Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Her ki der-‘ıḳd-ı ser-i zülf-i to şod bend-i dileş
Mī-reved ‘ömreş be-sevdā ḥal ne-bāşed müşkileş
Sālhā bāşed ki der-baḥr-i ġam-ı ‘ışḳ-ı tovem
Ne kerān-ı ū bedīd āyed merā ne sāḥileş
Vaṣf-ı kūyet-rā çi gūyem k’ez tecellī-i cemāl
Mī-koned şey’ lillāh ender-kūy-ı cennet sāyileş
Meyl-i zülf-i yār ez-ān şod ber-dehāneş her ki hest
‘Āḳıbet kūy-ı ‘adem ḫᵛāhed şod ey dil menzileş
Der-pey-i ‘ışḳ-ı to mī-bāşed dilem her dem velī
Miḥnet ü derd ü ġam-ı āvāregī şod ḥāṣıleş
Sā‘atī ḫālī ne-ḫᵛāhed şod Münīr ez-şevḳ-ı to
Şod be-sevdāyet meger āmīziş-i āb u gileş
Günümüz Türkçesiyle
1. Kimin gönlü senin zülfünün ucundaki düğüme bağlanırsa, ömrü sevda içinde geçer, müşkülü de bir türlü çözülmez.
2. Yıllar oldu, senin aşkının gamının denizindeyim; o denizin bana ne kıyısı görünür ne sahili.
3. Senin mahallenin vasfını nasıl söyleyeyim; güzelliğin tecellisinden ötürü onun dilencisi cennet mahallesinde "Allah rızası için bir şey" diye dilenir. (Beyit güç anlaşılır. "Şey’ lillāh" dilenen dervişlerin "Allah için bir şey" sözüdür. Ersoy beyti "Bu konuda bir şey söylemeye kalkarsam sonunda Cennet köşesinde Allah rızası için diye dilenen bir dilenci gibi olurum" diye anlar.)
4. Sevgilinin zülfü ağzına doğru meyletti; bu yüzden, ey gönül, var olan herkesin durağı sonunda yokluk mahallesi olacak. (Beyit iki türlü okunabilir. Divan şiirinde sevgilinin ağzı küçüklüğünden "yokluk" diye anıldığı için "yokluk mahallesi" ağzı da anlatabilir. Ersoy ise beyti "Mevcut olan herkesin ağzında sevgilinin saçının arzusuna dair sözler olduğundan sonunda onların durağı yokluk ülkesi olacaktır" diye anlar.)
5. Gönlüm her an senin aşkının peşindedir; ama ondan elde ettiği yalnız sıkıntı, dert ve avareliğin gamı oldu.
6. Münîr bir an bile senin özleminden boş kalmayacak; meğer onun suyu ve balçığı senin sevdanla yoğrulmuş. ("Āb u gil", su ve balçık, insanın yaratıldığı maddeyi, yani mayasını anlatır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin seksen yedincisidir (fg 87). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif Farsçadaki "-eş" (onun) ekidir; Ersoy'un redif listesinde gazel bir önceki gazelle (fg 86) birlikte bu redifle gösterilir. Kafiye "-il" sesidir: dil, müşkil, sāḥil, sāyil, menzil, ḥāṣıl, gil. Şiir Vatikan (VT 82b) ve Viyana (VY 66a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bağ ve düğüm kelimeleriyle örülüdür. Gönül zülfün ucundaki düğüme (‘ıḳd) bağlanmıştır (bend); bu yüzden müşkülü çözülmez (ḥal). Bağlamak, düğümlemek ve çözmek arasındaki tenasüp, zülfün kıvrımlarına takılan gönlün kurtuluşu olmadığını somut bir imgeyle anlatır. "Sevdā" kelimesi hem aşk tutkusu hem de kara safra anlamıyla zülfün siyahlığına bağlanır.
İkinci beyitte aşk gamı kıyısız bir denize benzetilir. "Kerān" ile "sāḥil" aynı anlama yakın iki kelimedir; şair kıyının hiç görünmediğini iki kez söyleyerek denizin sınırsızlığını vurgular. Üçüncü beyit sevgilinin mahallesini cennetle karşılaştırır. Beytin anlamı kesin değildir; Ersoy şairin bu mahalleyi anlatmaya gücü yetmeyince cennette dilenen bir dilenciye döneceğini söylediği biçiminde anlar. Hangi okuyuş benimsenirse benimsensin, sevgilinin mahallesi cennetten üstün tutulur ve "dilenci" ile "Allah rızası için" sözü arasında tenasüp vardır.
Dördüncü beyit de iki türlü okunabilir. Kelimeler zülfün ağza meyletmesini anlatıyor gibidir; zülfün kıvrımlarının yüze, ağzın yakınına düşmesi divan şiirinde sık görülen bir tablodur. Sevgilinin ağzı küçüklüğü yüzünden "yok" sayıldığı için, zülfe bağlı bütün gönüllerin sonunda varacağı yer "yokluk mahallesi" olur. Bu okuyuşta "var olan herkes" ile "yokluk" arasında bir tezat kurulur. Ersoy ise beyti, herkesin dilinde zülfün arzusu bulunduğu, bu arzunun da onları sonunda yokluğa götüreceği biçiminde anlar.
Beşinci beyit aşkın kazancını sayar: mihnet, dert ve avarelik gamı. Mahlas beyti Münîr'in aşktan bir an bile ayrılamayacağını yaratılışına bağlar. Su ve balçık, insanın yaratıldığı maddedir; şairin mayası sevgilinin sevdasıyla yoğrulmuştur. Matlada ömrün sevdayla geçmesi ile sonda mayanın sevdayla yoğrulması arasında bir bağ kurulur ve "sevdā" kelimesi gazelin başında ve sonunda yer alır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 184, fg 87 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






