Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Her dem ez-çeşm-i to ber-dil mī-resed tīr-i ḫadeng
Men der-ān fikrem ki çün künced der-īn ḳandīl-i teng
Rişte-i cānem güsist ez-hicr mī-nālem henūz
Gerçi mī-māned zi-nāle ger reved tārī zi-çeng
Her ḫayālī k’ez dilī çün seng-i to āyed birūn
Māned ān āb-ı revān[ī]-rā ki mī-āyed zi-seng
Her dem ez-behr-i şehīdān-ı ġamet der-mātemest
Z’ān hemī puşed kebūd īn āsmān-ı nīl-reng
Perde-i dil şod berā-yı pākī-i tīġeş Münīr
Tā ki ez-ḫūn-ı derūn-ı mā ne-gīred hīc jeng

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözünden gönle her an oklar ulaşıyor; ben de bu kadar okun bu dar kandile nasıl sığacağını düşünüyorum. ("Ḫadeng" sözlük anlamıyla okların yapıldığı sert bir ağaç ve bu ağaçtan yapılan oktur. Dar kandil gönlü anlatır.)

2. Ayrılıktan can ipim koptu, ama hâlâ inliyorum; oysa çengden bir tel kopsa o saz inlemekten kalır.

3. Senin taş gibi gönlünden çıkan her hayal, taştan fışkıran akarsuya benzer. ("Revān[ī]" kelimesindeki köşeli ayraç Ersoy'un tamiridir.)

4. Bu çivit renkli gök, senin gamınla can verenler için her an yas tuttuğundan maviler giyer.

5. Ey Münîr, gönül perdesi onun kılıcının temizliği için var oldu; ta ki o kılıç bizim içimizin kanıyla hiç pas tutmasın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin doksan ikincisidir (fg 92). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-eng" sesidir: ḫadeng, teng, çeng, seng, nīl-reng, jeng. Bu kafiye neşirde hemen önceki gazelde (fg 91) de kullanılır; vezinleri farklı olan iki gazel "teng", "çeng" ve "jeng" kafiyelerini paylaşır. Şiir Vatikan (VT 83b) ve Viyana (VY 67a) nüshalarında bulunur. Üçüncü beyitteki "revān[ī]" kelimesinin son harfi Ersoy'un vezne ve anlama göre yaptığı tamirdir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgilinin bakışları oklara, âşığın gönlü dar bir kandile benzetilir. Gözden her an ok yağdığı için âşık bu kadar okun o dar yere nasıl sığacağını düşünür. Bu, mübalağaya dayanan bir şaşkınlıktır; acıdan değil, sığmazlıktan söz edilir. İkinci beyit önceki gazeldeki çeng imgesini sürdürür. Teli kopan çeng susar; âşığın can ipi ise ayrılıktan kopmuştur, ama o hâlâ inlemektedir. Âşığın sazdan üstün tutulması, beytin ikinci mısraındaki genel bilgiyle birinci mısradaki iddianın karşılaştırılmasıyla kurulur.

Üçüncü beyit taş ile su arasındaki tezat üzerine kurulur. Sevgilinin gönlü taş gibi katıdır, ama bu taştan çıkan her hayal, kayadan fışkıran akar su gibi tatlı ve canlıdır. "Seng" kelimesi beytin iki mısraında da geçer: Önce sevgilinin gönlünü, sonra suyun çıktığı kayayı anlatır. Katılık ile akıcılığın bir arada düşünülmesi, sevgilinin katılığına rağmen hayalinin âşığa can verdiğini söyler.

Dördüncü beyit hüsn-i talil sanatına güzel bir örnektir. Göğün mavi rengi, sevgilinin gamıyla ölenler için tutulan sürekli bir yasa bağlanır. Beyitte mavi giyinmek yas tutmanın işareti olarak kullanılır; gök de bu yüzden çivit rengini giymiştir. "Nīl-reng" (çivit renkli) ile "kebūd" (mavi, lacivert) arasında renk tenasübü vardır.

Mahlas beyti de gerçek bir sebebi bırakıp şiirli bir sebep gösterir. Gönül perdesinin var olmasının sebebi, sevgilinin kılıcının âşıkların kanıyla pas tutmamasıdır; gönül perdesi bu kılıcın kanını silen bir örtü gibi düşünülmüş olabilir. Kan ile pas arasındaki ilgi, kanın kılıcı paslandırması bilgisine dayanır. Önceki gazelde pas aynayı tutuyordu; burada kılıcı tutmaya hazırdır. "Jeng" kafiyesi iki gazelde iki ayrı imgeye bağlanmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar