Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

‘Īsī-dem iken ey ṣanem-i yār-ı dil-rübā
Niçün helāk ider beni ol la‘l-i cān-fezā
Görüp ḫadeng-i ġamzeñi dil vehm idüp didi
Peyk-i ecel midür bu yaḫod rehber-i ḳażā
Ol çeşm-i nā-tüvānı görüp ḫaste göñlümüz
Başına çigzinüp didi cānum saña fedā
Deprenmege mecāli iñen yoḳ bu ṣubḥ-dem
Zülfüñ hevāsıyıla meger ḫastedür ṣabā
Gül yüzi ḥasretiyle ölenler mezārıdur
Her ḳanda şem‘-i lāle ki var şöyle cā-be-cā
Gördüm k’uġurlayın baña ol ġonca-leb söger
Didüm ne dirsin ol didi kim nesne yoḳ du‘ā
Yā Rab du‘ā-yı vaṣla ki el götüre Münīr
Ol hicr odına yanmışuñ it ḥācetin revā

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül alan güzel, ey sevgili put, dudağın İsa nefesliyken (ölüyü diriltirken), o cana can katan lal dudak beni niçin helak eder?

2. Gönül senin bakışının okunu görünce kuruntuya düşüp dedi: "Bu ecelin ulağı mıdır, yoksa kazanın kılavuzu mu?"

3. Hasta gönlümüz o bitkin, baygın gözü görünce başına dönüp dolandı ve "Canım sana feda" dedi.

4. Bu sabah vaktinde saba rüzgârının kımıldamaya hiç mecali yok; meğer senin zülfünün sevdasıyla (ve havasıyla) hastadır.

5. Her yerde, yer yer görünen o lale mumları, gül yüzünün hasretiyle ölenlerin mezarlarıdır.

6. Gördüm ki o gonca dudaklı bana gizlice söver; "Ne diyorsun?" dedim, "Bir şey yok, dua" dedi.

7. Ya Rabbi, Münîr vuslat duası için el kaldırınca, o ayrılık ateşinde yanmış kişinin dileğini yerine getir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yedincisidir (tg 7). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un girişteki redif listesinde yer almaz; kafiye "-ā" sesidir: dil-rübā, cān-fezā, ḳażā, fedā, ṣabā, cā-be-cā, du‘ā, revā. Şiir üç divan nüshasında (VT 100a, VY 80a, Ü 18a) ve iki nazire mecmuasında, Pervâne Bey (PB 22b) ile Edirneli Nazmî'nin mecmuasında (MN 26b) bulunur. Mecmualarda yer alması, gazelin şairin sağlığında ve sonrasında okunduğunu düşündürür; bu bizim çıkarımımızdır. Ersoy'un aparatına göre PB'de matladaki "ey" yerine "ol", "ol" yerine "bu" okunur; 4. ve 6. beyitler PB'de yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilinin hem dirilten hem öldüren güzelliği üzerine kuruludur. Matlada dudak "‘Īsī-dem", yani İsa nefesli diye anılır. Divan şiirinde İsa'nın nefesi ölüleri diriltir; dudak da öpücükle can verir. Şair buna rağmen o "cān-fezā" (can artıran) dudağın kendisini helak etmesine şaşar ve tezat beytin asıl buluşu olur.

İkinci beyitte bakış (ġamze) bir ok olarak görülür ve gönül bu oku ölümün habercisine ya da kazanın kılavuzuna benzetir. Üçüncü beyitte divan şiirinin "hasta göz" mazmunu kullanılır: sevgilinin baygın, süzgün gözü "nā-tüvān", sözlük anlamıyla güçsüz diye anılır. Hasta gönül, hasta gözü görünce onun başına dolanır. "Başına çigzinmek" deyimi sözlük anlamıyla birinin etrafında dönmek, ona kurban olmak demektir. Burada iki hasta birbirine kavuşur; bu karşılık bizim tespitimizdir.

Dördüncü beyitte sabah rüzgârının ağır esmesi, zülfün sevdasıyla hasta düşmesine bağlanır; bu bir hüsn-i talildir. "Hevā" kelimesi sözlük anlamıyla hem "arzu, sevda" hem "hava, rüzgâr" demektir ve rüzgâr için kullanıldığından tevriye kurar. Beşinci beyitte kırmızı laleler, gül yüzün hasretiyle ölen âşıkların mezarlarında yanan mumlara benzetilir.

Altıncı beyit küçük bir konuşma sahnesidir. "Uġurlayın" kelimesi sözlük anlamıyla gizlice demektir. Sevgili âşığa söver, âşık ne dediğini sorar, sevgili "dua" der. Divan şiirinde sevgilinin sövgüsünün âşığa dua sayılması bilinen bir inceliktir; beyit bunu sevgilinin ağzından söyletir. Mahlas beytinde ise ayrılık ateşinde yanan âşık için gerçek bir dua yapılır; böylece altıncı beyitteki "du‘ā" kelimesi son beyitte ciddi anlamıyla yeniden karşımıza çıkar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar