Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Zülf-i dil-berden kesül didügi dil beni ṣınar
Yoḫsa kendü cānına kişi ḳaçan yavuz ṣanar
Nāvek-i dil-dūzuñ ucından ciger ḳan oldısa
Ġarḳ-ı ḫūn olmış yaturken dil beni niçün ḳınar
Dilde peykān-ı ḫadengüñ var iken āh itmezem
Bilürem k’āyīne-i cāndur nefesden ḫod ṭonar
Mülk-i dil şöyle ḫarāb olduġı ey çābük-süvār
Göçmeden ġam leşkerinüñ birisi biri ḳonar
Gözümi bu ḳanlu kirpüklerle gören dir Münīr
Bir neyistān içre od düşmīşdür ṣan kim yanar
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlün "Dilberin zülfünden vazgeç (kesil)" demesi beni sınamak içindir; yoksa insan kendi canı için ne zaman kötülük düşünür?
2. Gönle dikilen okunun ucundan ciğer kan olduysa, (gönül kendisi) kana batmış yatarken beni niçin kınar?
3. Gönülde okunun temreni (ok ucu) varken ah etmem; bilirim ki (gönül) can aynasıdır, nefesten zaten buğulanır (donar).
4. Ey çevik süvari, gönül ülkesi öyle harap oldu ki gam ordusunun biri göçüp gitmeden öbürü gelip konar.
5. Münîr, gözümü bu kanlı kirpiklerle gören, "Bir sazlığa ateş düşmüş, sanki yanıyor" der.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz birincisidir (tg 101). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesi gazeli "-Er" redifli gazeller arasında gösterir; kafiye "-nar" ses dizisidir: ṣınar, ṣanar, ḳınar, ṭonar, ḳonar ve yanar. Gazel iki divan nüshasında bulunur (VT 121a, Ü 26a); VY nüshasında yoktur. Aparata göre Ü birinci beyitte "zülf-i" yerine "derd-i" okur ve ikinci beyti üçüncü sırada verir; VT üçüncü beyitte "nefesden" yerine "nefes" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti âşık ile gönlü arasında geçen bir tartışmadır. Matlada gönül âşığa sevgilinin zülfünden vazgeçmesini öğütler. Âşık bu öğüdü ciddiye almaz; ona göre gönül yalnızca onu sınamaktadır, çünkü kimse kendi canına kötülük istemez. Zülüf burada âşığın canı yerine konmuştur. "Kesül" (kesil, ayrıl) fiili ile zülüf arasında bir ilgi kurulabilir; saçın kesilmesini de çağrıştırır. Bu bizim çıkarımımızdır. "Yavuz ṣanmak" ifadesi burada bağlamı gereği "kötülük düşünmek" anlamında kullanılmış görünür.
İkinci beyitte gönül, âşığı kınayan bir yargıç gibidir; oysa kendisi okla yaralanmış, kanlar içinde yatmaktadır. Ciğerin kan olması ve gönlün kana batması aynı yaranın iki yüzüdür. "Ṣınar", "ṣanar" ve "ḳınar" kafiyeleri arasındaki ses yakınlığı bu tartışmaya bir ahenk verir.
Üçüncü beyit ayna mazmununa dayanır. Madenden ya da camdan yapılmış aynanın üstü nefesle buğulanır. Gönül can aynasıdır; âşık ah ederse nefesiyle bu aynanın yüzünü bulandıracaktır. Bu yüzden gönülde okun temreni dururken bile ah etmez. "Ṭonar" kelimesi buğulanıp donuklaşmayı anlatır.
Dördüncü beyitte gönül harap bir ülkedir. Gam ordularından biri göçmeden öteki gelip konar; ülke bir an bile boş kalmaz. "Göç-" ve "ḳon-" fiilleri ordunun göçüp konaklamasını anlatır; "çābük-süvār" (çevik süvari) ile seslenilen sevgili de bu ordunun komutanı gibidir.
Mahlas beyti güçlü bir görsel imgeyle kapanır. Kanlı kirpiklerle çevrili göz, ateş düşmüş bir sazlığa benzetilir. Kirpiklerin incelikleri ve sıklığı sazlığın kamışlarını, kanın kırmızılığı da ateşi andırır. Benzetmenin dayanağı bizim çıkarımımızdır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 271, tg 101 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






