Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Dil ki ḫūn giryed derūn-ı sīne her şeb tā-seḥer
Çü men-i dīvāne sevdā-yı kesī dāred meger
Çihre-i zerd-i men-i bī-çāre ger bīnī me-ḫand
Şod revāc-ı kār-ı ‘ışḳ-ı yār hemçün kār-ı zer
Kār-bān-ı ‘ışḳ-ı yārem be’gẕered her rūz u şeb
Çün dil ü dīde ne-dīdem der-cihān men yek memer
Her dem ey dil mī-revī çün eşk-i ḫūn-ālūd-ı mā
Tā-be-key bāşed ne-mī-dānem to-rā ‘azm-i sefer
Seng be’gdāzed zi-āh-ı āteşīn-i mā Münīr
Hīc der-sengīn-dil-i ān meh ne-bāşed kār-ger
Günümüz Türkçesiyle
1. Her gece sabaha kadar göğsün içinde kan ağlayan gönül, meğer benim gibi divane, birinin sevdasını taşıyormuş.
2. Ben çaresizin sararmış yüzünü görürsen gülme; sevgilinin aşkının işi de altın işi gibi rağbet buldu. ("Me-ḫand" sözlük anlamıyla "gülme" demektir; "revāc" sürüm, rağbet; "zer" altın demektir. Ersoy'un bu beyit için verdiği anlam birinci mısraı farklı biçimde kurar; ikinci mısraı ise sevgilinin aşkına duyulan rağbetin altına duyulan rağbet kadar çok olduğu biçiminde açıklar.)
3. Sevgilimin aşkının kervanı her gün ve her gece geçip gider; ben dünyada gönül ve göz gibi bir uğrak yeri görmedim. ("Memer" sözlük anlamıyla geçit, uğrak demektir.)
4. Ey gönül, her an bizim kana bulanmış gözyaşımız gibi çekip gidiyorsun; bu yolculuk azmin ne zamana kadar sürecek, bilmiyorum.
5. Ey Münîr, bizim ateşli âhımızdan taş erir; ama o ay yüzlünün taş gönlüne hiç işlemez. ("Kār-ger" sözlük anlamıyla etkili, işleyen demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yetmiş dokuzuncusudur (fg 79). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-er" sesidir: seḥer, meger, zer, memer, sefer, kār-ger. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 80b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel gönlün ve gözyaşının hâllerini anlatır. Matlada her gece sabaha kadar göğüste kan ağlayan gönül, sonunda bir sırrını açığa vurmuş gibidir: o da şair gibi birinin sevdasına düşmüştür. "Meger" kelimesinin taşıdığı şaşırma duygusu, gönlün âşıktan ayrı bir kişi gibi düşünülmesini sağlar. Gece ile seher arasında bir tezat, kan ve ağlamak arasında bir tenasüp vardır.
İkinci beyit renk ve değer üzerine kurulur. Âşığın yüzü sararmıştır ve sarı renk altını hatırlatır. Şair bu sarılığa gülünmemesini ister, çünkü aşk işi de altın işi gibi revaçtadır, yani değerlidir. Kafiyedeki "zer" (altın) ile birinci mısradaki "zerd" (sarı) arasında yalnız bir harf farkı vardır; ses ve anlam yakınlığına dayanan bu kullanım bir cinas sayılır. Altının sarılığı ile âşığın solgun yüzü arasında da bir teşbih kurulur.
Üçüncü beyitte aşk bir kervana benzetilir ve gece gündüz geçip gider. Bu kervanın uğradığı yer gönül ile gözdür; şair dünyada bunlar gibi bir geçit görmediğini söyler. Kervan, geçit, gün ve gece kelimeleri arasında tenasüp vardır. Dördüncü beyitte bu kez gönül bir yolcudur ve kanlı gözyaşı gibi durmadan çekip gitmektedir. Gözyaşı ile gönül arasındaki benzetme, ikisinin de âşığı terk ederek akıp gitmesine dayanır; şair bu yolculuğun ne zaman biteceğini bilmediğini söyler.
Mahlas beyti taş üzerine kurulmuş bir tezatla kapanır. Âşığın ateşli âhı taşı eritir, ama sevgilinin taş gibi katı gönlüne hiç işlemez. "Seng" (taş) ile "sengīn-dil" (taş gönüllü) arasındaki tekrar, gerçek taşın eridiği yerde mecazi taşın erimemesini öne çıkarır. Ateş, âh ve erimek kelimeleri bir tenasüp kurar. Bu son beyit, ilk beyitteki kan ağlayan gönül ile sevgilinin taş gönlünü karşı karşıya getirerek gazeli tamamlar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 179-180, fg 79 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






