Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Cān virmek ile ‘īd-i viṣāle ki yol ola
Ḳurbān-ı vaṣl olan kişi niçün melūl ola
Bār-ı girān hemān reh-i ‘ışḳ içre bu yiter
Ey dil laḳab ki bize ẓalūmen cehūl ola
Bilsem ki maṣrafına niçün sarf olunmaya
Ser-māye bir kişiye ki ‘ömr-i ‘acūl ola
Ḳanlu yaşuñı āb-ı revān eyle dem-be-dem
Şāyed ki bezm-i vaṣla anuñla vüṣūl ola
Va‘ẓ u naṣīḥat aña bu sözler yiter Münīr
Kimde ki gūş-ı cān ile sem‘-i ḳabūl ola

Günümüz Türkçesiyle

1. Can vermek vuslat bayramına bir yol olacaksa, vuslata kurban olan kişi niçin üzgün olsun?

2. Ey gönül, aşk yolunda ağır yük olarak bize "çok zalim, çok cahil" (ẓalūmen cehūlā) lakabının verilmesi yeter.

3. Ömrü hızla geçip giden bir kişinin sermayesi (ömrü), harcanması gereken yere niçin harcanmasın, bilsem.

4. Kanlı gözyaşını her an akar su eyle; belki onunla vuslat meclisine varılır.

5. Ey Münîr, can kulağıyla dinleyip kabul eden kimseye öğüt ve nasihat olarak bu sözler yeter.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin onuncusudur (tg 10). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "ola"dır; Ersoy'un girişteki redif listesinde tg 10 bu redifle anılır. Kafiye "-ūl" sesleridir: melūl, cehūl, ‘acūl, vüṣūl, ḳabūl; matlanın ilk mısraında "yol" kelimesi bu kafiyeye ses benzerliğiyle katılır. Ersoy kafiye türlerini anlatırken tg 10'u, revi harfinden önce uzun ünlü bulunan kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 101a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir aşk şiirinin dilini öğüt diliyle birleştirir. Matlada "‘īd" (bayram) ve "ḳurbān" kelimeleri bir tenasüp kurar: vuslat bir bayramdır ve bu bayrama can vererek ulaşan âşık kurban gibidir. Kurban bayramının iki kavramı burada aşkın diline taşınmıştır; bu bağlantı bizim tespitimizdir. Kurban olan kişinin üzülmemesi gerektiği düşüncesi, ölümü bir sevinç vesilesi sayar.

İkinci beyitteki "ẓalūmen cehūlā" ifadesi Kur'an'da emanet ayetinde geçer (Ahzâb 33/72): göklerin, yerin ve dağların taşımaktan çekindiği emaneti insan yüklenmiştir ve ayet insanı "çok zalim, çok cahil" diye niteler. Beyitteki "bār-ı girān" (ağır yük) bu emaneti hatırlatır. Şair aşk yolunda bu lakabı kendileri için bir yük ve bir nasip olarak kabul eder. Ayetle kurulan bu bağ bizim tespitimizdir; beyit bir iktibas örneğidir.

Üçüncü beyitte ömür bir sermayeye benzetilir; "‘acūl" kelimesi sözlük anlamıyla aceleci, çabuk geçen demektir. Ömür hızla geçip gittiğine göre onu gereken yere, yani aşka harcamak gerekir. Beyit bir soru biçiminde kurulmuş olsa da cevabı içindedir; "ser-māye" ve "maṣraf" kelimeleri alışverişin dilinden gelir ve ömrü bir tüccarın sermayesi gibi düşündürür. Dördüncü beyitte kanlı gözyaşı akar suya döner; "vüṣūl" (varma, erişme) kelimesi suyun bir yere ulaşmasını ve âşığın sevgiliye ermesini birlikte düşündürür.

Mahlas beytinde şair bütün gazeli bir nasihat olarak tanımlar. "Gūş-ı cān" (can kulağı) ve "sem‘-i ḳabūl" (kabul kulağı) tamlamaları, söylenenin gönülle dinlenip benimsenmesi gerektiğini anlatır. Gazelin öğüt veren bu kapanışı, Münîrî'nin şiirde zaman zaman benimsediği hikmetli söyleyişe bir örnektir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar