Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ey der-miyān-ı her dü cihān iḫtiyār-ı dil
Cüz-kār-ı ‘ışḳ-bāzī-i to nīst kār-ı dil
‘Anḳā ki ṣayd-ı lāġer-i şeh-bāz-ı zülf-i tost
Yā Rab çi gūyemeş ki çi başed şikār-ı dil
Çün lāle der-hevā-yı gül-i bāġ-ı ḥüsn-i to
Ṣad dāġ-ı ḥasretest merā yād-gār-ı dil
Şükr-i Ḫudā ki zülf-i to-rā dīdem ü revān
Şod tārmār der-reh-i to kār-bār-ı dil
Hem-rāz-ı dil kesī be-cihān key buved Münīr
Cānem derūn-ı perde ne-şod rāz-dār-ı dil
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey iki dünya arasında gönlün seçtiği güzel, gönlün senin aşkının oyunundan başka bir işi yoktur. ("İḫtiyār" sözlük anlamıyla hem seçme hem seçilmiş, seçkin demektir.)
2. Anka kuşu bile senin zülfünün doğanının zayıf bir avıyken, Yâ Rab, gönlü avlamak ne ki, ne diyeyim. (Anka, Kaf Dağı'nda yaşadığı söylenen, kimsenin göremediği efsanevi kuştur.)
3. Senin güzellik bahçenin gülünün sevdasıyla, lale gibi, gönülden bana kalan yadigâr yüz hasret yarasıdır. (Lalenin ortasındaki koyu leke divan şiirinde bir yara izi olarak düşünülür.)
4. Allah'a şükür ki zülfünü gördüm, ve gönlün işleri hemen senin yolunda darmadağın oldu.
5. Ey Münîr, bu dünyada kim gönle sırdaş olabilir ki; canım bile perdenin içinde gönlün sırrını saklayamadı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin doksan altıncısıdır (fg 96). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "dil" (gönül) kelimesidir; Ersoy'un redif listesinde gazel "-ı dil" redifiyle gösterilir. Kafiye "-ār" sesidir: iḫtiyār, kār, şikār, yād-gār, kār-bār, rāz-dār. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 84b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Redif gönlü her beytin sonuna yerleştirir; gazel böylece gönlün seçimini, işini, avını, yadigârını, işlerini ve sırrını sırasıyla anlatır. Matlada gönül iki dünya arasında sevgiliyi seçmiştir ve artık aşk oyunundan başka işi yoktur. "İḫtiyār" ile "kār" (iş) kafiyede yan yana gelir; "kār" kelimesi dördüncü beyitteki "kār-bār" (işler, iş güç) içinde yeniden görünür.
İkinci beyit bir av sahnesidir. Sevgilinin zülfü, kıvrık biçimiyle ve gönülleri yakalamasıyla avcı bir doğana benzetilir. Efsanevi Anka kuşu bile bu doğanın zayıf bir avıdır; o hâlde gönlün avlanması anılmaya bile değmez. Anka'nın büyüklüğü ve yakalanamazlığı ile "lāġer" (zayıf, cılız) sıfatı arasındaki karşıtlık, zülfün gücünü abartan bir mübalağa kurar. Av, avcı kuş ve av hayvanı kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Üçüncü beyit laleyi âşığa benzetir. Lalenin ortasındaki koyu leke, divan şiirinde aşkın gönülde bıraktığı yara izi gibi düşünülür; âşığın gönlünde de sevgilinin gül yanağına duyulan hasretten kalmış yüzlerce yara vardır. Lale ve gül, aynı güzellik bahçesinin iki çiçeği olarak bu beyitte birlikte anılır. Dördüncü beyit beklenmedik bir şükürle başlar. Şair zülfü gördüğü için Allah'a şükreder, ama hemen ardından gönlünün işlerinin darmadağın olduğunu söyler. Zülfün dağınıklığı ile işlerin dağılması arasındaki bağ, "tārmār" kelimesiyle kurulur; şükür ile perişanlık arasındaki tezat beyte ince bir alay katar.
Mahlas beyti sır konusunu işler. Gönle sırdaş olacak biri bulunamaz; can bile, perdenin içinde, gönlün sırrını saklayamamıştır. "Hem-rāz" (sırdaş) ile "rāz-dār" (sır saklayan) aynı kelimeden kurulmuştur ve beytin iki mısraını birbirine bağlar. Perde kelimesi hem örtüyü hem de gizliliği anlatır; sırrın perde içinde bile korunamaması, aşkın gizlenemeyeceği düşüncesine bağlanır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 189, fg 96 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






