Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Çün der-āmed müjde-i ‘ahd-i bahār
Sāġar-ı cān-baḫş-rā sāḳī bi-y-ār
Puḫtegān-ı āteş-i ‘ışḳ-ı to-rā
Va‘de-i ḫāmī me-kon dīger mey ār
Ger ḥisāb-ı bendegān-ı ḫod koned
Ey ‘aceb men nīz bāşem der-şumār
Ḫāne-i dil gerçi şod ez-ġam ḫarāb
Şod esās-ı ‘ışḳ-ı yārem üstüvār
Devlet-i ṣubḥ-ı viṣāl-i ū Münīr
Mī-şeved ber-‘āşıḳ-ı şeb-zinde-dār
Günümüz Türkçesiyle
1. Bahar mevsiminin müjdesi gelince, ey sâkî, can bağışlayan kadehi getir.
2. Senin aşkının ateşiyle pişmiş olanlara artık ham vaat verme, şarap getir. ("Puḫte" pişmiş, olgun; "ḫām" ham demektir.)
3. Sevgili kölelerinin hesabını yaparsa, acaba ben de sayıya girer miyim.
4. Gönül evi gamdan harap olduysa da sevgilimin aşkının temeli sağlam kaldı. ("Üstüvār" sözlük anlamıyla sağlam, sarsılmaz demektir.)
5. Ey Münîr, onun vuslat sabahının saadeti, geceyi uyanık geçiren âşığa nasip olur. ("Şeb-zinde-dār" sözlük anlamıyla geceyi uyanık, diri tutan demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş yedincisidir (fg 77). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ār" sesidir: bahār, bi-y-ār, ār, şumār, üstüvār, zinde-dār; birinci ve ikinci beyitte "getir" anlamındaki aynı fiil kafiyede iki kez kullanılır. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 80a) ve Viyana (VY 64a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir bahar meclisiyle açılır. Matlada baharın geldiği müjdelenir ve sâkîden can bağışlayan kadeh istenir. Bahar, kadeh ve sâkî arasında tenasüp vardır; baharın gelişi divan şiirinde içki meclisinin kurulması için bir vesiledir. İkinci beyit gazelin en dikkat çekici tezadını taşır. Aşk ateşiyle pişmiş, yani olgunlaşmış âşıklara ham vaatler verilmemelidir. Pişmiş ile ham kelimeleri hem yemek hem de insanın olgunluğu bakımından karşı karşıya gelir; bu yüzden tezat, iki anlamı birden taşır. Münîrî aynı "ham vaat" sözünü fg 63'ün dördüncü beytinde de sâkîye seslenirken kullanır.
Üçüncü beyit sevgili ile âşık arasındaki efendi ve kul ilişkisini kurar. Sevgili kölelerinin hesabını görecek olursa, âşık kendisinin de o sayıya girip girmeyeceğini merak eder. "‘Aceb" sözüyle kurulan soru, bir umut ile bir kaygıyı birlikte taşır. Hesap ve sayı kelimeleri arasında tenasüp vardır. Âşığın kendini sevgilinin kulları arasında bile sayılmaya layık görmemesi, alçakgönüllülüğünü ölçülü bir dille anlatır.
Dördüncü beyitte bir yapı benzetmesi kullanılır. Gönül bir evdir ve gamdan harap olmuştur; ama sevgilinin aşkının temeli sağlam kalmıştır. Harap ile sağlam arasında tezat, ev ile temel arasında tenasüp vardır. Yıkılmış bir evde sağlam kalan temel, aşkın her türlü yıkıma rağmen sürdüğünü gösterir. Mahlas beyti gece ve sabah karşıtlığıyla kapanır. Vuslat sabahının saadeti, geceyi uyanık geçirene nasip olur. "Şeb-zinde-dār" ifadesi geceyi ibadetle ihya edenleri de hatırlatır ve beyte dinî bir çağrışım katar; âşığın uykusuz bekleyişi böylece bir ibadete benzetilmiş olur. Gazelin başındaki bahar müjdesi, sonunda vuslat sabahının müjdesine dönüşür.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 178-179, fg 77 (giriş s. 10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






