Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Dil revān olmışdı çoḳdan kūy-ı cānāndan yaña
Şimdi ‘azm idüp giderse n’ola cān andan yaña
Cān ki vardı la‘lüñe meyl itmedüñ bir ẕerre hīc
Ḫüsrevā ‘ādet degül mi meyl mihmāndan yaña
Her ḫaber kim senden irgürür ṣabā ‘uşşāḳuña
Müjde-i Yūsufdur irer ṣan ki Ken‘āndan yaña
‘Ārıżuñ şevḳıyla rengīn olduġ’ol sīb-i ẕeḳan
Mīve rengīn olur olsa māh-ı tābāndan yaña
Çeşm-i ḫūn-rīzüñe ‘arż itdüm dil-i pür-sūzumı
Baḳmadı mest olmaġın ġāyetde bir yandan yaña
Ol çerāġ-ı çeşm-i cān ḳılsa naẓar bir kez Münīr
Yoḳsa biñ biñ bendenüñ ḫod gözi sulṭāndan yaña

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül çoktan sevgilinin mahallesine doğru yola çıkmıştı; şimdi can da kararını verip ondan yana giderse ne şaşılır.

2. Ey Hüsrev, can (ölüm anında) dudağına doğru geldi, sen ona zerre kadar meyletmedin; misafire yönelmek âdet değil midir?

3. Saba rüzgârının senden âşıklarına ulaştırdığı her haber, sanki Ken'ân'a doğru erişen Yusuf müjdesidir.

4. Senin yanağının arzusuyla o çene elması renklenmiştir; meyve parlak aya doğru dönük olursa renk alır.

5. Yanık dolu gönlümü kan döken gözüne sundum; o göz son derece sarhoş olduğundan hiçbir yana bakmadı.

6. Ey Münîr, o can gözünün ışığı bir kez bakarsa (ne mutlu); yoksa binlerce kulun gözü zaten sultandan yanadır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin on birincisidir (tg 11). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "-dan yaña" ifadesidir; Ersoy'un girişteki redif listesinde tg 11 "yana" redifiyle anılır. Kafiye "-ān" sesidir: cānān, cān, mihmān, Ken‘ān, tābān, yan, sulṭān. 5. beyitte "yandan yaña" ifadesinde kafiye kelimesi "yan"dır ve redifle neredeyse aynı sesi taşır. Şiir Vatikan (VT 101a), Viyana (VY 81b) ve İstanbul Üniversitesi (Ü 19a) nüshalarında bulunur. Aparata göre 4. beyitteki "ẕeḳan" (çene) yerine VY ve Ü aynı anlamda "zeneḫ" okur; son beyitteki "bendenüñ ḫod gözi" yerine VT ve VY "bende ḫod göz" verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin teması, gönlün ve canın sevgiliye doğru yönelmesidir; "-dan yaña" redifi bu yönelişi her beyitte tekrar eder. Matlada önce gönül sevgilinin mahallesine gitmiş, ardından can da onun ardına düşmüştür. "Revān olmak" sözlük anlamıyla yola çıkmak demektir; "revān" kelimesi aynı zamanda "can" anlamına da geldiği için gönül ile can arasında bir ses ve anlam yakınlığı kurulur. Bu tevriye bizim tespitimizdir.

İkinci beyitte can, dudağa gelmiş bir misafir gibi düşünülür. "Can dudağa gelmek" ölmek üzere olmak demektir; can bedenden çıkmak üzere sevgilinin dudağına doğru yönelmiştir. Sevgili, misafire ilgi göstermenin âdet olduğunu bildiği hâlde ona yüz vermez. Böylece ölüm anı ile misafirlik âdeti tek beyitte birleşir. Üçüncü beyitte Hz. Yusuf kıssasına telmih vardır: Yusuf'un haberi Ken'ân ilinde bekleyen Yakub'a ulaşır. Saba rüzgârının getirdiği her haber, âşıklar için o müjde kadar değerlidir.

Dördüncü beyitte "sīb-i ẕeḳan" (çene elması), divan şiirinde sevgilinin yuvarlak çenesi için kullanılan bir benzetmedir. Çenenin renklenmesi yanağın arzusuna bağlanır ve ikinci mısra bunu ayın meyveye renk verdiği düşüncesiyle açıklar. Yanak burada parlak aydır; bu açıklama bizim çıkarımımızdır. Beşinci beyitte sevgilinin gözü "mest" (sarhoş) ve "ḫūn-rīz" (kan dökücü) diye anılır. Sarhoş göz, kendisine sunulan yanık gönle bakmaz; "yandan yaña" ifadesi hem "hiçbir yana" hem de yan bakışı düşündürür.

Mahlas beytinde sevgili "çerāġ-ı çeşm-i cān", yani can gözünün ışığı diye anılır. Son mısrada âşık kendini bir sultanın binlerce kulundan biri gibi görür: kulların gözü zaten sultandadır, asıl dilek sultanın bir kez bakmasıdır. Sevgili ile sultan arasındaki bu karşılık gazeli 2. beyitteki "Ḫüsrev" hitabına bağlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar