Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Bī-gül-i rūyet çi ḫīzed ez-bahār
Ger heme ‘ālem buved yek lāle-zār
Bī-şeker-güftār-ı to n’āyed be-gūş
Ger hezārān mī-şeved ṣūret-hezār
Dest-i kūteh dāred ez-dāmān-ı to
Ez-çi mī-lerzed ‘aceb dest-i çenār
Her gül āteş-pāre’ī bāşed be-men
Ger ne-bāşed der-gülistān rūy-ı yār
Bā vücūd-ı pertev-i rūyeş Münīr
Şod zemistān bih merā ez-ṣad bahār

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin gül yüzün olmadan, bütün dünya bir lale bahçesi olsa bile bahardan ne çıkar.

2. Senin şeker gibi tatlı sözün olmadan, binlercesi bülbül kılığına girse de hiçbir ses kulağa hoş gelmez. ("Hezār" sözlük anlamıyla hem bin hem bülbül demektir; "hezārān" binlerce anlamındadır.)

3. Çınarın eli senin eteğine erişemeyecek kadar kısadır; acaba bu yüzden mi titriyor. ("Dest-i kūteh", yani kısa el, ulaşamamayı anlatır. Çınar yaprağı açık bir el ayasına benzetilir.)

4. Gül bahçesinde sevgilinin yüzü yoksa, oradaki her gül bana bir ateş parçası olur.

5. Ey Münîr, onun yüzünün parlaklığı varken bana kış yüz bahardan daha iyi oldu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş sekizincisidir (fg 78). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ār" sesidir: bahār, lāle-zār, hezār, çenār, yār, bahār. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 80a) ve Viyana (VY 63b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Gazel, divanda kendisinden hemen önce gelen fg 77 ile aynı vezinde ve aynı "-ār" kafiyesiyle yazılmıştır; iki şiir de baharla açılır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana düşüncesi, sevgili olmadan baharın ve bahçenin hiçbir anlam taşımadığıdır. Bu düşünce matlada açıkça söylenir ve mahlas beytinde tersinden doğrulanır: sevgilinin yüzü yoksa bütün dünyanın lale bahçesi olması bir şey ifade etmez; sevgilinin yüzü varsa kış bile yüz bahardan iyidir. Bahar kafiyesinin birinci ve beşinci beyitte tekrarlanması gazelin başını ve sonunu birbirine bağlar. Kış ile bahar arasındaki tezat mahlas beytine keskin bir sonuç cümlesi niteliği verir.

İkinci beyitte "hezār" kelimesi üzerine bir cinas kurulur. Kelime hem bin sayısını hem bülbülü anlatır; "hezārān" (binlerce) ile kafiyedeki "hezār" (bülbül) yan yana gelir. Binlerce bülbül şakısa da sevgilinin şeker gibi sözü olmadan hiçbir ses kulağa hoş gelmez. Şeker, söz ve kulak arasında tenasüp vardır.

Üçüncü beyit gazelin en güzel buluşunu taşır. Çınar yaprağı beş parmaklı bir el gibidir ve rüzgârda titrer. Şair bu titreyişe şairane bir sebep bulur: çınarın eli sevgilinin eteğine erişemeyecek kadar kısadır, bu yüzden titremektedir. Bir doğa olayının gerçek sebebi bırakılıp hayalî bir sebebe bağlanması hüsn-i talil sanatıdır. "Dest-i kūteh" (kısa el) ifadesi aynı zamanda erişememeyi, eli yetmemeyi anlatan bir deyimdir; "eteğe el uzatmak" da birine sığınmayı, ondan bir şey dilemeyi hatırlatır. El, etek ve titreme kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte sevgilisiz bahçedeki her gül bir ateş parçasıdır. Gülün kırmızılığı ateşe benzetilir ve sevinç vermesi beklenen çiçek âşığı yakar. Gül ile ateş arasındaki benzerlik, sevginin yokluğunda güzelliğin bile acıya dönüştüğünü gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar