 79a) ve Viyana (VY 62b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılığını Hâfız Divanı'nın 1290 (1873-74) İstanbul baskısında 97. sayfa olarak gösterir; TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Aynı vezin, kafiye ve redifteki Hâfız gazeli "Nefes-i bād-ı ṣabā müşk-feşān ḫᵛāhed şod / ‘Ālem-i pīr diger-bāre cevān ḫᵛāhed şod" (Saba yelinin nefesi misk saçacak; yaşlı dünya yeniden gençleşecek) matlaıyla başlar. Hâfız'ın gazelindeki "zamān" ve "revān" kafiyeleri Münîrî'de de geçer; iki gazelin mahlas beyti de "revān ḫᵛāhed şod" sözüyle biter.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin redifi gelecek zaman bildirir ve her beyit bir kehanet ya da karar gibi kurulur: güzel bir genç canların afeti olacak, gönül pir-i mugânın nazarında olacak, âşık zamanın olaylarından kurtulacak, ayva tüyü aman fermanı olacak, can okun ardından gidecek. Hâfız'ın gazeli baharın gelişini ve dünyanın gençleşmesini haber verir; Münîrî ise aynı redifle âşığın kendi geleceğini anlatır.

Matla ve ikinci beyit rindane bir dönüşü anlatır. Âşık meyhanede mecusi çocuğunu görmüş ve onun bütün dünyanın gönlünü avlayacağını anlamıştır. İkinci beyitte bir süre şeyhin hizmetinde bulunduğunu, bundan sonra gönlünün pir-i mugâna bağlanacağını söyler. Şeyh ile pir-i mugân arasındaki tezat, zahidane bir hayattan rindane bir hayata geçişin ifadesidir. Hâfız'ın gazelinde de mescitten meyhaneye gidildiği için ayıplanmaması istenir; Münîrî'nin ikinci beyti bu düşüncenin yakınında durur. Muġ-beçe, pir-i mugân ve meyhane arasında tenasüp vardır; Ersoy'un girişte belirttiği gibi Münîrî tasavvufi remizleri Hâfız'ın etkisiyle kullanır.

Üçüncü beyitte aşk gamına tutsak olmak, zamanın olaylarından kurtulmanın yolu olarak gösterilir; tutsaklık ile kurtuluş arasında bir tezat vardır. Dördüncü beyitte "ḫaṭ" kelimesi tevriyeli kullanılır: sevgilinin ay yüzünde beliren ayva tüyü aynı zamanda bir yazıdır ve bu yazı âşığa verilmiş bir aman fermanıdır. Münîrî aynı hayali Hâfız'a nazire olan bir başka gazelinde, fg 64'ün beşinci beytinde de "ḫaṭ-ı jengār" ve "ḫaṭṭ-ı emān" sözleriyle kullanır. Mahlas beytinde "revān" kafiyesi iki anlamıyla çalışır: sevgilinin bakış oku göğüsten hızla geçer ve âşığın canı onun ardından gider; Farsçada "revān" kelimesinin can, ruh anlamına da gelmesi, bu kafiyeye "can" kelimesiyle bir tenasüp katar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar