Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Cemālet āftāb-ı ‘ālem-efrūz
Dehānet nükte-i ġaybest mermūz
Mey-i gül-fāmuñ ey sāḳī demidür
Çün irdi nevbet-i hengām-ı nev-rūz
Ḫayāl-i kār-ı ferdā key koned dil
Ki ū hem-ṣoḥbet-i yārest imrūz
‘Ulūm-ı ‘ışḳ içinde ‘aḳl-ı kāmil
Hemān gūyā k’odur ṭıfl-ı nev-āmūz
Me-şev ġāfil Münīr ez-ḥālet-i men
Merā mī-sūzed āḫir āh-ı dil-sūz
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzelliğin dünyayı aydınlatan bir güneştir; ağzın ise gayb âleminin içine sembollerle gizlenmiş ince bir sırrıdır.
2. Ey saki, gül renkli şarabının tam zamanıdır; çünkü nevruz mevsiminin sırası geldi. (Bu beyit Türkçedir; nevruz, baharın başlangıcı sayılan yeni gündür.)
3. Gönül yarının işini ne diye düşünsün; o bugün sevgilinin sohbet arkadaşıdır.
4. Aşk ilimleri içinde olgun akıl, sanki derse yeni başlamış bir çocuktur. (Bu beyit de Türkçedir.)
5. Ey Münîr, benim hâlimden gafil olma; gönül yakan ah sonunda beni yakıyor. (Ersoy mısraı "gönül yakan ateş en sonunda beni de yakar" diye anlar; metindeki kelime "āh"tır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin seksen üçüncüsüdür (fg 83). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ūz" sesidir: efrūz, mermūz, nev-rūz, imrūz, nev-āmūz, dil-sūz. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 81b) ve Viyana (VY 65a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Neşir gazeli Farsça gazeller arasına koyar, ama Ersoy aparatta yalnız 1, 3 ve 5. beyitlerin anlamını verir. Anlamı verilmeyen 2. ve 4. beyitler Türkçedir: "demidür", "irdi", "içinde", "odur" gibi Türkçe ekler ve kelimeler bunu açıkça gösterir. Böylece gazel Farsça ve Türkçe beyitlerin sırayla dizildiği karma bir şiirdir; eski şiirde iki ya da daha çok dilin bir arada kullanıldığı bu tür manzumelere mülemma denir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada sevgilinin yüzü dünyayı aydınlatan güneşe benzetilir. İkinci mısrada ağız gaybın, yani görünmeyen âlemin, sembollerle gizlenmiş bir nüktesidir. Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçük düşünülür ki neredeyse görünmez, varlığı bir sır gibidir; beyit bu ortak mazmuna dayanır. Güneşin her şeyi gözler önüne sermesi ile ağzın gizli kalması arasında bir karşıtlık kurulur.
Türkçe ikinci beyit gazeli bahar meclisine taşır. Nevruz gelmiş, gül renkli şarabın vakti olmuştur. Üçüncü beyit bu meclisin ruh hâlini söyler: Bugün sevgiliyle sohbet eden gönül yarını düşünmez. "Ferdā" (yarın) ile "imrūz" (bugün) arasında tezat vardır; kafiyedeki "nev-rūz" ile "imrūz" kelimelerinin ikisinde de "rūz" (gün) bulunur ve bu iki beyit gün kavramı etrafında birbirine bağlanır.
Dördüncü beyit akıl ile aşkı karşı karşıya getirir. Aşk ilimlerinde en olgun akıl bile yeni ders almaya başlayan bir çocuk gibidir. "Kâmil" (olgun) ile "ṭıfl-ı nev-āmūz" (yeni öğrenen çocuk) arasındaki tezat beytin dayanağıdır; "ulūm", "kâmil" ve "nev-āmūz" kelimeleri arasında da öğrenim ve ders etrafında bir tenasüp vardır. Mahlas beytinde konuşan, şaire seslenir: Münîr bu hâlden gafil olmamalıdır, çünkü gönül yakan ah sonunda konuşanı yakmaktadır. Kafiye kelimesi "dil-sūz" (gönül yakan) ile fiil "mī-sūzed" (yakar) aynı kökten gelir; böylece beyit yanma kavramını iki kez işler.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 181-182, fg 83 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






