Özgün Metin

Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün

Kesī ki küşte-i çeşm-i to şod be-yek nāvek
Çi ḥācet-i zedeneş tīġ-rā to ber-tārek
Zi-tīr-i ġamze-i to gerçi bī-ḥisāb āyed
Derūn-ı sīne-i dil-ḫaste be’şmored yek yek
Raḳib-i cehl-i mürekkeb çi ḫāṣıyet dāred
Mis̱āl-i vāv-ı ‘Amır ne’bved ez-deret münfek
Be-defter-i dil-i men müfredāt-ı derd-i ġamet
Tümen hezār u hezārān hezār gerded lek
Be-levḥ-i dil ki cüz ez-naḳş-ı ḫaṭṭ-ı ‘ışḳ-ı to şod
Ḫayāl-i ġamze-i tīġ-i to mī-koned heme ḥak
Be-devr-i āteş-i ruḫsār u ḫaṭṭ-ı yār Münīr
Naṣīb-i men ġamu ve’l-‘ışḳ ve’l-ḥarāretü lek

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin gözünün tek bir okuyla ölen kişinin başına bir de kılıç vurmana ne gerek var.

2. Yan bakışının okları hesapsız gelse de, gönlü hasta âşığın göğsünün içinde bir bir sayılır.

3. Katmerli cahil rakibin ne özelliği var ki, 'Amr adındaki vav gibi kapından hiç ayrılmaz. (Arapçada 'Amr adı, 'Ömer adından ayırt edilsin diye sonuna okunmayan bir vav eklenerek yazılır; Ersoy da "Amır kelimesinin sonuna yazılıp okunmayan vav harfi" diye açıklar. "Cehl-i mürekkeb", bilmediğini de bilmeyen kişinin cahilliğidir.)

4. Gönlümün defterinde senin derdinin gamının kalemleri on binler, binler ve binlerce bin yüz bin olur. (Tümen on bin, lek yüz bin demektir. Ersoy beyti "Gönül defterimde aşkının bahisleri sayılamayacak kadar çoktur" diye özetler.)

5. Senin aşkının yazısının nakşından başka bir şey kalmamış gönül levhasını, kılıca benzeyen yan bakışının hayali durmadan kazıyor.

6. Ey Münîr, sevgilinin ateş gibi yanağının ve ayva tüyünün devrinde benim payım gam ve aşktır, harareti ise senindir. (İkinci mısraın son kısmı Arapçadır; "lek" burada "senin" demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; son mısraında Arapça bir ibare bulunur. Neşirde Farsça gazellerin doksan üçüncüsüdür (fg 93). Vezin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ek" ve "-ak" sesleridir: nāvek, tārek, yek, münfek, lek, ḥak. Şiir Vatikan (VT 84a) ve Viyana (VY 67b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matlada sevgilinin gözünün tek bir okuyla ölen kişinin başına ayrıca kılıç vurmanın gereksiz olduğu söylenir; bakışın ok gibi öldürücü olduğu bu karşılaştırmayla abartılır. Gazelin büyük bölümü ise sayı ve hesap diliyle kurulur. İkinci beyitte oklar hesapsızdır (bī-ḥisāb), ama âşığın sinesinde bir bir sayılır (be’şmored yek yek). Dördüncü beyitte gönül bir hesap defterine dönüşür: "defter", kalem kalem yazılan "müfredāt", ardından "tümen" (on bin), "hezār" (bin) ve "lek" (yüz bin) gelir. Sayıların üst üste yığılması, âşığın gamının ölçüye sığmazlığını anlatan bir mübalağadır.

Üçüncü beyit eski bir yazı inceliğine dayanır. Arapçada "‘Amr" adı, yazılışı aynı olan "‘Ömer" adından ayırt edilsin diye sonuna okunmayan bir vav eklenerek yazılır. Bu vav kelimeye bitişiktir ama hiçbir ses vermez; rakip de sevgilinin kapısına öyle yapışmıştır ve orada hiçbir işe yaramaz. "Cehl-i mürekkeb" (bilmediğini bilmeyen cahillik) ile yazı bilgisine dayanan teşbih arasında da ince bir alay vardır: Bilgisiz rakip, ancak bir imla kuralının fazlalık harfine benzetilebilir.

Beşinci beyitte gönül, üzerinde aşkın yazısından başka bir şey kalmamış bir levhadır; sevgilinin kılıç gibi gamzesi bu levhayı durmadan kazır. Yazı, nakış ve levha kelimeleri ile kazımak anlamındaki "ḥak" arasında tenasüp vardır. Matladaki ok ve kılıç burada da kılıç benzetmesiyle sürer.

Mahlas beyti kafiyede bir tam cinas kurar. Dördüncü beyitteki "lek" Farsçada yüz bin demektir; son beyitteki "lek" ise Arapçada "senin" anlamına gelir. Aynı kelimenin iki dilde iki ayrı anlamla kafiyeye girmesi, Münîrî'nin cinas ustalığını iki dil bilgisiyle birleştirdiğini gösterir. Beyitte sevgilinin ateş gibi yanağının devrinde âşığa gam ile aşk düşer, harâret (ateşin sıcaklığı) ise Münîr'e bırakılır; ateş ile hararet arasında da tenasüp vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar