Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Behr-i ta‘ẓīm-i ḳudūm-ı şāhid-i ra‘nā-yı gül
Sebze mī-güsterd sebz-aṭlas be-zīr-i pāy-ı gül
Ez-gezend-i çeşm-i bed her ġonca der-vaḳt-i seḥer
Heykel-i gül-gūn be-yāred rāst ber-bālā-yı gül
Da‘vet-i bülbül be-gül-geşt-i çemen z’ān şod füzūn
Bī-gül-i ruḫsāret āteş şod be-gül-şen cāy-ı gül
Der-cihān ger her giyāhī yek gül-i sūrī buved
Bī-gül-i rūyet ne-mī-bāşed merā pervā-yı gül
Der-miyān-ı meclis-i mā rūy-ı ān meh-rū Münīr
Būd şem‘-i maḥfil ammā ūst bezm-ārā-yı gül
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzeller güzeli gülün gelişine saygı göstermek için çimen, gülün ayağının altına yeşil atlas seriyor.
2. Her gonca, kem göz değmesin diye seher vaktinde gülün tam boyuna kırmızı bir muska getirir. ("Heykel" burada boyna asılan muska anlamındadır; Ersoy da "kırmızı muska" diye anlar.)
3. Bülbülün çimende gül seyrine çağırışı bu yüzden çoğaldı: Senin yanağının gülü olmadan gül bahçesinde gülün yeri ateş kesildi. (Ersoy mısraı "bülbülün daveti uzun oldu" diye anlar.)
4. Dünyada her ot bir kırmızı gül olsa bile, senin yüzünün gülü olmadıkça benim gülü umursadığım yok. ("Gül-i sūrī" kırmızı bir gül türüdür.)
5. Ey Münîr, o ay yüzlü sevgilinin yüzü bizim meclisimizin ortasında meclisin mumuydu; ama o, gülün meclisinin de süsüdür.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin doksan beşincisidir (fg 95). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "gül" kelimesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel "-yı gül" redifiyle gösterilir. Kafiye "-ā" sesidir: ra‘nā, pāy, bālā, cāy, pervā, ārā. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 84b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel gülün bahçeye gelişini bir tören gibi anlatır. Matlada gül, bütün bahçenin saygıyla karşıladığı bir güzeldir; çimen onun ayağının altına yeşil atlas serer. Gülün güzel bir kişi gibi gösterilmesi teşhis sanatıdır. Yeşil çimenin atlas kumaşa benzetilmesi, yerdeki yeşilliği değerli bir halıya çevirir; ağırlanan bir büyüğün yoluna kumaş sermek, sahneye bir karşılama töreni havası verir.
İkinci beyitte goncalar gülü nazardan korur. Gonca, biçimi ve rengiyle kırmızı bir muskaya benzetilir; her seher bu muskayı gülün boyuna asar. Kem gözden korunmak için muska takmak halk arasında bilinen bir âdettir ve beyit bu âdeti bahçeye taşır. Goncanın gülün dalında, onun hemen yanında açması da muskanın boyna asılmasına benzer. Muska ile nazar, seher ile gonca arasındaki tenasüp, sabahleyin yeni açan gülün korunmaya muhtaç tazeliğini öne çıkarır.
Üçüncü beyitten başlayarak gazel bahçenin gülünden sevgilinin "gül"üne geçer. Sevgilinin yanağı olmadan bahçedeki gülün yeri ateş olmuştur; kırmızı gülün ateşe benzetilmesi bu beyitte acı bir anlam kazanır. Bülbül de sevgiliyi gül seyrine bu yüzden ısrarla çağırır. Dördüncü beyit aynı düşünceyi bir mübalağayla söyler: Dünyadaki her ot kırmızı bir gül olsa bile, sevgilinin yüz gülü yoksa âşık güle aldırmaz. Redif burada iki gülü yan yana getirir ve sevgilinin gülünü bahçenin bütün güllerinden üstün tutar.
Mahlas beyti meclis ile bahçeyi birleştirir. Ay yüzlü sevgili, âşıkların meclisinde mum gibi ışık saçmıştır; ama o gülün meclisinin de süsüdür. Mum, ay ve meclis kelimeleri ışık etrafında; gül, gonca, bülbül, çimen ve gül bahçesi ise bahar etrafında iki tenasüp grubu oluşturur. Gazelin her beytinin sonunda tekrarlanan "gül", bu iki dünyayı birbirine bağlayan kelime olur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 189, fg 95 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






