Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ḫī vü ḍād u rī ki bāşed der-naẓar
Key be-mīrem teşne-leb ey bī-ḫaber
Ān menem k’ez zaḫm-ı tīr-i nāvekeş
Ūftāde ber-reheş ḫūnīn-ciger
Gāh der-dil gāh der-dīde buved
Mī-koned Ḥıżrest seyr-i baḥr ü ber
Ḫūnem ez-semm-i ḫadenget ḫuşk şod
Ger zenī ṣad tīġ ne-āyed ḫūn-ı diger
Ū revān be’gẕeşt ü men goftem Münīr
Mī-şeved ‘ömrest lā-büd der-güẕer
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözümün önünde Hı, Dad ve Ra harfleri varken, ey habersiz, ben hiç susuz dudakla ölür müyüm. (Arap alfabesinde bu üç harf yan yana gelince "Ḫıżır" adı okunur; Ersoy da harflerin karşısına parantez içinde "Hızır" yazar. Hızır ölümsüzlük suyunu bulan kişi olarak bilinir.)
2. Onun okunun açtığı yarayla, ciğeri kanlar içinde yoluna düşen benim. ("Nāvek" sözlük anlamıyla küçük ok demektir; Ersoy "okunun temreni" diye anlar.)
3. O, kâh gönülde kâh gözde olur; denizi ve karayı dolaşan Hızır gibidir.
4. Okunun zehrinden kanım kurudu; yüz kılıç vursan bir daha kan gelmez. ("Tīġ" sözlük anlamıyla kılıç demektir; Ersoy "yüzlerce mızrak vursan bile" diye anlar.)
5. O hızla geçip gitti, ben de dedim ki: Münîr, bu ömürdür, elbette geçip gider.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin seksenincisidir (fg 80). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-er" sesidir: naẓar, ḫaber, ciger, ber, diger, güẕer. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 80b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir harf oyunuyla açılır. Matlada Hızır'ın adı doğrudan söylenmez; adı oluşturan Arapça harfler, Hı, Dad ve Ra, tek tek sayılır. Şair bu harfler gözünün önündeyken susuzluktan ölmeyeceğini söyler. Hızır ölümsüzlük suyunu bulmuş ve içmiş kişi olarak bilindiği için, onun adının harfleri bile susuzluğa karşı bir güvencedir. Kelimeyi harflerine ayırarak anma, Münîrî'nin muammalarında da kullandığı harf oyunlarının bir benzeridir. Divan şiirinde sevgilinin dudağı ölümsüzlük suyuna, yüzündeki ayva tüyü de yeşilliği yüzünden Hızır'a benzetildiği için, gözün önündeki bu "harflerin" sevgilinin yüzündeki "ḫaṭ", yani hem ayva tüyü hem yazı olduğu da düşünülebilir; ancak beyitte bu açıkça söylenmez.
İkinci ve dördüncü beyitler ok ve yara diliyle kurulur. Âşık, sevgilinin okunun yarasıyla yoluna kanlı ciğerle düşmüştür. Dördüncü beyitte okun zehri kanı kurutmuştur; artık yüz kılıç vurulsa bile kan akmaz. Ok, yara, zehir, kan ve kılıç arasında tenasüp vardır; kanın tamamen kurumuş olması âşığın tükenmişliğini anlatan bir mübalağadır.
Üçüncü beyit matladaki Hızır hayaline döner. Sevgili kâh gönülde kâh gözde bulunur; bu yüzden denizi ve karayı dolaşan Hızır'a benzer. Hızır'ın karada ve denizde dolaştığına dair inanç beytin teşbihine dayanak olur. Gözün yaşla dolu olduğu için denize, gönlün karaya karşılık geldiği düşünülebilir; böylece deniz ile kara arasındaki tezat göz ile gönül arasında da kurulmuş olur.
Mahlas beytinde sevgili hızla geçip gitmiştir; şair kendi kendine bunun ömür olduğunu ve ömrün elbette geçip gideceğini söyler. Sevgili ile ömür arasındaki bu benzetme, ikisinin de durdurulamaz biçimde akıp gitmesine dayanır. "Revān" (hızla, akarak) ve "güẕer" (geçiş) kelimeleri arasında tenasüp vardır. Gazelin başında ölümsüzlük suyunu hatırlatan Hızır, sonunda geçip giden ömürle karşı karşıya gelir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 180, fg 80 (giriş s. 6, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






