Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Menem ki ḫāk-i rehet-rā nihāde rūy-ı niyāz
Be-her ṣadā-yı ḳadem dīde-rā küşāyem bāz
Zi-sırr-ı ‘ışḳ-ı to dil-rā egerçi mī-goftem
Sefīh-rā be-cihān kes ne-mī-koned hem-rāz
Be-lāf-ı da‘vī-i ‘ışḳet ne-mī-şeved ṣādıḳ
Kesī ki der-reh-i to nīst ‘āşıḳ-ı ser-bāz
Meger zi-ḥasret-i yek gül-‘iẕār-ı ġonca-lebest
Fiġān-ı zemzeme-i bülbül-i bülend-āvāz
To der-tena‘‘um-ı ‘ayş-ı müdām şev ki Münīr
Çü şem‘-i bezm-i to ḫoş-vaḳt şod be-sūz u güdāz
Günümüz Türkçesiyle
1. Yolunun toprağına yalvarış yüzünü koymuş olan, her ayak sesinde (sen geliyorsun diye) gözlerini yeniden açan benim.
2. Senin aşkının sırrını gönle anlatıyordum, ama dünyada kimse akılsız birini sırdaş edinmez. ("Sefīh" sözlük anlamıyla akılsız, beyinsiz demektir. Ersoy beyti "Gönle senin aşkının sırlarından söz edersem, o düşkünü dünyada hiç kimse bir daha sırdaş edinmez" diye anlar; buna göre sırrı taşıyamayan gönüldür.)
3. Senin yolunda başını ortaya koyan bir âşık olmayan kimse, aşk davasında ileri sürdüğü sözlerle doğru sözlü sayılmaz.
4. Sesi yükseklere çıkan bülbülün inleyip şakıması meğer gül yanaklı, gonca dudaklı bir güzelin hasretindenmiş.
5. Sen sürekli bir eğlence ve nimet içinde ol; çünkü Münîr, meclisinin mumu gibi yanıp erimekle hoşnut oldu. (Beyit iki türlü okunabilir. Ersoy "Sen şarap içmeye devam et de zamanın meclisinin mumu gibi yanıp yakılmalarla hoş geçsin" diye anlar; metindeki "ḫoş-vaḳt şod" sözü ise Münîr'in kendisinin hoş vakitli olduğunu da söyleyebilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin seksen dördüncüsüdür (fg 84). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-āz" sesidir: niyāz, bāz, hem-rāz, ser-bāz, āvāz, güdāz. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 81b) ve Viyana (VY 65a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılığını Hâfız Divanı'nın 1290 (1873-74) İstanbul baskısında 131. sayfa olarak gösterir; TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Ersoy hangi Hâfız gazelini kastettiğini matlaıyla yazmaz. Aynı vezin ve kafiyede yazılmış olan Hâfız gazeli "Menem ki dīde be-dīdār-ı dost kerdem bāz / Çi şükr gūyemet ey kār-sāz-ı bende-nevāz" (Dostun yüzünü görmek için gözlerimi yeniden açan benim; ey kulunu gözeten, işleri yoluna koyan, sana nasıl şükredeyim) matlaıyla başlar. Münîrî'nin matlaı da "Menem ki" ile açılır ve gözü yeniden açmayı anlatıp "bāz" kelimesiyle biter; "niyāz" kafiyesi iki gazelde de vardır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bekleyen âşığın tablosudur. Şair yüzünü sevgilinin yolunun toprağına koymuş, yalvararak beklemektedir; her ayak sesinde gelen o mu diye gözünü yeniden açar. Hâfız'ın beytinde göz, dostun yüzünü görmek için açılmıştır; Münîrî'de ise henüz görme yoktur, yalnız bekleyiş vardır. Nazirenin asıl şiirle bu ince farkı, Münîrî'nin örneğini tekrar etmeden onunla konuştuğunu gösterir.
İkinci beyit aşk sırrının taşınamazlığını anlatır. Sırrı gönle açan şair, sonra kimsenin akılsız birini sırdaş edinmeyeceğini söyler. Ersoy'un okuyuşuna göre bu akılsız gönüldür; aşk sırrını öğrenen gönül artık sır tutamayacak kadar kendinden geçmiştir. Üçüncü beyitte "ser-bāz", yani başını ortaya koyan, canını oynayan âşık, aşk davasında doğru sözlü sayılabilecek tek kişidir. Bu kelimedeki "bāz" (oynayan) ile matladaki "bāz" (yeniden, açık) aynı sesi taşır; Münîrî'nin sevdiği cinas burada kafiyeye yerleşmiştir. "Da‘vī", "ṣādıḳ" ve "lāf" kelimeleri arasında da iddia ve doğruluk etrafında bir tenasüp kurulur.
Dördüncü beyit gül ile bülbül mazmununa döner. Bülbülün yüksek sesle inlemesinin sebebi gül yanaklı, gonca dudaklı bir güzelin hasretidir; "meger" (meğer) kelimesi bu sebebin sonradan anlaşıldığını ima eder. Mahlas beytinde şair kendini meclisteki muma benzetir. "Sūz u güdāz" (yanma ve erime) mumun gerçek hâlini anlattığı gibi âşığın iç acısını da anlatır; ikisi bir arada düşünülünce benzetme kendiliğinden kurulur. Beyit sevgiliye sürekli eğlence dileyerek biter; mumun yanması meclisi aydınlatır ve şenlendirir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 182, fg 84 (giriş s. 5, 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Akademik çalışmalar
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Diğer kaynaklar
- Hâfız-ı Şîrâzî, Divan, gazel 259 ("Menem ki dīde be-dīdār-ı dost kerdem bāz…"), Gencûr dijital metni. https://ganjoor.net/hafez/ghazal/sh259
Çevrimiçi kaynaklar






