Özgün Metin

Vezin: mef’ūlü mefā’īlü mefā’īlü fe’ūlün

Mestīm ü ḫarāb ey dil ez-īn bāde-i gül-reng
‘Aybī ne-buved ger be sürūdī konem āheng
Ber zīr ü bam-ı nāle-i ‘uşşāḳ-ı to māned
Feryād u fiġān kerden-i ḳānūn u ney ü çeng
Tīrī ki ez-ān ġamze resed ber cigerī rīş
Ez-behr-i vey üfted be-miyān-ı dil ü cān ceng
Çün çeng-i ḫamīde dil-i men zār be-nāled
Ber-rişte-i cānem ki ġam-ı ‘ışḳ-ı to zed çeng
Ez-dīde ne-reft ān ḫad ez-īn rūy ḫaṭ āverd
Ayīne ki ber-cāy-ı nem üfted resedeş jeng
Me’vā-yı ḫayāl-i to ez-ān çeşm-i Münīrest
Cüz-āteş-i ‘ışḳ-ı to ne-bāşed be-dil-i teng

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, bu gül renkli şaraptan sarhoş ve harabız; bir şarkıya ahenk versem ayıp olmaz. (Vatikan nüshasında "gül-reng" yerine "gül-berg", yani gül yaprağı yazılıdır.)

2. Kanunun, neyin ve çengin feryat edip inlemesi, senin âşıklarının inleyişinin ince ve kalın seslerine benzer. ("Māned" sözlük anlamıyla hem "benzer" hem "kalır" demektir. Ersoy ikinci anlamı esas alır: Sazların feryadı âşıkların inlemesine göre tiz ve pes kalır, yani ahengi bozar.)

3. O yan bakıştan yaralı bir ciğere ulaşan ok yüzünden gönül ile can arasında savaş çıkar.

4. Aşkının gamı can telime pençe vurduğu için gönlüm bükük çeng gibi inleyip duruyor. (Çeng, eğri gövdeli telli bir sazdır; "çeng zeden" ise pençe vurmak demektir.)

5. O yanak gözümden hiç gitmedi; bu yüzden ayva tüyü çıkardı: Nemli bir yere düşen aynayı pas tutar. (Aynalar eskiden madenden yapıldığı için nemde paslanırdı; gözün nemi gözyaşıdır.)

6. Senin hayalinin sığınağı bu yüzden Münîr'in gözüdür: Dar gönülde senin aşkının ateşinden başka bir şey yoktur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin doksan birincisidir (fg 91). Vezin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-eng" sesidir: reng, āheng, çeng, ceng, jeng, teng. Şiir Vatikan (VT 83b) ve Viyana (VY 67a) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre matlaın ilk mısraındaki "gül-reng" kelimesi Vatikan nüshasında "gül-berg" diye yazılmıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk yarısı bir musiki meclisidir. Sarhoş âşık şarkıya ahenk vermek ister; kanun, ney ve çeng çalar; âşıkların inleyişi ince ve kalın sesleriyle bu sazlara karışır. "Sürūd" (şarkı), "āheng" (ahenk), "zīr ü bam" (ince ve kalın ses), "nāle" (inilti), sazların adları ve dördüncü beyitteki "rişte" (tel) arasında geniş bir tenasüp vardır. İkinci beyitteki "māned" fiili iki türlü okunabilir. "Benzer" anlamıyla alınırsa sazların feryadı âşıkların inleyişine benzer; "kalır" anlamıyla alınırsa Ersoy'un okuyuşundaki gibi sazlar âşıkların inleyişi yanında ahengini yitirir. İki okuyuşta da âşığın iniltisi sazların sesinden güçlüdür.

Kafiyede Münîrî'nin cinas sevgisi açıkça görülür. "Çeng" kelimesi gazelde iki ayrı anlamla gelir: Dördüncü beytin ilk mısraında eğri gövdeli bir saz, ikinci mısraında ise "çeng zeden" deyimi içinde pençe anlamındadır. Aynı yazılışlı iki kelimenin ayrı anlamlarla kullanılması tam cinastır. Bundan başka "çeng" ile üçüncü beyitteki "ceng" (savaş) yalnız bir harfle ayrılır; "jeng" (pas) ve "teng" (dar) kelimeleri de aynı ses dizisini sürdürür. Bükük çeng ile âşığın iki büklüm bedeni arasında da bir benzetme sezilir.

Üçüncü beyit gamzenin okunu gönül ile can arasında bir çekişme konusu yapar. Okun ciğere ulaşması, gönül ile canın arasında savaş çıkarır; beyit, değerli bir ganimetin kimde kalacağı üzerine çıkan bir kavgayı düşündürür. Beşinci beyit ise irsal-i mesel sanatına örnektir: Birinci mısradaki iddia, ikinci mısrada herkesin bildiği bir gerçekle desteklenir. Nemli yerde duran aynayı pas tutar; sevgilinin yanağı da âşığın yaşlı gözünden hiç çıkmadığı için ayva tüyü bitirmiştir. Yanak aynaya, ayva tüyü pasa, gözyaşı neme karşılık gelir.

Mahlas beyti hayalin nerede barındığını söyler. Gönül dar ve aşk ateşiyle doludur; bu yüzden sevgilinin hayali Münîr'in gözüne sığınır. Gözün yaşla ıslak olması, ateşle dolu gönle karşı bir barınak gibi düşünülebilir. "Teng" (dar) kafiyesi gazeli, matladaki geniş ve şen meclisten dar bir gönle taşıyarak kapatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar