Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Der-gülistān pīş-i çeşmem ger ne-bāşed rūy-ı yār
Gerded ez-eşkem heme eṭrāf-ı gül-şen lāle-zār
Tā-be-sevdā-yı ġam-ı ‘ışḳet dilem ülfet girift
Sā‘at-i dīger be-dest-i ḫod ne-dīdem iḫtiyār
Şerbet-i tīġ-i to-rā dil-teşne şod cān-ı ża‘īf
Zūd fermā ḫaste-rā bisyār telḫest intiẓār
Cān be-yek dīden hemī ḫᵛāhem ki teslīmet konem
Ber-deret be’nşeste müştāḳ-ı tovem ümmīd-vār
Dīde sultān-ı ḫayāleş-rā ki şod menzil Münīr
Merdüm-i çeşm-i men ū-rā şod zi-her sū perde-dār
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül bahçesinde gözümün önünde sevgilinin yüzü olmazsa, gözyaşımdan bahçenin bütün çevresi lale tarlasına döner. (Kanlı gözyaşı bahçeyi kırmızıya boyar. Ersoy "lāle-zār"ı gelincik tarlası diye anlar.)
2. Gönlüm senin aşkının gamının sevdasıyla dostluk kurduğundan beri, bir saat bile iradeyi kendi elimde görmedim.
3. Zayıf can senin kılıcının şerbetine susadı; çabuk buyur, hastaya beklemek pek acıdır. (Ersoy kılıcın şerbetini sevgilinin bakışı diye açıklar.)
4. Seni bir kez görmek için canımı sana teslim etmek isterim; ümitle kapına oturmuş, seni özlemekteyim.
5. Ey Münîr, gözüm onun sultana benzeyen hayalinin konağı olunca, gözümün bebeği her yandan ona perdedar oldu. ("Perde-dār" sözlük anlamıyla perdeci, hükümdarın huzuruna girişi gözeten saray görevlisidir. "Merdüm-i çeşm" gözbebeği demektir; "merdüm" tek başına insan anlamına da gelir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş beşincisidir (fg 75). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ār" sesidir: yār, lāle-zār, iḫtiyār, intiẓār, ümmīd-vār, perde-dār. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 79b) ve Viyana (VY 63a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bahçeden saraya uzanan bir hayal dünyası kurar. Matlada sevgilinin yüzü bahçede olmayınca âşığın kanlı gözyaşı bütün bahçeyi lale tarlasına çevirir. Gülistan, gülşen ve lalezar kelimeleri arasında tenasüp vardır; gözyaşının bir bahçeyi kırmızıya boyayacak kadar çok olması bir mübalağadır. Lalenin kırmızılığına gözyaşından bir sebep bulunması da hüsn-i talile yaklaşır. Sevgilinin yüzü gül gibi düşünüldüğünde, gül olmayınca bahçenin kana boyanması gül ile lale arasında bir karşılık doğurur.
İkinci beyit aşkın iradeyi elden alışını anlatır: gönül aşk gamının sevdasıyla dost olduğundan beri âşık bir saat bile kendi iradesine sahip olamamıştır. Üçüncü beyitte gazelin en keskin tezadı yer alır. Can sevgilinin kılıcının şerbetine susamıştır; şerbet tatlıdır, beklemek ise acıdır. Şerbet ile acılık, kılıç ile şerbet arasındaki tezatlar, öldürücü olanın âşığa tatlı geldiğini söyler. Ersoy kılıcın şerbetini sevgilinin bakışı olarak açıklar; bu açıklamayla kılıç, öldürücü bakışın istiaresi olur. Hasta, şerbet ve susuzluk kelimeleri de tıp diliyle bir tenasüp kurar. Dördüncü beyitte âşık, sevgiliyi bir kez görmek için canını vermeye razıdır ve ümitle kapısında beklemektedir.
Mahlas beyti saray dilinden alınmış bir benzetmeyle kapanır. Sevgilinin hayali bir sultandır ve âşığın gözü onun konağı olmuştur. Sultanın huzuruna girişi gözeten perdedar görevini ise gözbebeği üstlenir. "Merdüm-i çeşm" (gözbebeği) ifadesindeki "merdüm" kelimesinin insan anlamına da gelmesi bir tevriye kurar: gözün içindeki küçük insan, sultanın kapısındaki görevli gibi hayalin önündeki perdeyi gözetir. Sultan, konak ve perdedar kelimeleri arasında tenasüp vardır. Gazelin başında bahçede görünmeyen yüz, sonunda gözün sarayında saklanan bir hayal olarak geri döner.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 177, fg 75 (giriş s. 10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






